Ne kadar güzel gülerdim eskiden. Kendimi özlüyorum ...


#batman#dc comics#dc#bruce wayne#tim drake#batfam#batfamily#dick grayson#dc fanart

seen from Russia
seen from Yemen
seen from China

seen from United States
seen from Yemen
seen from Jamaica
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Yemen

seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Czechia
seen from Yemen
Ne kadar güzel gülerdim eskiden. Kendimi özlüyorum ...
Gece gece bunaldım hadi bi anı anlatalım. Aslında anı da değil de işte konuşuyorum duvara karşı
Yine küçüğüm Walkman'da gece radyo dinliyorum ( küçüklükten beri bi şey dinlemeden uyuyamam hâlâ devam ediyor bu ) müzik pek dinlemezdim daha çok konuşma programı falan arardım kısıtlı frekansların içinde, cızırtılı. Sonra bi gece kanalları değiştirirken bi kadın sesi arkada sakin bi fon müziği eşliğinde bi hikaye okuyor. Baktım Pollyanna. Daha küçükken ince çocuk kitabı olarak okuyup Yeşilçam'da ki uyarlama filmini izlediğimden biliyordum hikayeyi. Ama ilk defa sesli kitap okunmasını görmüştüm o zaman o yüzden hem şaşırmıştım hemde çok hoşuma gitmişti. Hanım abla yaklaşık 15 dakika okuduktan sonra devamı yarın dedi ve Walkman'ın ekranı olmadığından ben frekansı kaybetmemek için dinlemeye devam ettim ki radyonun adı neymiş frekansı neymiş falan öğreneyim diye. Nitekim öğrendim ve unutmadan kalemle hemen bi küçük kağıda saatiyle birlikte yazdım. Ertesi gece o saat gelmeden 10 dakika önce frekansı bulmuştum bile. Böyle böyle kitap bitene kadar her gece o saatte o frekanstaydım. Pollyanna bittikten sonra başka kitaplarda dinledim aynı abladan. Kim olduğunu hatırlamıyorum tabiki.
Aslında anlatmak istediğim şey şu; tamam o zaman şimdi ki gibi teknoloji yoktu, tuşlu cep telefonları internete girse bile sadece internete giriyor oluyodu ki kimse de onunla uğraşmıyordu. Şimdi ki gibi sosyal medya falan olmadığından ve olanlarda telefondan girilmediğinden telefon sadece telefondu. Ama işte değerliydi. Ben şimdi binlerce sesli kitap, podcast, hikayelere ulaşabiliyorum ama emek harcamadığım için dinlemek tatlı gelmiyor. O saati beklemek, hikayenin devamını merak etmek, o saatte müsait olmak emek dolu ve çok tatlı. Aynı şekilde filmlerde öyle. Televizyonda bi dizi izliyosun çişin geliyor tuvalete gidemiyorsun reklama girsin giderim diyosun. Çünkü dondurma, geriye sarma ya da kaçırınca tekrarını izleyemiyosun. Bi daha denk gelecekte bakacaksın falan. O yüzden bunlar değerliydi. Yani bi şeylere kolay ulaşmak güzel elbette ama çok ruhsuz. O yüzden her şeyden çok çabuk sıkılıyoruz, çok çabuk tüketiyoruz. Adamlar haftalık mizah dergisi çıkarıyolarmış 16 sayfa kaç kere okuyorlarmış tüm sayfaları, diğer sayı çıkana kadar. Yine o haftaya kadar olan merak, acaba çizgi roman hikayesi nasıl devam edecek? Katil kim çıkacak? Şuan böyle bi heyecan bile yaşamak o kadar zor ki. O yüzden de beni çoğu günümüz teknolojisi etkileyemiyor. Oyunlar istediği kadar gerçekçi olsun o ruh yok ki. Gta 6 şöyle olacak böyle olacak rekor kıracak umrumda değil. Gta 5 in rekorları umrumda değil. Hiçbiri 1.25 gb lık Gta Vice City'yi geçemeyecek. Gerçekçi olacak diye ciddi olacak diye tüm renkleri çaldılar. Gri, beyaz, siyah arabalar, binalar. Gerçekçi olsun diye samimiyetsiz robotlaşmış oyunlar. Çocukluğumuzu tükettiler, gülümsemelerimizi aldılar bizlerden..
@kitapkontu
Galerimde eski bir fotoğrafımla karşılaştım. İnsan hiç kendini kıskanır mı bilmiyorum ama ben o kızı çok kıskandım…
Plakta Sezen yanımda sen.
'anılar sahip olduğumuz tek şey ve biz onlara bile sahip çıkamıyoruz artık. her şeyi yitirmeye başladık. her şeyin kıymeti yok olmaya başladı ve elimizde anı bile kalmadı. çünkü yüzlerimiz ekranlara dönük yaşar olduk. sokakta oynadığımız oyunlar dört duvara hapsoldu ve buluşmalarımız görüntülü konuşmalarla sonlanır oldu. anılar, sahip olduğumuz tek şeydi ve biz onları kendi ellerimizle kaybettik.
O'nu, sessizliğimin içine kattım ben.