Yuduf13.tumblr.com da yazıyorum artık

PR's Tumblrdome
No title available

ellievsbear
Cosimo Galluzzi
Sade Olutola
sheepfilms

bliss lane
Lint Roller? I Barely Know Her
RMH
art blog(derogatory)
Cosmic Funnies
The Bowery Presents
Doug Jones
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Phantogram Three

@theartofmadeline
Noah Kahan

❣ Chile in a Photography ❣
Color Me Curious

Discoholic 🪩
seen from Singapore
seen from United States

seen from Türkiye
seen from China
seen from Australia
seen from China
seen from Mexico

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Australia

seen from Singapore

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Philippines

seen from Türkiye
seen from Russia
seen from Brazil
seen from Türkiye

seen from France
seen from Venezuela
@travmatolojist-blog
Yuduf13.tumblr.com da yazıyorum artık
son
Çok ayip etmissin, ben olsam o kadar etmezdim.
ah işte
ben o telefonu açıklama bekler açmasaydım,
sen bu kadar yalan söyleyip kıvranmak zorunda kalmazdın. bir anlamın olurdu. şimdi aklımda geçen her an, zaman ziyan. bu yüzden bozmuyorum kimsenin rahatını yoksa elimde uzun yeterince kolumda her yerde.
bu kalsin
Burasi kalsin sana asik tarafimin limani denizsiz ayazi bol sehrin goz yaslarimizla nemlenen iklimi olarak burasi kalsin insan insani nasil sever nasil uzer nasil gider de gidemez karda yuvarlanirken usumeden bir dikili tasimiz burasi kalsin
Bir Kürek
Bir kürek al Bir kazma Amman amman Mezarımı kaz gayrı Amaaan
32
Yalnızlığın senin, kafanda imansız filler, Vegas'ta bir otelin penthouseundan bir fakrı yok beyninin.
Ankara
Ankara, tek ben siz hepiniz ...
31 - Belki Bilemedim
İşler istediğim gibi gitmediğinde, derin bir nefes alıp, çaresizliği mutluluğumdan uzak tutmaya yoğunlaşıyorum. Çaresizliği sorgulamaya gerek yok, çözümü basit, biraz daha zaman, daha fazla dişlerimi sıkmadan sessizce mutluluklarıma tutunarak. Çaresizlik, zihin oyunları yapan bir şeytan gibi aklımın kıyılarında. Bir kulak versem gözlerimi kapatıp, bütün zaaflarımdan imgeleri kolajlar halinde sokacak varlığımın dalgalanan yerlerine. Buna izin vermiyorum. Gözlerim açık uyuyorum mesela, yorucu biraz. Sahip olduklarıma tutunuyorum sonra, karanlık imgelere inat, ruhumdaki ışıklara tutunuyorum, yumuşak karnıma kollarımı dolayıp aşkımın sıcaklığına sarılıyorum. Yorulunca bir adım daha diyorum, nefesim kesilirken, bir nefes daha ardından. Rüzgarla bir oluyorum, ağırlığı taşıyamayınca. Çok dikse yol, üşenmeyip etrafından dolanmaya başlıyorum. Büyüyorum sonra, bedenim yoruldukça, varlığımın zayıflıklarından kurtuluyorum. Sen evde bekle diye fısıldıyorum, yaşlı, çocuklu ve çok sevdiğim için yormak istemediklerime. Kendimle çıktığım bir yol bu, lekelerimden arınmaya. Zayıflıklarım çünkü, dayanamıyorlar kalbimin gücüne. Her saniye üstümdekilerden biraz daha kurtulup, kendime dönüyorum. Burnumu uzatayım derken içine düştüğüm bok çukurlarından izler var geriye, yıkanıyorum. Her nefesimin daha sağlıklı olduğunu hissediyorum.
30 - Ben Böyleyim
http://fizy.com/song/athena-ben-boyleyim/3ijlxn
29 - Çünkü Seni Seviyorum
Atomu parçalasam aslında, Büyük iş, Ben yine de bütün enerjimi Çaktırmadan nasıl seyrederim seni, Buna ayırıyorum... Hobi olarak sevmiyorum seni, Varlığına bir hayat, Elin elimde bir ömrü düşlüyorum, Çünkü sevgilim Seni seviyorum. Varlığın yıldızlardan armağan, Berrak bir kış gecesi, Issızlığın soğuğuna inat, Nefesinin sıcaklığına eritiyorum, Kalbimin güvensizliğe buz tutmuş Serin tenha yerlerini. Bir koalanın havaya güvenip, Kollarını iki yana açması gibi, Dudaklarının arasında bir fısıltıyla, Gümüş tepside, Taze iki gevrek simide düştü yüreğim. 15 Şubat bir kış günüydü, Adını ilk okuduğumda ezberledim, Sevgilim ben sana aşık olduğumda, 15 Şubat'ın bir kış günü olduğunu, Çok sonra öğrendim ...
28 - İstanbul
İstanbulu hatırladın mı şakir? Akşam esintisinde martı sesleriyle irkildiğin vakit, gökyüzünde ay, dolunaydan az sonraydı. Bir deniz kokusu fısıldadı burnuna, "Nasılsın?" Ben iyiyim, hayat da güzel bana kalırsa. Boş bohemlerin şarap kekremsili sarhoşluğundayım, semt kurtuluş, sağ adımımın önünde sol adımım gerisinde sağ topuğum... Şimdiki gençler biraz, canımı yakıyorlar desem bana gülersin biliyorum. Hazır sevgili istiyorlar belki, belki hayatı sağlama almış dostlar. Benim istanbulda sahip olduklarımın yarısına sahip olup zenginden sayıyorlar kendilerini, karşısındakinin neyi yoksa orasından vurup bok muamelesi yapıyorlar. Diplomasıza diplomalolololom, parasıza para. İşsize iş soruyorlar. Öyle eziyorlar ki hem önünden hem arkandan, kimsenin canı çekmiyor yanına gelmeyi, yardım etmeyi. Kendileri için yaşamayı başarıdan sayıp sevdiği için fedakarlık yapmaya kalkanı mal mısın diye yaftalıyorlar falan. Kızamıyorum ki onlara, 10lu yaşlarımı hatırlıyorum, dünyayı benim sanıp, anasına avradına sövdüğüm insanlar geliyor aklıma, gülümsüyorum. Sığıntı gibi hissettiriyorlar moruk, yardım etmeyi, dilenciye sadaka vermek sayıp, "ben olmasaydım"lı cümleleriyle kum ediyorlar sana verdikleri iyiliği. Onları mutlu et de istiyorlar. Kendi ayıplarını başkalarında boklayan elitler bunlar, kendi steril ortamlarında beni mikroptan sayıyorlar. Tazikli fırçalar ve kıskıs gülmelerle kirli üstüm başım. Öyle mükemmeller ki, eleştirmekten kaçınmıyorlar. İstanbulu hatırlıyor musun? Nişantaşında oturup, gümüşsuyunda çalıştığın günleri. Kendini sürgün edişin gözlerimin önünde hala. Şimdi klozetin üstünde tek başınasın, tüm hakettiklerin ve başarısızlıklarınla. Bırak artık göz yaşlarını, belki gerçekten sevilmeyi hak edecek bi tarafın yok? Kimse yokken ağla, gözlüğünü lavaboya çıkarıp, usul usul. Çocukken kimseye göstermeden ağladığın gibi, kırıp dökmeden. Bırak içindeki çocuk senin kalsın
Hayat bir çocuk oyuncağı dediğim günü hatırlıyor musun? Hah işte artık oyuncağın zembereğini yeniden kurma zamanı.
bilmem
neden sigara içtiğimin bir cevabı yok? bu kadar çok içtiğimin nedeniniyse isveçli bilim adamları bile bulamaz, norveçli balıkçılardan umutluyum biraz da onlar da hep balın balığın peşinde, boş zamanlarını da kadınlarla ısınmaya ayırıyorlar.çok da bir şey beklemiyorum yani onlardan.
laflarla peynir gemilerini yüzdürmeye devam işte akşam vakitleri. sana da yetemiyorum sevgili, tek rakibim don kişot zira. don kişot vs yel değirmenleri, travmatolojist vs lafla yürüyen peynir gemileri. ne bileyim, alkolle de alakası yok. uykum yok canımın keyfi yoksa depresifte miyim acaba deyip vitese bakıyorum da öyle bir lüksüm yok.
"baba" dedim, "30unda askerliğini yapmış, bir oğlun ve şefliğin vardı". "he işte gerisini sen düşün" dedi. sustuk, yola baktık. ikimiz de farkındaydık, hala da farkındayız, tuhaf geliyor, korkunç bir yetenek nasıl da harcadı kendini, üstüne babasını yemeye başladı. atsan da atılmıyor üstelik, satsan aslında para eder, zaman zaman görüyoruz.
eğri de otursam, ne bileyim be hacı yani olayın bir tesellisi yok. gerisi hep önce kendini kandırmak. kendinle beraber kandırman gereken başkaları da var, mutluluğu sana bağlı olan...
26 - Seni Sevmeye Gidiyorum
Hoşçakal Sevgilim,
hoşçakal Ankaram.
ben şimdi
seni sevmeye gidiyorum.
içten içe
ve
aldığım her nefesle
ezan seslerine karışarak
yürür adım
seni sevmeye gidiyorum.
üzmeden artık,
canını yakmadan
ve
göz yaşlarını kurutmaksızın
seni sevmeye gidiyorum.
kalbim cebimde
sana biriktirdiğim tüm şarkıları
avaz avaz aşka dökerek,
gülüşünü hiç yıpratmadan
kıvırcık saçlarındaki bebek kokunla
seni sevmeye gidiyorum.
sokak kedileriyle oynayıp
Ankaraya karışır adım yürüyerek,
seni koyduğum yerden mütevellit
cismini aramadan,
yokluğunla
seni sevmeye gidiyorum.
soğukta titreyişini
saçındaki kıvırcık parıltıları
güneşli günlerde,
ve
kimsesiz sahillerin dalgalı sularını
gökyüzüne fışkırtarak
bir ankara soğuğunda,
seni sevmeye,
ankaraya gidiyorum.
bir "osman abey" şakasında gülüşünle,
dilimde acı limonlu cin tadınla,
tüm o hayat kokunla,
ıslak ayaklarımın gülümsemeye dönüşen sebepleriyle
ben
seni sevmeye gidiyorum.
kırmadan, dökmeden
ve
incitmeden pembe kalbini,
tüm kedilerde seni sevmeye,
ıssız bir ankara kışına gidiyorum,
üşümeden, donmadan
üzdüğüm İçin sızlamasın artık diye,
bir kış günü
yalandan da olsa güneşi gördüğümde
sıcağına kanıp,
incecik giyinip küfrederek,
ağlamaya bile hakkım olmadan,
göz yaşlarım için özür dileyerek
seni sevmeye gidiyorum.
ne zaman bir şiir görsem
adını fısıldayıp
okuduğun şiirlerinle mutlu olmaya,
sevdiğin şairleri hatrın için açıp,
okudukça
seni seni sevmeye gidiyorum.
sen hoş çakal,
yanında utanmadan ağlayabildiğim,
yine de özür dilerim,
25 - Affedemiyorum
"Affedemiyorum.
gönlün kırılmasın ama ben böyle bir ilişkiyi hak etmiyorum.
iyi bir insan olmaya çalıştım
herkes için güzel şeyler diledim.
çok çabalayıp güzel şeyler başardığım
bunun için mükafatlandırıldığım bir hayatım var.
allah sağlık verdi
sevdiklerimi bana yakın tuttu
baktığımda tek benim canımı yakan senin yaptıkların.
niye kendime ve sana bunu yapayım.
birgün benim sana hissettiğimi
hissedersin sen de birine
o zaman ne dediğimi anlarsın
sevişmek ibadet olur
dillendirmezsin
onun teni mabedin olur
başkasını fikrine düşürmezsin.
yaşanacaksa en iyisi
onunla der yoluna bir tek onu arkadaş seçersin.
umarım sonun benimki gibi kandırılmak olmaz."
uzatma artık şakir,
aç hüzünlü şarkılarını, alkol almadan dinle. müstahakına razı olup sağlığın yerinde olduğu için şükret ve valizini toplamaya başla.
bayat hayat, otuzundasın, cebinde nasıl olmayacağına dair yığınla tecrübe, kazan artık. başladığın işleri bitir ve yürü. yürü şakir, dermanın kalmazsa de ki "bir ayağını diğerinin önüne" ve devam et. Artık seni sadece sen durdurabilirsin. korkmadan devam et.
karanlığı biliyorsun, aydınlığı, karı kışı ve güneşi. güneş yakışıyor sana, geride bırakıp tüm takım elbiselerini, gözlerin kamaşmaktan salya sümüğe dönene kadar yürü, dudakların çatlasın, ayaklarının altı soyulsun ama sen yürü, durmaya zamanın olmasın. biri için değil, kendine doğru yürü.
"Gökte yıldız ellidur da
ellisu da bellidur.
gizli sevda çekenin da
gözlerinden bellidur.
kara sevda çekenun da
gözlerinden bellidur.
yuvasında dertli kuş da
ne suyu var ne yemi
güzelimlen buluşmak da
seneden seneye mi."
...
kendine yürü, çünkü "eksiklik kendi özünde". peynir gemilerinden in, yel değirmenlerini arkada bırak ve yüzünü rüzgara dön, yürü! kimse eksiklerinle almaz seni, özünü tutup yüzünü okşamaz yağmur damlaları ve gün ışığından başka. kıble mi dersin sikinin diki mi, ben bilmem sen yürü.
sevginden vaz geç demiyorum. sevdiğinden geç yürü.
kendi kendine sev,
kırmadan, dökmeden
saf çocuk gibi,
annenin memelerini özlediğin gibi
özleyerek yürü, durma ama.
"seni seviyorum" da de,
duyurmak için değil
sevdiğin için. reklamsız,
ve sabahsız
ve gece gündüz.
yeterince yürüdüğünde göreceksin ki dünya yuvarlak,
tanıdık yerlere geleceksin,
"geç otur" diyecekler olacaktır,
gülümseyip devam et.
başladığın yere geldiğinde belki,
bıraktığın gibi bulamayabilirsin, sakın sıkma canını, sen de bırakıldığın gibi olmayacaksın ve sakın yürümekten vaz geçme, bir varış noktan yok çünkü.
24
Ait hissetmek tuhaf. Serbest bırakıldığında ya da azad edildiğinde kocaman boşluk içinde, kovulsan da hissiyatı değişmiyor.
çantanı topla çık, istenmediğin çok açık ne kadar sevilsen de hayat aşkla dönmüyor. sonrası şairin dediği gibi:
"Ben bana aşkla bakan,
denizde evlenme teklif eden,
benimle çorak dağların keskin tepelerinde öpücükler veren,
elimden tutup benimle kaybolan bir adamı seviyordum.
sonra büyü bozuldu,
en güzel senle içiliyor derken bensiz masalara başka kadınları davet ederek,
rakısının tadını kirletti o adam.
ailesinin yanına gitti,
yakın arkadaşına "sevişmeyince zaman geçmiyor" dedi,
bana değen ellerini kirletti,
birilerine doymadığından bahsetti
çektiğim acıları, ağrıları,
bun rağmen sevişmek için duyduğum heyecanı yok etti.
ben bittim!
neye sarılsam sen onu yozlaştırmışsın,
hangi dalı tutsam elimde kalıyor.
üzgünüm,
ben seni affetmiyorum."
çünkü hüzne sebep olmak idam sebebidir, kendini asarsın tavanların en sağlamına. bir çuval inciri berbat ettiğini, ayağın berbat incirde kayıp düştüğünde kafanın acısında tanırsın. gri bir şehrin tüm ışığı gider birden, grisinin tüm çıplaklığıyla yenilir yutulursun. kolay lokmasın çünkü hüzne sebep idam sebebidir.
affetmenin nasıl bir mucize olduğunu fark ettin mi? çok güç istiyor bir kere, büyük ermişlik ve korkunç bir sabır. bunu talep edemezsin, sana bahşedilirse kendini şanslı say ve çok zorlama.
evet affedilmek istiyorsun, ne yapabilirim? komşunun camına taş atmadın ki, ya da misafir için hazırlanmış börek çöreği de yemedin ki tutup kolundan götüreyim, "bizimki yapmış bir eşeklik" diyeyim. seni severim bilirsin, ama affedilmene kudretim yetmez.
Sen iyisi mi git, "affet beni" de. o affederse tüm günahlarından arınırsın.
#fotograf taki #kadın ı bulun! #ankara #trafik #woman #driver #honda #jazz #city #rushhour #evegiderken #backtohome #evening #gununkaresi #instadaily #ig_turkey