Ve bazen, en ağır yük bir sözcük değil, söylenememiş bir sessizlikteki yalnızlıktır…
Vesselam…
-UcHarfTekHeceyim
Jules of Nature
almost home

⁂
wallacepolsom
Game of Thrones Daily

★
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

tannertan36
macklin celebrini has autism
Claire Keane

titsay
Peter Solarz

Kaledo Art
Monterey Bay Aquarium
No title available

Product Placement
art blog(derogatory)
sheepfilms
Mike Driver

Andulka

seen from Belgium
seen from Venezuela
seen from Switzerland
seen from India

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Singapore
seen from Germany

seen from United States

seen from Spain
seen from United Arab Emirates

seen from Switzerland
seen from United Kingdom

seen from France

seen from Finland
seen from Algeria

seen from South Africa

seen from Türkiye
seen from Argentina
seen from Russia
@ucharfvetekheceyim
Ve bazen, en ağır yük bir sözcük değil, söylenememiş bir sessizlikteki yalnızlıktır…
Vesselam…
-UcHarfTekHeceyim
Bize deli diyebilirler bu hayatta. Oysa kendini akıllı sananların dünyasında, her şey o kadar yerli yerinde ki...
İnsanın kendisi için nefes alacak kadar bir kaos bile bırakmamışlar.
-UcHarfTekHeceyim
Ve belki yaşamayı öğrenmek, yükümüzü hafifletmenin değil de onu zarafetle taşıyabilmenin adıdır...
Çünkü her insan, görünmez bir yükü kendi hikâyesinde sırtlanarak sessizce taşır. Bazen hayat bize düşmemeyi değil, düştükten sonra nasıl kalkabileceğimizi öğretir. Belki de zarafet tam olarak budur; sırtımızda taşıdığımız her şeyle, kırık dökük yanlarımızla bile, yürümeye devam etmeyi başarabilmektir. Bu yüzden yaralarımız güzelleşir, taşıdığımız yüke kattığımız anlamlarla...
Gidişine değildir susuşum; sadece benden gidene en büyük ayrılık hediyemdir.
Vesselam…
Ben bir deli rüzgar sen nazlı çiçek
Her sabah busemle yoklarım seni
Gerçek kadar rüya düş kadar gerçek
Bir anın içinde koklarım seni
Kalbime gel eşiğinde dur desem
Kapıyı bul el sürmeden vur desem
En sonunda gel içeri gir desem
Gelme git, bir ömür beklerim seni
Tam giderken vuslat bana ar desem
Yar mı aşktır aşk mı daha yar desem
Çözen gelmez aşka dair sır desem
Çözüp gel sinemde saklarım seni
Çek yeter kalbimden ellerini çek,
Terk edip gitmezsem bu aşk bitecek
Hani bir sır vardı ey nazlı çiçek
Fırtınan olursam haklarım seni
Aynaya baktığında dalıp dalıp gidiyorsa gözlerin, derin bir unutulmuşluk nüksetmiştir yüreğine…
Vesselam…
“Beni bu güzel havalar mahvetti.
…”
Orhan Veli’nin şiirinde yer edinen bu sözün başladığı yerde kayboluyorum.
Kalbimde eski bir sızı, adını unuttuğum bir özlem canlanıyor.
Sokaklar tanıdık, gökyüzü aynı mavi ama ben… ben başka bir yerdeyim.
Belki bir vapur iskelesinde geçen gemileri seyre dalmış,
Belki bir parkın sessiz köşesinde yalnız başıma oturmuş, gelmeyecek birini bekliyorumdur.
Rüzgâr hafifçe kulağıma geçmiş zamanların hikâyelerini fısıldıyor.
Birileri geçiyor önümden gülerek, konuşarak, yaşamaya devam ederek.
Ben ise sanki her şeyi geride bırakıp başka bir zamana aitmişim gibi duruyorumdur olduğum yerde.
Öylece, kendi sessizliğimde, kendi kalabalığım ortasında kaybolmuşum…
Birşey sorabilirmiyim
Tabiki de
Yazılar sana mı ait
Evet kendim yazıp hissettiklerimi paylaşıyorum
İnsanı uzun uzun kendine daldıran. Aynalara bile anlatmayıp içinde büyüttüğün o gülüş, İçindeki fırtınaları susturacak kadar durgunluk verirdi. Çünkü bazı insanlar, yalnızca gülüşleriyle bile dünyayı hafifletirdi.
O gülüşler, bir çocuğun oyun oynarken unuttuğu dünya kadar masumdu. Gün doğarken çiçekleri okşayan bir meltem kadar nazikti. Ve eğer mutluluğun bir sesi ya da kokusu varsa, o yalnızca onun varlığında tam olurdu. İşte o zaman hayat eski güzel anılar kadar mutluluk kokardı.
Zamanın kaderini mi çekeyim, Yoksa yarın hasretin mi? Geçmiş beni unuttu, Gelecek seninle dolu. Hangi yol susar, Hangi gece anlatır seni?
Bir tarafım bekleyişin, Bir tarafım vazgeçişin eşiğinde. Senin olmadığın her zaman, Zaman bile ağrıyor içimde.
İnsan en çok söyleyemedikleriyle ağırlaşır ve sonunda en çok sustuklarıyla da eksilmeye başlarlar.
Ve bazen, en ağır yük bir sözcük değil, söylenememiş bir sessizliktir.
Ve belki de en güzel özgürlük, kendini yağmurun merhametine bırakabilmektir.
Belki de en büyüleyici aşk, kışın serinliğinde yazın sıcaklığını bulmaktır.
Yalnızlık sanma bunu, söylerim içimi, duyarım gizlice.
Tənha sanma bunu, deyirəm içimi, eşidirəm gizlicə.
Duyduğun her şarkıyı kıskanıyorum. Çünkü bazı melodiler, seni benden daha iyi anlıyor.
Ama ben en çok… Gözlerini kapattığında gördüğün şeyleri kıskanıyorum. Çünkü belki de, orada ben yokum.
Aşk, bir insana ait olmaktan çok, onda kaybolabilmek değil midir zaten? Ve belki de, en büyük aşk, hiç sahip olamayacağımızı bile bile birine ait hissetmektir.
Belki de en büyük çıkmaz, insanın kendi sesinin duyulmaması değil, hiç konuşmadığı bir dünyaya hapsolmasıdır. Anlaşılmamak, kuru bir toprak gibi; içine ne ekilirse ekilsin filizlenememektir. Anlaşılmamak, etrafındaki aynalarda kendine hapsolmuşluktur.
Bu şarkının satırında sen varsın. Hangi cümlede buluşacağımız sana kalmış.
piyanist bana bırak
mekan senin