Zamanı gerçekten durduramıyor muyuz?
İlk defa doğum günümde bu kadar uzak hissediyorum her şeyden… özellikle de kendimden. Aslında eskiden de mesele hiçbir zaman doğum günü değildi. Ben sadece tek bir günün bana ait olmasını isterdim hep. Değerli hissetmek isterdim. Duyulmak, görülmek isterdim. Anlatmadan anlaşılmak isterdim. İsterdim… çünkü istemekten yoruldum artık.
İçim öylesine boş ki…
Bir de bunun üzerine bir yaş daha geçti diye üzülüyorum. Olduğum yerde saydığım bir yıl daha. Yalnızlığımla daha çok yalnız kaldığım bir yıl daha. Her şeyin daha iyi olacağına umut edip, aslında daha kötüye gittiğini fark ettiğim bir yıl daha. Bir “daha”, bir “daha”, bir “daha”.
Her neyse…
Bugün takvim bir sayı daha ekledi.
Otuz iki.
Ama ben bir yaş büyümüş gibi değil de, biraz daha sessizleşmiş gibiyim.













