"Söylemeye cesaret edemediginiz seyleri, ima da etmeyin ne olur.
Yormayin insanları...

seen from Argentina
seen from United States

seen from United States
seen from Oman
seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
"Söylemeye cesaret edemediginiz seyleri, ima da etmeyin ne olur.
Yormayin insanları...
Yeni yeni anlıyorum yorulduğumu. Öyle hevesli değilim artık eskisi kadar. Koşturmalar, yıkılmalar, hadi bir dahalar. Maskeler ağır gelmeye başladı. Hele de şu "Güçlü Görünmek" olanı yok mu? Ağır geliyor artık yoruluyorum..
“yaprak döken ağaçların altında kalmanı asla istemem ama herkese güzken sana gül uzatan birine haksızlık etmenin pişmanlığını yaşa isterim”
Dizlerine yatıp ağlasam.
Saçlarımı sever misin?
Biraz da sarılır mısın?
Lütfen.
Adım atsam,
Sanki düşeceğim gibi.
Mecalim kalmadı hiç
bir şeye.
Öylece duruyorum sadece.
Öylece durunca da
yoruluyormuş insan.
İyi değilim, hayat üzerime yük bindirdikçe ben daha da yavaşlıyorum. Kollarım zayıf düşüyor, kulaklarım duymuyor, saçlarım ağarıyor ama yüklerim azalmıyor. Birinden kurtulsam biri geliyor bense altında ezilip büzülüyorum sadece. İçim kan ağlarken de dışarıya bir damla sızmıyor. Ben yoruldum; bütün sorumluluklardan, üzerime binen yüklerden, hiçbir şeyin düzelmeyip dahada kötüleşmesinden...Ben bunları artık kaldıramıyorum, çok ağır...
Neden hep böyle...
Yetmedi mi? , bana yaptıkların ,çektiğim acılar ,uykusuz kaldığım binlerce gece, tuvalet duvarlarına yaslanıp ağladığım sonra ağladığım belli olmasın diye gözlerimi buz gibi suyla yıkadığım akşamlar, korkuyla sıçrayıp uyandığım sabahlar, yaptıkların aklıma geldikçe midemde oluşan his yüzünden yemek yiyemediğim öğlenler ,heyecanla bekleyip birden çökmelerim ,elimin ayağımın buz kesip titrediği karlı yağmurlu günlerde evinin önünde beklediğim saatler sence de ben bu yolda biraz fazla bedel ödememiş miyim.. o güzel dudaklarını öpmek, kokunu içime çeke çeke sarılmayı çok istiyorum ama bilirsin işte bazı korkular vardır... ben korkuyorum, ben senden korkuyorum çünkü sana sarılmak için yanına gittiğimde dönüp arkanı gitmiştin o soğuk havada kapkaranlık sokakta bıraktın gittin. yine de arkandan gittim aşk dediğimiz şey de böyle değil miydi zaten ne olursa olsun aynı yerden üst üste vurulacağını bilsen de adım atmak değil miydi? bana göre öyleydi o zamanlar.. ben o zamanlar canımın acıdığını sanardım meğer sonraki yıllar asıl acıyı görecekmişim.. nerden bilebilirdim ki sonuçta çok hevesliydim sana sarılmaya geleceğim günden 2 gün önce yeni parfüm aldım senin yanına gelene kadar hiç kullanmadım bir kez bile sen sarılınca anısı kalsın diye senin yanına geldiğim gün sıktım ama sen bana o kokuyu duyacak kadar bile yaklaşmadın sadece biraz yanıma yaklaşıp bizden olmaz dedin ağzımı açmaya fırsat vermeden döndün gittin o parfüm bitti biliyor musun? şimdi ise acıyla bütünleştim sanırım ailemden birini kalbimle birlikte oraya gömmüşüm ben meğer...eskiden tabuta yaklaşmaktan çok korkardım yada mezarlığa gitsem arabada kalayım mı ben derdim ama o gün o kasım günü hiç yaklaşmadığım kadar tabuta yaklaştım o tabutun başında saatlerce bekledim gözümü ayırmadan o mezarın içine yerleştirmelerini izledim buz gibi rüzgar suratıma çarpıp göz yaşlarım içime akarken boğazımdaki düğüm giderek daha da bağlanıyordu ve ben o gün ilk sana söyledim bunu ailemden birini canımı kaybettiğimi sana söyledim neden çünkü sana çok değer veriyordum senin söylediğin onca kırıcı acımasız şeye rağmen yine ilk sana geldim... ilk defa sana dedim yanıma gel diye sarılmak istedim seni aradım bağırıyordum yanıma gel,yanıma gel, yanıma gel, sen naptın arkaşlarla buluşucaz dedin... o gün sarılabilecek birini aradım ama yoktu... sonra noldu hatırlamıyorum hatırlayamıyorum o kadar çok şey dedin ki bana seni sevmiyorum, hiç sevmedim ki seni,çık hayatımdan artık,senle sevgiliyken ben başkasına aşıktım,zorla çıktım hepsi üstü üste kalbime hançer gibi saplanan şeylerdi. tam atlattım artık dedim yine geldin bu sefer sevdiğin kızı anlatmak için gelmişsin gece uyuma yazıcam dedin gözümden uyku akarken uyumadım bekledim sonra tavsiye istedin sevdiğim kıza açılayım mı diye ve benim canım acıya acıya onardığım tekrar çiçekler açtırmaya çalıştığım kalbime sen tekrar gelip çamurlu ayaklarınla bastın canım acıya acıya tavsiye verdim sonra ne dedin sen ‘’ seni de bizim bi arkadaşla yakıştırıyorum çıkmayı düşünür müsün’’ dedin kaldım öylece kaldım yemin ederim artık neye üzüleceğimi şaşırmıştım çünkü sen eski zamanlara göre daha acımasızlaşmış beni iyice hayatından atmıştın hem birini seviyor hem beni bir arkadaşına ayarlamaya çalışıyordun.. sence de yetmedi mi bunlar..