“hiçbir tesadüf senin kadar mutlu etmemişti.”
— (via sadistbiradam)
hello vonnie
sheepfilms
occasionally subtle

Love Begins
The Bright Sessions

roma★
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

oozey mess
RMH

Origami Around
noise dept.
Fieri Frames
h
Not today Justin
Claire Keane
Doug Jones
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
untitled

Product Placement
seen from Brazil

seen from Colombia

seen from Puerto Rico
seen from Ireland

seen from Italy
seen from France

seen from United States

seen from Colombia
seen from United States
seen from Vietnam

seen from United States
seen from Ecuador

seen from United Kingdom

seen from Italy
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Nepal
seen from Chile
seen from Netherlands
seen from Mexico
@theyerdekibulutlar
“hiçbir tesadüf senin kadar mutlu etmemişti.”
— (via sadistbiradam)
“Sen bana yeni yılsın her dakika, her dakika bir yaşıma daha giriyorum.”
— (via umutlarimparamparca)
Emel Sayın anlatıyor; O zamanlar tığ gibi delikanlı, cepte para çok. Oyuncu bir de, Mavi Boncuk filmini çekiyoruz. Bir gün setten çıktık eve gidiyoruz. Ben Lalelide oturuyorum. Kemal, benden önce çıktı. Herkes yevmiyesini almış, taksiyle giden gitti, kendi arabasıyla giden gitti. Ben baktım ki Kemal yürüyerek gidiyor; üç kilometre var gideceği yere. Her gün yürüyerek gidip geliyor. Merak ettim, nereye gidiyor bu adam böyle diye. Uzun süre yürüdü, sonra bir bankta bir adam yatıyordu. Kaldırdı adamı, bir şeyler konuştular, sonra cebinden para çıkarıp verdi. Şaşırmıştım. Sonra biraz daha ilerde bir lokantaya girdi, bir şey yemeden çıktı, oraya da para verdiğini görmüştüm… Bıraktım takibi, banktaki adama yaklaştım: ‘tanıyor musunuz o az önce size para veren adamı?’ dedim. ‘Adını bilmem, sormam da, her gün para verir bana..’ dedi. Teşekkür ettim. Az ilerdeki lokantaya gittim: ‘Az önce gelen beyin borcu mu var size?’ dedim. Tanımadılar beni: ‘Kemal Abinin mi, yok hayır bize her gün evsizler uğrar, yemek yediririz, o da sağ olsun, onların yemek masrafını öder…’ dedi.. Ertesi gün Kemal'in yanına gittim. ‘Sen ne güzel bir adamsın ya..’ dedim, ne olduğunu anlayamadı, sarıldım ağladım.. ‘Ölme sen benden önce..’ dedim, ama dinletemedim…
Dinletemedik
Artık herhangi bir hayale, kucak açamayacak kadar yorgunum.
Cemil Meriç
(via icimizdekiyalnizlik)
Bir hata yaptığımda kendime sürekli mükemmel olmaya çalışmak zorunda değilim diyorum takıntılı insanlar için hayat gereksiz şekilde zorlayıcı
Public
Seni şöyle seviyorum böyle seviyorum diyemem ama sarılırım mesela yemek yaparım, en sevdiğim kitabı okurum sana. Üşürsen en sevdiğim çocukluk pikemi örterim üstüne. Dışarı çıksan camda yolunu gözlerim. Hasta olsan sabaha kadar başında beklerim. Ağlarsan seninle ağlar, gülersen seninle gülerim. Bebek gibi boynumda uyuturum mesela başını okşayarak. Öyle yaralarını sararım falan diyemem, biliyorum ki geçmiş yaralar sarılmaz ama bir daha yara almaman için kalkan olurum sana. Bir annenin yavrusunu sahiplenmesi gibi sahiplenirim. Bir ablanın / abinin kardeşini koruması gibi korur kollarım. Bir baba gibi çabalar bakarım sana. Arkadaş gibi dinlerim, kardeş gibi severim. Hep yanında kalırım, konuşmasan susar beklerim seni. Ben seni öyle böyle sevmem, ben seni güzel severim.
Ne güzel demiş Nuri Pakdil; Pas tuttu içimiz. Bu yüzden duymaz olduk tüm yeryüzünde akan kanların sıcaklığını bile.
(via ucanbisiklet)
emir kozcuoğlu ‘felsefesi’
Misal birini severken çok güzel birini görüyorum. Heh diyorum benim sevdiğim bundan daha güzel.