Hasta olduğun ortamda iyileşmezsin.
Hasta olduğum ortamda can çekişiyorum.
macklin celebrini has autism

pixel skylines
Alisa U Zemlji Chuda
cherry valley forever
Xuebing Du
One Nice Bug Per Day

祝日 / Permanent Vacation
tumblr dot com
Cosmic Funnies
Sade Olutola

JBB: An Artblog!
Game of Thrones Daily

if i look back, i am lost

Janaina Medeiros
No title available

oozey mess
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Not today Justin
Cosimo Galluzzi

Discoholic 🪩
seen from Italy
seen from United States
seen from United States
seen from Argentina

seen from Malaysia

seen from Paraguay

seen from Brazil

seen from Indonesia
seen from Philippines
seen from United States
seen from Nigeria
seen from United States

seen from Canada
seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@uveylaaa
Hasta olduğun ortamda iyileşmezsin.
Hasta olduğum ortamda can çekişiyorum.
adını koyamadığım bir sancı var içimde. yarım kalmışım gibi, eksik kalmışım, bir kalbe sığamamışım. kış ortasında sokakta, soğukta bir başıma kalmışım gibi.
sırtımı yasladığım duvarların, üstüme yıkıldığını gördüm.
Benimle içim arasında hâlâ bir mesafe var.
Aslında seni paramparça eden şeyler sanki seni hiç etkilememiş gibi davrandığın için yorulmuşsundur belki
Dalgandım da duruldum. Gök yıkıldı yeryüzüne. Kalbimin içinde duran melankoniyle yüz yaş. Hiçbir rengini alamadım senin, bir adım gidemedim doğduğum yerden. Varolmayan köprülerini ben geçtim tanrım, sancıya adımı sen verdin. Denizin dibine fırlattılar beni önemsiz bir taş gibi. Dalgalandım da duruldum.
önüme taş koyan eller nerede şimdi.
bir eşiğin üstünde duruyorum, ama kapı yok. arkamı dönüyorum, yol toz olmuş. hangi adım bana ait, bilmiyorum.
ne kadar yürüdüm, kaç kere kanadım, kaç kere susup yola bakındım, hesaplamadım.
düştüm mü? evet. kalktım mı? kim bilir..
bizi dost kılan zamanın bizi bir yabancıya çevirmesini ellerim kucağımda, yele karşı bir eşiğe oturmuş omuzlarım titreyerek izledim. şimdi dün sandığım her şey seneler evvele ait. zamanın tanrısı kalbimi öyle zarif kırdı ki sanki hep kırıkmış gibi; bu sakatlığı ben sandım da sızlamıyor göğsüm nicedir. sanki hep böyle yüzüm solgun doğmuşum gibi oysa sen belki hatırlarsın, benim kiraz çiçeklerim vardı. yalnız parmaklarım buz gibiydi, gözlerim sıcaktı. şimdi hatırlanmaya mecbur her şey unutulmaya mahkum çünkü. sanki hep böyleymiş gibi değil mi. sanki hep yabancıymışız gibi. oysa biz seninle kanımızı karardık. bir kalabalıkta kestirmeden kaçar, benim ağlamaya teşne yüzümü senin omuzlarına asardık. şimdi ağlamak yok. yok kaçmak. öyle bir zamanı vardı ömrümün. ölümle dövülmemiş zamanı. o zaman saçlarım parlak, içim aydınlıktı. elimde bir şamdanla yürüyorum ama mum da yanmıyor şimdi.
ben ki kendi kendimin çetrefilli zulmüyüm.
insan acısını kaburgasından doğurunca merhem de bulamıyormuş muhittin abi. bu hırçınlığım, elimi nereye uzatsam yakıp yıkışlarım, hoyrat sevişlerim, ne yapacağımı bilemeyişlerim hep bundan.
Gölgemden ibarettir bu dünya. Dilimin taşıyamadığı yığınla ağır kelime. Ve sığmadıkça ben gölgeme, en aciz nefesim bile tıkanınca semadan zemine, bir ok gibi boğazımda. Yutmaya çalıştığım tüm anları hatırlar gibi geçen bu hayat; Ellerimi uzattığımda yakalarım sandığımdan ibarettir.
geç kalma / en çokta kendine
“artık hiçbir şey hissetmeyecek kadar çok şey hissettim. ruhum tükendi, kalan yalnızca bir yankı içimde.” diyor Pessoa.
Dışarıda koskoca bir dünya vardı, yürüdüm, kendimi aradım içinde. Yoktum.
Güneş alan odaların küfü. Kaç yazı çürüttüm ben bu yaşlarda. Gözlerimin önünde kendi suretim. Bu gözler kime benzer gülüş kime? Bu aydınlık kapris bu kin, kime? İçimden fısıldasam beni bağışlar mısın tanrım? Duyamayacağın kadar sessiz olsam bile. Üstümden akan ırmaklar durulduğunda gürültü bitseydi. Ellerimi uzatsam yakalasam kendimi orda, serbest bırakmalı mıyım tanrım?
"homme, nul n'a sondé le fond de tes abîmes"
"kimse bilmez ey ruh, uçurumlarını senin"