2022 mi oldu senenin adı? (Fotoğraf'ta annem...Sene 1964)
Suçlandığım, suçluyum dediğim ne kadar ne varsa ikindi sonrası düğümlü bohçasından döktüm ortaya. Ortalığa saçılan hüzünlerin birbirine dolanmış, karmakarışık olmuş saçlarını taradım tel tel. Her dokunuşta canıma değen bir kederle yeniden doğdum. Onca hatanın bir sorgulaması olmalıydı. Ertelenen yüzleşme zamanında, yaşanması gereken artık aynalarla barışma anıydı. Bakamadığım kendime bakmalıydım. Kaybettiğim kendimi bulmalıydım. Çalınan ismimi yeniden üzerime dikmeliydim.
Ahkam kesen cümlelerin döküldüğü dudaklarımdaki mührü kırdım. Döküldü cümleler bir bir.. Kelimelerim kavgalıydı onları barıştırdım.
İkindi sonrası o kapıdan çıkarken, geçmişin yok eden, dibe çeken tüm vakitlerini orada bıraktım. Kapıdan çıkmadan el açtım semaya, bıraktım tüm yanlışa değenlerimi. Söz verdim, akitlerle kuvvetlendirdim inşa ettiğim zamanın kolonlarını. Daha bir güçlü olmaya ahdettim. Aklanmak kolay değildi. Ama siyahla yaşamak çok daha zordu. Kavgalı yaşamak, hafif bir esintide sallanmak, sürekli beklemek, bitmeyen bir çile yumağını çözmeye çalışmak, her gün biraz daha geri sayıma vurduruyordu.
"Değer mi?", "Ne için? Kim için?" diye sordum kendime... Değmez dünyaya ait hiç bir şey için ve hiç kimse için doğrularını yanlışlarla değişmeye, mutluluğunu hüzünlerinle yer değiştirmeye, başarını başarısızlığın gölgesine hapsetmeye, birilerinin senin hayatına kumar oynaması için izin vermeye, DEĞMEZ, cevabıyla şahlandı ruhum. Ve bu gün hayatımın miladı oldu ikindi sonrası çıktığım o muhteşem kapı. Değmeyen her şeyi ve herkesi bıraktım orada... Çektim kapıyı hızla.. Hafiflemiş bir beden, tertemiz bir zihin, ak pak bir yürek ile attığım ilk adımla sarsıldı içimdeki ben.
Hoş geldin hayatım,
Hoş geldin yeni zamanlarım,
Bu gün ben yeniden doğdum...
Özlem Ayral














