SEE ourFETHIYE: One is at a loss for words to describe the beauty of Fethiye. If you are addicted to exploring new horizons and are a lover of nature, this is the destination for you. What is it that makes these shores so delightfully indented with innumerable coves and the unbelievable beauty of nature. What makes it so alluring? Perhaps it is a bit of everything, who knows? To wander through the bays of Fethiye is an adventure, an exuberance, a spring of joy. While passing from one to another, the grandeur that spreads out before your eyes is enhanced by the silhouettes of tiny islands, which lead you astray. The pursue and visit the remains of ancient cultures that have settled in the region is another equally fascinating activity. Leaf through the posts of this blog to gain insight from those who have done it already. Fethiye Thinks Local First, Because Community Matters.
Fethiye’ye 40 kilometre uzaklıkta bulunan, Seydikemer'in Yaka Mahallesi sınırları içerisinde yer alan tarihi Tlos Antik Kenti UNESCO, Dünya Mirası Geçici Listesi’nde olup, Likya Bölgesi olarak bilinen coğrafyanın en eski yerleşim alanlarından biridir. Bölgenin en yüksek dağları olan Akdağlar’ın (Kragos) sarp batı yamaçlarında başlayan antik yerleşim, Eşen Nehri’nin getirdiği alüvyonlarla oluşmuş vadi düzlüğüne kadar ulaşır. Ayrıca güneydeki Saklıkent Kanyonu ile kuzey yönde bulunan Kemer Beldesi antik kentin egemenlik sınırlarını çizer. Savunmaya elverişli dağlık arazi yapısı ve Eşen Ovasına hakim konumuyla öne çıkan kentin antik komşuları arasında kuzeyde Araxa, kuzeydoğuda Oinoanda, kuzeybatıda Kadyanda, güneyde Xanthos, güneybatıda Pınara ve batıda Telmessos şehirleri yeralmaktadır. Böylece Tlos yerleşiminin başka hiçbir Likya kentinde olmadığı kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığı anlaşılır ki, bundan dolayı Hitit kaynaklarında Tlos için “şehir” yerine “ülke” ifadesi kullanılmıştır. Tlos Antik Kenti için kullanılan "ülke" ifadesi şaşırtıcı gözüksede, ele geçen yazıtlardan antik kentin çok sayıda semt ve mahallelerden oluştuğu, çevresinde ise merkeze bağlı pek çok köy yerleşiminin bulunduğu bilinmektedir.
Eski Yunan mitoslarına göre her antik kentin bir kuruluş efsanesi ve bir de kurucu kahramanı vardır. Tlos'un kuruluş efsanesi de Hellen mitoslarına dayandırılmış ve Tlos kent adının Tremilus ile Praksidike’nin dört oğlundan biri olan “Tloos”dan geldiğine inanılmıştır. Hatta Pinaros, Xanthos ve Kragos’un onun kardeşleri olduğu kabul edilmiştir. Bahsi geçen mitolojik aktarımların en erkeni, M.Ö. 5 yüzyıla tarihlenen tarihçi Herodotos’un çağdaşı ve ayrıca Homeros ekolünden geldiği bilinen Halikarnasos’lu Panyasis’e aittir. Benzer bir inanışın uzun yıllar boyunca kabul gördüğünü gösteren diğer bir antik kaynak ise, M.S. 6. yüzyılda yaşadığı kabul edilen Byzantion’lu Stephanos’dur. Stephanos Byzantinos yazdığı “Ethnika” isimli coğrafi kitapta Panyasis’in aktarımlarını aynen kopyalamıştır. Likyalıların daha Ege Göçleri öncesinde bu topraklardaki varlığı, antik yazıtlarla ve arkeolojik buluntularla belgelenmiştir. Bölgenin coğrafi olarak tanımlanmasında kullanılan Lukka/Lukki ifadeleri hem Hitit hem de Mısır metinlerinden, MÖ. 15. Yüzyıldan itibaren bilinmektedir.
Tlos Antik Kenti, Xanthos, Patara, Pinara, Olympos ve Myra gibi birliğin üç oy hakkına sahip en büyük altı şehrinden biri kabul edilmiştir. MS 43 yılında Roma İmparatoru Claudius Likya Bölgesi’ni bir Roma eyaletine dönüştürür. Bu dönemde de Tlos birlik içindeki önemini korumuş ve Metropolis unvanını taşımaya devam etmiştir. Bu önemden kaynaklanmış olsa gerek ki, Patara’da dikilen Yol Klavuz Anıtı’nda vurgulandığı gibi, Likya yol ağı yedi farklı yönden Tlos’a bağlanmıştır.
Tlos Antik Kenti tiyatrosunun MÖ 3. yüzyılda inşa edildiği çeşitli yazılı belgelerle kanıtlanmıştır. MS. 240 yılında yaşanan depremden sonra onarılarak günümüze ulaştığı belirtiliyor. Akropol alanında bulunan Kronos Tapınağı ise bu kentin önemini gösteriyor. Kronos Tapınağı, tanrıların tanrısı olarak bilinen gök tanrısı Kronos’a adanmış. Ayrıca Anadolu’da Kronos’a adandığı bilinen başka bir tapınak bulunmuyor.
Hristiyanlık Dönemi’nde Tlos, Likya’nın önemli piskoposluk merkezlerindendir. Bu dinsel önemin MS 12. yüzyıla kadar devam ettiği arkeolojik verilerle belgelenmiştir. Tlos, Likya sınırları içerisindeki önemini Osmanlı Dönemi’nde de hissettirir. Bölgeye en son 19. yüzyılda gelen ve “Kanlı Ali Ağa” olarak ünlenen Osmanlı Derebeyi, Tlos Akropolünün zirvesine antik dönem kalıntılarını da kullanarak şatosunu inşa etmiştir. Bugünkü modern Yaka Köyü antik Tlos yerleşiminin üzerine kurulmuştur.
Daha detaylı bilgi için Tlos kazıları'nı ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca Arkeofili'den bir not eklemek isteriz: Tarihin arka odasında çoktan unutulmuş bu kent 11.000 yıllık uykusundan uyandırılıyor. 2005 yılından beri bilimsel ekip eşliğinde yürütülen kazı ve yüzey araştırmaları esnasında bölge tarihini yeniden şekillendiren çok önemli arkeolojik bulgulara ulaşıldı. Batı Anadolu'ya kadar uzanan Prehistorik Dönem kültürel güzergahların kıyı Likya Bölgesi ile olan bağlantısı, Neolitik Dönem'den günümüze kadar kesintisiz süregelen yerleşimlerle belgelenmiştir. Bu yıl (2015), antik kentin tiyatrosunda, kent bazilikasında, Kronos tapınağında ve stadyum alanında çalışmalar devam edecek.
Antik tiyatronun sahne binasının her bir taşı tek tek belgelendiğini ve kağıt üzerinde orijinal yerlerine taşındığını belirten Tlos Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Taner Korkut, restorasyon projesini hazırladıklarını, onaylandığında hemen çalışmaya başlayacaklarını söyledi. Aynı şekilde akropolün etrafını çevreyen surlar için de restorasyon projesi hazırladıklarına değinen Prof. Dr. Korkut, bu projeleri Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kuruluna sunduklarını sözlerine ekledi.
Muğla’da toprak altından çıkarılan tarihi eserler, müzelerin yetersizliği yüzünden depolarda istifleniyor. Muğla’nın Milas ve Fethiye ilçelerindeki şehir müzelerinde bulunan 79 bin 196 eserin 76 bin 838’i yeterli teşhir salonu bulunmadığı için depolardan çıkarılmıyor. Şu anda Muğla Müzesi’nde bulunan 7 bin 332 eserin 795’i, Milas Müzesi’nde 51 bin 864 eserin 563’ü, Fethiye Müzesi’nde ise 20 bin eserin sadece bin tanesi sergilenebiliyor.
Turkey’s Turquoise Coast from the Air: A dizzying array of stunning shots of Turkey’s turquoise coast, from ancient castles to secluded coves and ancient cities to modern resorts. While the gorgeous staircases down to the sea and windy mountain roads are lovely, see it all from above in this incredible video.
Turquoise Timelapse: A week in Turkey. From the hustle and bustle of Istanbul to the turquoise coast, from ancient cities to paragliding over stunning bays! Catch a glimpse of just how magical Turkey is!
“...Fethiye’nin Paspatur suyundan içen Fethiye’den bir daha gidemez derlermiş. 60 yıl önce Fethiye’de elektriğin yok olduğu dönemlerde Paspatur suyu içiliyormuş. Buzdolabı olmadığı için insanlar su testilerini doldurarak suyun içinde bekletirler ve sonra oradan alıp yemek saatlerinde içerlermiş. Ayrıca karpuz kavun gibi yiyecekleri Paspatur suyunda soğutarak yerlermiş. Haftanın Pazar günleri mahalle sakinleri halı ve kilimler yıkarlar ve kurutmak için oralara sererlermiş. Arkasından kendileri de bu suda banyolarını yaparlarmış.
Abbas burada uzun yıllar kahve ocağı çalıştırmış ve çok güzel dövme dondurma yapar güzel para kazanırmış. Abbas’ın üs katında marangoz atölyesi varmış. Abbas’ın hemen karşısında Yahudi Yaşar’ın yerinde Tin ton Mehmet nargilecilik yaparak nargilecilikten geçimini sağlarmış. Tinton Mehmet’in birde’’ zarif’’ kahvesi varmış fincanın üst kısmı geniş ve birazda büyük olurmuş. Zarif kahve isteyenlere o fincanda gelirmiş kahveleri. Tin ton Mehmet’in yanındaki küçük bir odada Üç telli bağlama üstadı Ramazan Güngör zaman zaman orada üç telli bağlama çalarak oradaki insanları coştururmuş. Fethiye’ye 1977’li yılların başında iskeleye yaklaşan gemilerin yolcuları davul zurna eşliğinde karşılanırmış. Turizm hareketleri yavaş yavaş kendini göstermesi ile, Paspatur’da yavaş yavaş yabancı sermayenin girmesi ile Nostaljisini kaybetmiştir.
Abbas’ın kör kazı arkadaşları ile birlikte burada uzun yıllar kör gözü ile yaşamını sürdürmüş. Kendisine atılan yemleri bir oraya bir buraya atlayarak yemleri yakalar arkadaşları gagasından yemini alır korkusu ile lup diye yutuverirmiş. Çok boğazak olduğundan, halk arasında bu söz büyük lokma ve hızlı yemek yiyenler arasında da kullanılmaya başlamış. ‘’Ulan yavaş ol be Abbas’ın kör kazı gibi yutuyorsun derlermiş’’. Mehmet Ağa’nın oğlu Mustafa’da kazlara rakılı ekmek atar arkasından onların hal ve hareketlerindeki değişikliklerinden haz alırmış. Terzi Salih’in tavla oyunu halk arasında izleyeni en çok olan bir tavlacı olduğundan oynadığı tavla oyunu bir turnuva şeklinde olurmuş. Paspatur’da halen bir iki çift kaz bu su üzerinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Abbas’ın Rodoslu olduğu söylenmektedir. Yahudi yaşar Fethiye’nin tanınmış işadamlarının birisine kefilliği yüzünden tüm servetini kaybettiğinden, karısı Rika ve oğlu Ceko’yu da alarak Fethiye’yi terk ederek İzmir ‘e oradan da Filistin’ e gitmişlerdir.
Kaynak kişiler Ercan Karadenizli, İsmail Kuruefe ve Sezmen Palaz.
Turkey- yes, it’s the country we’re referring to here, not the bird! And the question is, do you really think it’s worth spending your bank balance for some baklava and international plane tickets?
Lets find out!
1. Well, first of all, who would want to wake up to this sight?
2. Don’t fall prey to the travellers who call the place pretty. They’ve no taste!
3. Sightseeing? I call it just another excruciatingly boring task to visit mosques and old buildings! Bleh!
4. Get ready for history lesson 101! Can’t imagine going through that!
5. Transcontinental city- Big Deal!
6. There are hot springs everywhere in the world, what’s so great about the Pamukkale?
7. I mean seriously, who’d spend their money to stay in caves?
8. And the very idea of Persian poetry and Whirling Dervishes will put you to sleep!
9. It’s a conservative country that’s stuck with its’ primitive ideas. You’ll have to be careful with every step you take!
10. Get ready to sport a burka or head scarf at all times while you’re in Turkey!
11. Nope, no skin show even at the beach!
12. It’s all about camel rides and apple teas!
13. Parties are obviously out of the question in such a conservative environment!
14. So, say goodbye to nightlife!
15. Shopping at the Grand Bazaar is only the most tedious thing ever!
16. If you’re thinking of making a few Turkish friends, forget it!
17. They’re cold and inhospitable. Remember Midnight Express!
18. There’s nothing else other than walking through the ancient ruins and gazing at the ornate churches. Pretty boring isn’t it?
19. Adventure activities- Zilch!
20. Talk about food and they’ll stuff you with Şiş Kebap! There’s nothing else.
21. And they have THIS in the name of dessert! Who would want to put that into their mouth?
22. They say Turkish coffee is an acquired taste. Well, you’ll never want to acquire it, trust me!
23. Surely, there’s nothing that is reason enough for you to visit Turkey!
So, I think we’re able to convince you enough that Turkey is just not your cup of tea (or should I say coffee).
Good luck getting it out of your head now because you know, the spell of Turkey has already been casted upon you. Now you won’t be able to relax till you’ve visited this slice of utopia!
Exotic And Unexplored Honeymoon Destinations In Turkey
Heading to Turkey for honeymoon? Turquoise blue waters, colourful bazaars, remarkable historic sites and stunning landscapes – Turkey has it all. The country provides an amazing mix of culture and natural beauty to give you the honeymoon you have been looking for. Spring is the best time to visit this beautiful country, Turkey. During the months of April to Mid June, the country's weather is moderate. Most of the tourists are seen during this time and most of the boutique hotels are booked. Autumn (September- October) is also a good time to visit this country after Spring.
We are thrilled that Ölüdeniz and Fethiye made it to the short list of Honeymoon Destinations in Turkey prepared by TriangleTravel.
Why? For the crystal clear waters and ultimate privacy amidst nature
Commonly known as the Turquoise Coast, Ölüdeniz and Fethiye are blessed with crystal clear waters, pine-clad valleys and mountains for a honeymoon amidst breathtaking natural beauty.
Best Time To Visit: April and June or September and October
Best Honeymoon Experiences:
Paraglide from Babadağ Mountain to see Fethiye and the famous Blue Lagoon at Ölüdeniz.
Sunbathe at the idyllic pine-fringed Ölüdeniz Lagoon and dive in the clear turquoise waters of the Mediterranean.
Explore underwater caves and sunken ruins in the crystalline waters of the Gulf of Fethiye.
Take a day trip to the nearby Greek island of Rhodes.
Explore the tiny Turkish villages and sand-swept Roman ruins at Patara on a horse riding trip.
Do a day cruise around the scenic Gulf of Fethiye, with stops at Butterfly Valley and Patara Beach.
For the full article on Best Honeymoon Destinations like İstanbul, Pamukkale, Antalya, Kuşadası, Marmaris, Bodrum, Cappadocia, and Çeşme, all in Turkey click here.
The bridge between the East and West, Turkey has a unique mix of history, culture and natural beauty. From modern and cosmopolitan, to ancient and traditional it has everything to offer to its visitors. Don’t say you’ve been to the antique country until you have completed this shortened list of things to do in Turkey. You must visit the country not just for its historic beauty and famous sites, but for the unique experiences in this beautiful country.
A HOT AIR BALLOON RIDE
Undoubtedly, hot air ballooning over Cappadocia is on the top of the list of things to do in Turkey for almost all tourists. It’s one thing to travel in a hot air balloon and completely another to float over the beautiful Goreme Open-Air Museum. Gently drift over the fairy chimneys, pigeon houses hewn into the unique rock formations, orchards and vineyards, through impressive valleys, each with distinctive rock formations, colours and features for a breathtaking view.
A THERMAL SPA
This is as exotic as a spa will ever get. Pamukkale has been a spa since the Romans built the city of Hierapolis around a sacred warm-water spring. The Antique Pool is with an amazing frosty landscape of dazzling white calcareous castles formed by limestone-laden thermal springs is a must visit! Take a dip in this mineral-bath amongst the historical remains of Hierapolis for an unbelievable experience.
TROJAN HORSE
Of the many things to do in Turkey, a visit to Troy is a must. You have heard about it, but imagine actually standing at one of the most magnificent archaeological sites in the world. Immortalised by Homer in the tome Illiad, this site is a real piece of history with extensive remains including altars, mounds as well as temples. There is also a fake Trojan Horse to make your experience complete.
Explore THE UNDERGROUND CITY
If the structures on the land weren’t enough, Turkey also offers a chance for you to explore the underground. One of the deepest underground cities ever discovered, this eight-level city is where people lived in order to escape from the prosecution of the Roman Empire. The underground city has it all, cellars, kitchens, churches, rooms for food storage but make sure you don’t have a bad back before you visit.
TAKE AN EXOTIC TURKISH BATH
In life you won’t ever get a chance to bathe in a beautiful Ottoman monument unless you are in Istanbul. The world famous hamams (Turkish baths) offer a unique opportunity to immerse yourself in history, architecture and warm water. Fethiye offers this experience in its own special ways as well. You can choose to go for a self service or a traditional style where an attendant washes and massages you.
Try the Extravagant TURKISH BREAKFAST
You haven’t experienced breakfast till you have tried a Turkish breakfast called Kahvaltı. Breakfast really is the most important and the best meal in Turkey. It generally features a spread of several types of cheese, bread, a spicy sausage, fresh-cut cucumbers and tomatoes, olives, kaymak, menemen, berry jam and Nutella, with several tiny cups of Turkish black tea called Çay.
TURKISH COFFEE
You have not tasted coffee till you have had one of these. Earthy, muddy, served in tiny gracious cups its great pick-me-up, with just one Turkish coffee enough for even the hardened caffeine addicts. Best enjoyed with a piece of Baklava or Turkish delight, take a sip to take in half a millennium worth of tradition.
BELLY DANCE
You may get to see this dance style in Egypt and Europe but not like how they do it in Turkey. Known as the Oryantal Dans, Turkish dancers strive to blow their audiences away through fast and furious spins and shimmies or dramatic slow evocative floor work. This offers quite a stunning contrast to Egyptian style. Catch a show to get ‘blown away’!
SUN BASK AT THE BEAUTIFUL BEACHES
With its unending Turquoise Coast, Turkey boasts of some of the best beaches in the world. Be it Çıralı overlooking the ruins of Olympos, Patara, one of the longest in the Mediterranean, the breathtaking Kaputaş Gorge or the elite Bodrum Peninsula, you will be mesmerised wherever you go.
We listed 9 of the 15 things that Turkey does better than anywhere else, because those can easily be experienced right here in our beautiful corner of heaven. For the rest you can click the full story.
Turkey is a destination, staggeringly rich in sights as well as sites. As you tick off the best places to visit in Turkey from TravelTriangle’s 12 point list, remember to walk through the ancient ruins where time stopped; enthral your senses with the natural scenery; relish the tasty local cuisine; and bask the warm at the beaches.
We love and live in south-western Turkey, region known as the ‘Turquoise Coast’, also known as ‘The Turkish Riviera’. Our city, Fethiye has several of those ‘must be on your itinerary’ spots in the list.
“Sometimes all we need is a vacation, away from the humdrum of the city life, the constant buzz of social media and of course, the traffic! But it often gets difficult to choose a destination. If your heart says beach, your mind craves a rich historical site. It’s quite rare that you find a place with almost everything. Turkey is one such rare gem.
Key tourist attractions in Turkey cater to people with varied interests, especially those looking out for some enriching adventure. It is adorned with a stunning coastline, quaint villages and a matchless cultural legacy. If you are you planning a trip to Turkey soon, brace yourself! Great things are in store.”
Kabak Bay. If you want some hippy vibe, check out the tranquil Kabak Bay. To visit the Kabak Valley near Fathiye, hire a taxi to enjoy the jaw-dropping beauty. Or if you’re adventurous at heart, you can always opt for a day hike.
Butterfly Valley. Unleash the bohemian in you in the charming Butterfly Valley, one of the best places to go in Turkey. You can laze around in a hammock, sip your favorite drink and enjoy campfire and music at the Rock Bar.
Patara. A must among places to see in Turkey is Patara, the longest beach in Turkey. There are a few reasonably priced beach cafés with umbrellas and sunbeds for hire. Also if you’re lucky, you can witness a sunset and moonrise at the same time from the top of a dune. Absolutely enchanting!
Cappadocia. Though it requires you to leave the city limits of Fethiye, one of the best places to visit in Turkey, Cappadocia is the result of a volcanic eruption. Explore the place with a horse ride, take an air balloon ride, and don’t forget to sip on Turkish black or apple tea.
City of Ephesus. The ancient city Ephesus is located in Selçuk, a small town 30 km away from Kuşadası. An active commercial center once, it is now among best places to go in Turkey now. Though most of it is in ruins, some structures like The Great Theatre and the Library of Celsus can be still seen.
As you can see 5 of the 12 ‘not to be missed spots while visiting Turkey’ on the TravelTriangle’s list are in our region. Come visit us. We’d love to show you around. (you can read the full list by clicking here.
Xanthos ...Düşmana teslim olmamak için topluca intihar eden şehir.
Fethiye-Kaş karayolu üzerinde Fethiye'ye 46 km. uzaklıktaki Kınık Köyü'nde yer alır. Şehir, Ksantos nehri (bugün Esen Çayı) kenarındaki ovaya hakim iki tepe üzerinde kurulmuştur. İlki Esen Çayı'nın kenarından sarpça bir kayalık seklinde yükselen surla çevrili Likya akropolü; ikincisi ise kuzeydeki daha yüksek ve geniş olan Roma akropolüdür.
Ksantos kenti, birçok önemli özelliklerinin yanında tarihi en çok acılarla dolu kent olarak bilinir. Tarihçiler, kentin birçok kez yerle bir olduğunu veya yandığını fakat yeni şehrin küller arasından yeniden yeşerdigini yazarlar.
Likya'nın başkenti olan Ksantos'un adı, Likya yazısı ile yazılmış kitabelerde ARNNA olarak geçer. Homeros, Sarpedon yönetimindeki Ksantos'luların Troya savaşlarına katıldıklarını yazar ki bu olay şehrin en eski yazılı tarihine işaret eder. Şehir, M.Ö. 546'da Pers kumandanı Harpagos tarafından kuşatılır.
Ksantos'luların kahramanca karşı koyup direnmelerine rağmen çaresiz duruma düştüklerinde, kadın ve çocuklarını öldürüp şehri ateşe vererek insansız ve harap bir şehri Harpagos'a bırakırlar, bu toplu intihardan o sırada şehirde bulunmayan 80 aile kurtulur ki şehirlerini yeni gelen göçmenlerle yeniden kurarlar.
Fotoğraf: İbrahim Barun
Daha fazlası için YouTube.
Likya Yolu, Fethiye’den başlayarak Antalya’ya kadar uzanan ve tarihte Likya olarak adlandırılan yarımadadaki güzergahlardan oluşan, 509 km. uzunluğundaki tarihi yürüyüş rotasıdır.
Ne değildir? (bkz: fotoşoplanmış fotoğraf)
Gülümseme ihtiyacı hissediyorsanız, Kirpi Haber sitesindeki yazıya bir göz atın. (aynı zamanda yukarıdaki haritanın kaynağını da görmüş olursunuz)
Zengin bitki örtüsünün oluşturduğu Muğla mutfağı, doğada yetişen her tür sebzeyi kullanmayı başarmış. Genellikle zeytinyağlıların ağırlıkta olduğu bu mutfakta zengin et yemeklerine de rastlamak mümkün.
Ege beslenmesinin genel özelliklerini Muğla mutfağında da görmek mümkündür. Sebze ve yabanıl bitkiler, zeytinyağlılar yöre beslenmesinde önemli bir yer tutar. Bölge nüfusunun büyük bir kısmını oluşturan Yörükler arasındaysa beslenmenin temel öğeleri et ve süttür. Sebze kurutma, pekmez, reçel, tarhana, keşkek yapımına dayalı ev içi beslenme geleneği, toplumsal değişime koşut bir süreç izler. Seracılığın yörede yaygınlaşmasının ardından, meyve ve sebze üretimi pazara yönelik bir nitelik kazanmıştır.
Muğla mutfağında sebzeler yaygın olarak tüketilir...
Baklagiller ve sebze çeşitleri Muğla mutfağının en sık rastlanan yemeklerini oluşturur. Patlıcan en yaygın kullanılan sebzedir. Kızartma, salata ve tatlılarda sık sık kullanılır. Genellikle akşam yemekleri için hazırlanan yumurtalı patlıcanda; soğan, domates önce yağda kavrulur. İçine ince ince doğranmış patlıcan eklenir. Üstüne yumurta kırılır ve ateşten alınır. Ekşili biber de yörenin özgün kızartma yemeklerinden biridir.
Salatalarda radika, devetabanı, "gelingülü" de denen gelincik, ebegümeci gibi yabani otlar yaygın biçimde kullanılır. Bu bitkilerden bazıları ise kurutulur ve kış için saklanır. Bölgede yaygın olarak kullanılan bitkilerden biri de bakladır. Öyle ki çiçek açmadan toplanan baklanın yapraklarından dahi salata yapılır. bakla yaprakları önce tuzla iyice oğulur, sonra döğülmüş sarmısak, yağ, limon ya da korukla karıştırılır.
Yabani otlar daha çok kavrularak yenir. Kimi zaman bunların birçoğu bir arada kavrulur. Bu tür yemekler genel olarak "ot kavurması" olarak adlandırılır. Kazayağı, Turp otu, Tekesakalı, Kuşyüreği, Sığırdili, Tereotu, Dalgan, Devetabanı, Ebegümeci, Ispanak, Kişkincik, Kuzukulağı, Kapçık, Ballık gibi bitkiler kavurmanın dışında da değişik biçimlerde tüketilir. Ya yağ, soğan ve salçayla hazırlanan sosla; ya da bulgur veya pirinçle pişirilir. Kimi zaman da üzerine ekşilik katılır.
Sebze yemeklerinin başında bamya, börülce "karnıkara", nohut ve fasulye gelir. Bunlar genellikle zeytinyağlı olarak tüketilir. Baklagiller genel olarak etle birlikte pişirilir.
Et yemeklerine gelince...
Kıyı kenti olmasına karşın Muğlada balığa dayalı bir beslenme biçimi yaygın değildir. Çopur, Döş Dolması, Çızdırma, Gürlen Kebabı, Sura, Ballık Kavurma, Dövme Köfte, Karın Kumbar - Karın Mumbar Dolması, Balıklen (Ciğer yemeği), Çökertme, Keşkek, Tavuk, Ciğer, "Biryan" denen Kuzu Kapama, Et Kavurması ya da Çiftlik Kebabı Muğla mutfağında sık rastlanan et yemeklerini oluşturur. Özellikle Marmaris ilçesinde yaygın üretimi olan çam balı, yörenin özgün besin kaynaklarındandır. Kahvaltı ve öğle yemekleri arasında kullanılan baldan "çıtırmak" denen bir tatlı da yapılır. Bu tatlıda kaynatılmış bala kavrulmuş susam konur ve kalıp kalıp kesildikten sonra yenir.
Muğla yemekleri...
Çorbalar: Tarhana, Ara ve Dutmeş.
Et yemekleri: Çopur, Et Terbiyelisi, Döş Dolması, Büryan, Balıklen, Karın Kumbar Dolması, Çökertme
Balıklar: her tür balık ızgara ve buğulama, Pirinçli balık, Ahtapotlu pilav.
Hamur İşleri-Tatlılar: Keşkek, Saç Böreği, Yalankı, Zerde, Katmer, Badem ve Cevizli Sucuk, Üzüm Köftesi, Ballı Kabak, Hoşmerim
Reçel ve Şuruplar: Bestel, Pekmez reçeli, Üzüm, Domates, Patlıcan ve Kabak reçeli, Dülek Reçeli, Gülsuyu yöreye has mutfak kültürü ürünleri olarak tadılmaya değer lezzette yiyeceklerdir.
Yemek tarifleri...
Keşkek Yemeği
Malzemesi:
1kg buğday (aşurelik buğday)
1 adet tavuk veya 1kg kuzu eti
tereyağı
tuz
su
Hazırlanışı:
1kg ayıklanmış ve yıkanmış buğday geniş bir tencerenin içinde kaynatılır.
İyice kaynayan ve ortalarından ayrılan buğdaylar bir süzgeç içine alınarak suyu süzülür ve buğdaylar ezilir.
Ayrı bir tencerede kaynayan etler de et suyunun içersinden çıkarılarak lif lif olacak şekilde parçalanır.
Büyük ayrı bir tencerenin içine kaynayan ve ezilen buğdaylar koyularak üzerine etsuyu ilave edilerek karıştırılır.
Yeteri kadar et suyu koyulduktan sonra lif lif hazırlanan etler buğdayın içine ilave edilerek karıştırılır.
Tahta kepçe ile karıştırılan keşkek , karıştırılırken ezilmeye devam edilir.
İyice sakız gibi oluncaya kadar karıştırılarak pişirilir.
Servis tabaklarına hazırlanan keşkeğin üzerine tereyağı ile kavrulan kırmızı biberli sosu gezdirilerek sıcak servis yapılır.
Aydın ve yöresi düğünlerinin baş yemeği, sofraların baş tacıdır.
Ahtapotlu pilav
Malzemesi:
1 ahtapot
3 su bardağı pirinç
5 su bardağı su
1/2 çay bardağı zeytinyağı
Tuz
Karabiber
Hazırlanışı:
Ahtapotu döverek temizleyip, haşlayın.
Küçük parçalar halinde doğrayıp, az yağda kavurun.
Kalan zeytinyağında pirinci kavurun.
Ahtapotun haşlama suyunu, tuz ve karabiberini ilave edin.
Ahtapotları da ekleyip pişmeye bırakın.
Pilav demlendikten sonra servis yapın.
Çökertme
Malzemesi:
400 gr dana bonfile
8 orta boy patates
2 çay kaşığı karabiber
2 çay kaşığı kimyon
2 çay kaşığı kırmızı biber
400 gr süzme yoğurt
6 diş sarmısak
100 gr tereyağı
Tuz
Hazırlanışı:
Sarmısağı dövün ve süzme yoğurt ile karıştırın.
Patatesleri rendeleyin ve kurutun. Kızgın yağda kızartın.
Kevgirle patatesleri alın. Geniş bir tabağa yerleştirin ve yayın.
Üzerine süzme yoğurdu dökün.
Bir tavada tereyağını eritin ve tuz ekleyerek bekletin.
Etleri kömür ızgarasında pişirin. Parmak patates şeklinde kesin ve ılık bekleyen tereyağının içine atın.
Baharatları da ilave ederek 8 dakika pişirin.
Etleri süzme yoğurdun üstüne yerleştirin.
Sıcak servis yapın.
Balıklen
Malzemesi:
1 kg dana ciğeri
2 su bardağı sıvıyağ
4 yemek kaşığı un
Sos için:
1.5 yemek kaşığı margarin
10 diş sarmısak
4 yemek kaşığı un
1.5 yemek kaşığı salça
1.5 yemek kaşığı limon suyu
Hazırlanışı:
Dana ciğerini küçük parçalar halinde doğrayın.
Una bulayıp tavada kızdırdığınız sıvı yağında kızartın.
Ayrı bir kapta margarin, iri doğranmış sarımsak, un, salça ve limon suyunu kavurun. Sosunuzu hazırlayın.
Kızarmış ciğerleri servis tabağına alın.
Üzerine hazırladığınız sosu dökerek servis yapın.
Not: Değişik kaynaklarda mevcut bulunan bu yazı Muğla Kültür ve Turizm Müdürlüğü sitesinden alıntıdır.
NE ZAMAN: 25 Salı - 30 Pazar, Ağustos 2015 tarihleri arasında
NEREDE: Yanıklar Köyü, Fethiye, Muğla TR.
NEDEN: Müziğin sonsuz kaynağının doğanın kendisi olduğundan ilham alınarak oluşturulan proje; müziğe gönül vermiş herkesi, Anadolu’nun asırlık notalarını Akdeniz’in eşsiz doğasında yeniden keşfetmeye ve birlikte kollektif bir yaşam sürmeye çağırıyor.
KİM tarafından: Proje koordinatörü Aytaç Gökdağ.
KİMin için: The general public is all invited.
NOTLAR: Bu yılki ana teması, geleneksel halk müziği olarak belirlenen Müzik Köyü Fethiye, kaybolmaya yüz tutmuş müzik geleneklerini, köydeki katılımcılara teorik ve pratik olarak aktarmakla kalmıyor,aynı zamanda yöresel icracıları katılımcılarla bir araya getirerek, geleneksel müziğin dinamizmini besleyen binlerce yıllık usta – çırak ilişkisini de köydeki atölye çalışmalarına taşıyor.
Müziğin, notalar dizisinden ziyade bir yaşam biçimi olarak ele alındığı, içeriğinin felsefe, kolektif yaşam ve doğa unsurlarıyla beslendiği Müzik Köyü projesi, tüm müzikseverleri, ezgileri kendi yaşam alanında yeniden keşfetmeye ve yaşamaya çağırıyor.
Proje koordinatörlüğünü Aytaç Gökdağ, genel sanat yönetmenliği ve etkinlik koordinatörlüğünü müzik öğretmeni, müzisyen ve geleneksel halk müzikleri araştırmacısı Emre Dayıoğlu ve Mehmet Günay Eser’in yaptığı projenin çerçevesini, farklı dönemlerde organize edilen ve doğanın kucağında gerçekleştirilen etkinlikler ile katılımcıların imece ruhuyla şekillendirdikleri kolektif birliktelik oluşturuyor.
Bu sene, 25-30 Ağustos 2015 tarihleri arasında birincisi düzenlenecek olan Müzik Köyü Fethiye, ve ana tema olarak belirlenen geleneksel halk müziği çerçevesinde düzenlenecek olan etkinlikler; yerel sanatçılar, yaşayan usta müzisyenler ve genç kuşak müzik eğitimcileri ile yapılacak olan üçtelli, dörttelli, sipsi, kopuz, bağlama gibi enstrüman atölyelerini, söyleşi ve tartışmaları, film ve belgesel gösterimlerini, temel düzey sound painting ve köy konserleri ile müziğin asıl kaynağı Anadolu köylerine yapılacak ziyaretleri kapsıyor.
Organizasyon hakkında konuşan Müzik Köyü Fethiye proje koordinatörü Aytaç Gökdağ, ilkini düzenleyecekleri organizasyona farklı şehir ve ülkelerden pek çok müzikseverin katılacağını belirtirken, aynı zamanda Yanıklar köyü ve civar köylerde yaşayan köy çocuklarına da hiçbir ücret alınmaksızın atölye çalışmaları yapacaklarını ve köyde herkese açık konser vereceklerini ifade etti.
Kimi zaman bir dere kenarında kimi zaman ise bir ağacın gölgesinde yapılan, her birinin kolektif yaşam ruhuyla bütünleştiği etkinliklere ev sahipliği yapan Türkiye’nin ilk Müzik Köyü, önümüzdeki seneden itibaren farklı müzik disiplinlerini de kapsamlı eğitim programına dahil etmeyi planlıyor.
FETHiYE CENTRUM
Fethiye is an ancient Lycian town with relics dating back to the 4th century BC and is reputed to have been visited by Alexander the Great. Set against the magnificent backdrop of the Taurus Mountains and surrounded by a beautiful, island-strewn bay, the town is now a vibrant holiday destination.
The picturesque old quarter is packed with bazaar-style shops, restaurants and bars. A wide range of boat trips are available at the nearby waterfront.
Ancient sites> The Tomb of Amyntas
Impressive rock tombs, carved into the hillside above the town. The Tomb of Amyntas dates from around 350 BC and has a Greek inscription over the entrance, which resembles the front of a classical temple. You also get a tremendous panoramic views of the bay from here!
Ancient sites> The Acropolis
The remains of a medieval castle, built by the crusader Knights of St John, and incorporating earlier Greek, Roman and Byzantine fortifications.
Ancient sites> The Roman Theatre
Located at the western end of the old quarter the theatre and dating from Roman times, the theatre is currently being restored and is sometimes used for concerts
HiSARÖNÜ
Hisaronu is a mini-resort perched on a mountain plateau, overlooking the famous Olu Deniz lagoon and just a few minutes dolmus ride from Fethiye.
Lively and bright, the resort is packed with gift shops, nightclubs and the resort's speciality - restaurants catering for every taste!
Hisaronu really comes alive after dark as visitors and locals head for the disco bars or linger over a meal, enjoying the cool mountain air.
ÖLÜDENiZ
Olu Deniz takes its name from the beautiful blue lagoon located a few hundred yards from the main town.
The beach itself stretches for several miles, but the most popular section is the lagoon with its stunning backdrop of mountains and pine forest.
This area has been designated a National Park and there is a small entrance charge, but it is well worth paying - there are shaded areas suitable for picnicking, showers and snack bars.
In the main town, the seafront is crammed with provision stores, bars and restaurants, many with roof terraces perfect for enjoying the sunset and the wonderful views.
ÇALIŞ
Çalış (pronounced Chalish) is a small beach resort with views (and spectacular sunsets) across Fethiye Bay to Şövalye Island.
Restaurants and terrace bars line the beach road, which is closed to traffic during the summer, and there are local shops just a few minutes walk away.
The two mile beach is of coarse sand and shingle. Activities include windsurfing, waterskiing and scuba diving.
Dolmuş boats (water taxis) link Çalış to Fethiye and run at approximately 20 minute intervals between 09.00 and 23.30 during the summer.
Passengers can enjoy an relaxing journey through the reed beds of the canal which eventually opens out into Fethiye Bay If you are lucky you might even catch a glimpse of dolphins at play!
Likçe kitabelerde ismi "Kada-wanti" olarak okunan Kadyanda'nın ismindeki "–ND" takısı nedeniyle, kuruluş tarihinin MÖ 3 binlere indiği söylenebilir. Ancak, antik kentten günümüze ulaşan yüzeydeki en eski kalıntılar MÖ 5. yüzyıldan daha eskiye gitmez. Kadyanda ören yerinde kenti çevreleyen surlarının bir bölümü, kaya mezarları ve bazı kitabeler en erken dönemlere tarihlenen kalıntılardır. Bunlardan ayrı olarak, Roma Dönemi'nde de onarılarak kullanılmış olan Helenistik tiyatro, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanrıya ait olduğu bilinmeyen tapınak kalıntısı ve yoğun sivil yapı izleri Kadyanda ören yerinin antik dönemde yerleşim geçirmiş tam bir kent kimliğini ortaya koymaktadır.
Kent, dik yamaçlarla arazinin topografyasına göre birçok kez inşa edilmiş, sur ile çevrelenmiştir. Özel bir duvar yapım tekniğine ismini veren Kiklops stilindeki duvarların çok güzel örnekleri, özellikle güneydeki kısımda görülebilmektedir. Kaçak kazı izlerinin yoğun olarak izlendiği nekropol alanı, kentin güney bölümünde surların dışında kalmaktadır.
Antik kentte, sayılarının çokluğu ile dikkat çeken yapı kalıntılarının bir başkası ise sarnıçlardır. Tapınağın doğu kesiminde geniş bir alanın altında inşa edilmiş, birbirine geçmeli dört büyük sarnıç, kentin antik dönemde su sorununun ne kadar etkili olduğu, belki de bu sorun nedeniyle terkedilmiş olabileceğini akla getirmektedir.
Kent MS 7. yüzyıla kadar iskâna sahne olmasına karşın geç döneme ait kalıntılar fazla yoğun olarak hissedilmez. Antik kentte 1992 yılında Fethiye Müze Müdürlüğü'nce bir kurtarma kazısı yapılmıştır. Bu çalışma sırasında ören yerini rahatlık ve kolaylıkla gezebilmek için takriben 2,5 km uzunluğunda bir gezi yolu yapılmıştır.
Likya tarihi ve Kadyanda hakkında daha geniş bilgiyi aşağıdaki genel ağ sitelerinden ve kaynaklardan bulabilirsiniz:
LyciaOutdoor , Wikipedia . WOWTurkey , Fethiye.gov.tr
Likya Efsaneleri, Hasan Barışcan, İnkilap, İstanbul
Lykia, Bilge Umar, İnkilap, İstanbul