tapılası. al varım yoğum senindir.
TVSTRANGERTHINGS

titsay

Kiana Khansmith
Stranger Things

JVL
Xuebing Du
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

JBB: An Artblog!

★

No title available
sheepfilms
almost home
Game of Thrones Daily

No title available
Three Goblin Art

@theartofmadeline
cherry valley forever
Lint Roller? I Barely Know Her
macklin celebrini has autism

No title available

seen from United States

seen from Poland

seen from Romania

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Canada

seen from Algeria

seen from Germany

seen from Pakistan

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Bolivia
seen from United States
seen from United States
@unalocura
tapılası. al varım yoğum senindir.
Başımı döndüren kalabalıkta boynumu yukarı uzattım. Nefes burnumun ucundaki buluttaymış gibi tatlı tatlı çektim içime. Güneşten kısılmış gözlerimi açtığımda farkettim sakinliği. Tüm curcunayı yok etmiştim gözlerimle. Şaşırdım. Kalabalıkları dize getirebilen bir süper kahramandım.
Şubat'20
Yürümeye devam et. Ayaklarını sert bas yere. Burada ol tüm benliğinle, iyiyi de kötüyü de kabul ederek. Hiçbir his, hiçbir bağ, hiçbir alışkanlık kalıcı değil. Zaman ver. Üstünden aylar geçmiş olması dersin bittiği anlamına gelmiyor. Rilke'nın da dediği gibi;
Let everything happen to you,
Beauty and terror.
Just keep going,
No feeling is final.
Anlamadan geçen kişisel karantina döneminde kendimi hem kökleniyor hem de dağılıyor gibi hissediyorum. Bir dağ gibi sağlamlaşıyor, içimde yaşayanlara yuva oluyorum. Ama aynı zamanda o zirvenin rüzgarında dağılıyor da zihnim. Günlerin çok hızlı, ayların çok yavaş geçtiğini düşünüyorum. Sabaha karşı kısa maceralara atlıyorum. Yeni bir dilin sonsuzluğuna dalıyorum. Bazen de ruhumun, vücudumun derinliğini keşfediyorum. Zorlanıyorum ve korkuyorum. Ama tüm bunlar olurken kendimi hiç olmadığım kadar iyi hissediyorum. Utanıyorum. Bu kaosta mutluluğu bulmak beni suçlu hissettiriyor. Ama ben kendi felaketlerimden yeni doğdum. Gözümü bu dünyaya açmış olmam gülümsemeyeceğim anlamına gelmiyor.
Kitaplar, yoga ve meditasyon en büyük yardımcım. İçimin dindiğini hissediyorum. Beni eskiden sinirlendiren şeyleri kontrol etmek artık çok daha kolay. Nefesime döndüğümde yaşadığımı görüyorum. Tüm hücrelerim ve ruhumla var olduğumu, etrafımdaki her şeyle bağlı ama bir o kadar da ayrı ve farklı. Nefesi alan ve veren aynı Nurşah değil, etrafımdaki hava aynı hava değil. Duygularım aynı duygular değil. Bir denizin dalgaları gibi her seferinde yeni bir formda vuruyorlar kıyıya.
“Yazmak” anlamı değişen bir kelime benim için. Kimseyi memnun etmek için yazmıyorum artık. Kendimi bile. Aklımdan geçen her şeyi kaydetmek, yolculuğumu gözlemlemek daha önemli bir hale geldi. O yüzden geri döndüm ya buraya da zaten. Her şeyiyle kaydedebilmek için. Kalemin elimde oluşunu seviyorum, pembe bir deftere kelimeleri işlemek hala çok daha güzel. Elimi serbest bırakıp ne yapacağını ne yazacağını ne çizeceğini izlemek heyecan verici. Kendimde, kendimle bu heyecanları yeniden bulmak ise paha biçilemez.
Teşekkürler kendim.
unutma-
Bir yolu olmalı mı herkesin? Kendimi bu kalıplara sokmak istedikçe, çizgilerin içinde, patikada kalmaya direttikçe sıkışmadım mı olduğum yerde? Kendi etrafıma çizdiğim sınırlar arasında aradığımda bulamadım özgürlüğü. Çok tatmadığım bu duyguyu özlediğimi bile fark etmeden sorumlulukların arasında kayboldum. Derin alamadığım nefesimi yine derin veremediğimde acımaya başladı içim. Sınırlarım kontrolüm olmadan daralmaya başladığında yüzleştim gerçekle. Ben dönüşüyordum. Geri evriliyordum. Bu patikayı yarattığım gibi yok etmeyi de bilmeliydim. Yollar gerekli miydi? Bazı ruhlar özgür değil miydi? Evren ve yıldızlar değildi aydınlatacaklar yolumu. Evren ruhumdu, ruhum evrendi.
-unutma
Ocak'20
Kalabalık bir sokakta, bilgisayar ekranında, parmağımın ucunda görüyorum onları. İnceliyorum. Yüzlerinden kalplerini okumaya çalışıyorum. Hikayelerini anlatıyorum kafamda, yanlarına karakterler yazıp siliyorum. Hangisinin haberi var kafamdaki hayatlarından? Kaçı tercih eder yarattığımı yaşadıklarına merak ediyorum. Peki benim başka bir hayatım var mı bir yabancının aklında? Belki de işten çıkıp küskün, metroya bindiğim o akşam bağımsızdım tüm etiketlerimden. Bir yabancının gözlerinde aynada gördüğümden daha kendimdim. Tercih eder miydim? Edebilmek isterdim.
Ocak’20
Cesaretsizce Olmuyor Klibi için: https://www.youtube.com/watch?v=zUxpgZufouc Söz: Jabbar Müzik: Jabbar Akustik Gitar: Tolga Akyıldız Bass: Kerim Türkoğlu Caj...
bitirilen defterler, çizilen onca figürler, ekilen çiçekler, bel bağlanan fallar, uyumak için izlenen tüm youtube videoları... bu şarkı hepsine bir hoşçakal. bir gün uyandığımda duyduğum kuş sesleri, hayatın hala var olduğunu fark etmemi sağlayan o yaz güneşi, modada sarılmak istediğim ağaç, bakmayı öğrendiğimde görmeye başladığım güzellikler, aynada gördüğüm yüzüm, bana artık yabancı gelmeyen yüzüm, kendimi ayağa kaldırabilmiş olmanın verdiği o güven, kendimi kendim olduğum için sevmenin verdiği huzur, kimseye ihtiyaç duymadan kendime verdiğim değer, bunu başarmanın getirdiği güzel gözyaşları... hepinizi çok sevdim. hayatıma gelen bu güzelliklere merhaba bu şarkı. ruhumun bu kadar özgür, bu kadar hafif olduğu bir dönem hatırlamıyorum hayatımda. sevdim, seviyorum. kalbimle kavga etmeyi bıraktığımda rahatladı içim. bıraktım sevsin. bıraktım unutmasın. bıraktım hatırlasın. ama sızlamasın. kararmasın içim. içimde beni bitiren o ses, hala var. ama beni koruyan sesim artık çok daha güçlü. bunu nasıl yaptım, hatırlamıyorum. ama teşekkür ederim kendim. her şeyi, her şeyimi kabul etmek güçtü. ama teşekkür ederim. artık ne yazacak bir söz, ne gösterecek bir resim, ne dinletecek bir şarkı kaldı. bu şarkı buraya da bir hoşçakal, kendime ise bir merhaba.
tanrım; bu güzel yüze vermişsin emek, o sümbülü koklamak, saçın' ellemek sonra da ona bakma, dersen, anlamı: dolu kadehi ters tut, hiç dökme demek!
Falımda çıkan figürleri bile çizmek istediğim garip bir döngüdeyim. Metroda farklı yüzlerin fotoğrafını çekmemek için kendimi zor tutuyorum. Güzel çizdiğimden değil tabii ama süreç beni çok heyecanlandırıyor, aynı zamanda da dinginleştiriyor.
Yapmam gereken işleri bitirebilirsem ödül olarak o figürü çizeceğim. Bu da kendime sözümdür. Tutmazsam kanıtım var.
“I will take what's mine with fire and blood.”
Daenerys Targaryen
The Queen of Ashes
sen çok güzelsin,
o dağınık saçlarınla.
kora dönmüş teninle.
içinde beni sevmeye meyil olmayan herşeyle güzelsin.
ellerin güzel, buzdan kalbin güzel.
benim olmayışın bile güzel.
The night fell slowly on our glory days
And when you're hiding underwater
I'll be waiting 'til you're ready for my love
When you've washed away your sorrow
I'll be right here, 'til you are ready for the road.
Saç yapmayı tahmini ne zaman öğreneceğim acaba...
🐲🧛🏻♀️
Başıma en son gelen zincirleme talihsizliklerden sonra kurduğum hayalleri Allah’a bile çaktırmayacağım demiştim. Ama içimdeki paylaşma isteğini bastıramıyorum. Kaç kere gidiyorum H harfine rehberde, kaç karaktere basıp siliyorum. En çok ona anlatmak istiyorum.Derin bir nefes çekerek oldu ilk adımı attım demek istiyorum. Telefonun ucundan nefesiyle sarılsın bana istiyorum. Her şey yolunda gitsin istiyorum, küçük dünyama biraz da güzel şeyler bağırmak istiyorum.
İsteklerim bitmiyor. İsteklerim bir döngüde hep varoluyor. İsteklerim hep kendi etrafında dönüyor, hiç bana gelmiyor. Bu defa gelsin. Hem o hem isteklerim.