YALNIZLIK SENFONİSİ
Bir kenarda oturmuş içiyorum. Evet yine içiyorum. Siz neden diye sormadan anlatayım. Daha tavana kas göz çizeli 2 hafta oluyor. Kendi yalnızlığımı paylaşmak için. En azından bir duvarla. Eleştirmiyor. Yargılamıyor. Bildiği tek şey var. O da susmak. Üstelik söyledikleriniz sadece ikiniz arasında kalıyor. Dedikodu yapmıyor ve asla arkanızdan konuşmuyor. Bir menfaat beslemiyor. Tek derdi onunla konuşmanız. Üstelik müzik zevkimiz de aynı. Ben ne dinlersem o da onu dinliyor. İhanet şansı sıfır. Çünkü benimle birlikte bu 3 metrekare odada yaşiyor. Dışarı çıkmayı sevmiyor. Çok içtiğim bir akşam bana bir sır verdi. İNSANLARA GÜVENMİYORUM
Bende bazen sırf bu yüzden benimle konuşmadığını düşünüyorum. Hak vermiyor da değilim aslında. Günün 24 saati haftanın 7 günü ve yılın 52 haftası. Dinlemekten asla sıkmılıyor. Bana dedi ki senin anlattığın kadınları sevdiğin kadar bende dinlemeyi seviyorum. Tabi yine çok içmişim o aksam. Ona gerçekten çok güveniyorum. Çünkü bütün çünküleri yukarıda anlattım. Aslında biraz platoniğim ona. Ne desem ki. Aslında aradığım bir çok şey var onda. Tek sıkıntı ancak ben çok içince benimle konuşuyor. Bir duvar yalnızlığıma eşlik ediyor. Bütün o insan kalabalıklarının samimiyetsiz tebessümlerin yalan dolan ilişkilerin ve menfaat dolu sevgilerin çok uzağında hissediyorum kendimi onunla geçirdiğim vakitlerde. Şimdi size soruyorum. Eğer siz ben olsanız siz bu kadar içmez miydiniz?











