"Yüzümü onunkine yaklaştırıp kitaplardan söz etmiştim ve o da yüzünü benimkine yaklaştırmıştı. Eriyen şeylerden bir okyanustu halimiz, boğulmaktı, içinde yüzebilirdim; bütün o zenginlikten korktum ve bakışlarımı çevirdim."
sheepfilms

roma★

izzy's playlists!

Love Begins

No title available
Keni
will byers stan first human second

JVL
we're not kids anymore.

tannertan36
noise dept.
One Nice Bug Per Day
Claire Keane
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

Kaledo Art
d e v o n
Cosimo Galluzzi
Game of Thrones Daily

oozey mess

seen from United States
seen from Canada

seen from Singapore
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
seen from Australia
seen from Spain
seen from United Kingdom
seen from Saudi Arabia
seen from Brazil
seen from Switzerland

seen from France
seen from United States
seen from Germany
seen from Russia
seen from United States

seen from United Kingdom
@vanhtae
"Yüzümü onunkine yaklaştırıp kitaplardan söz etmiştim ve o da yüzünü benimkine yaklaştırmıştı. Eriyen şeylerden bir okyanustu halimiz, boğulmaktı, içinde yüzebilirdim; bütün o zenginlikten korktum ve bakışlarımı çevirdim."
merhaba. ben on yedi olmak istemiyorum. on altı yaşım beni kolumdan tutabilir mi. ama beni tutsun. on yedi olmak istemiyorum.
onaltı beni kolumdan tutmadı. onyediye kucak açmak zorunda kaldım. bir umut bekledim. belki o beni tutar diye. onsekize itti beni, oradan ondokuza çarptım. su gibiydim, aktım ve yolumu buldum. öyle sanıyordum. şimdi yirminin kolları arasındayım. haydi tüm bıçakları saklayalım.
hoş geldin yirmibir. bana ne getireceğini bilmiyorum. ama yine de hoş geldin. ipleri birbirinden ayıralım çünkü bir arada durmak istemiyorlar. hoş buldum.
merhaba. ben on yedi olmak istemiyorum. on altı yaşım beni kolumdan tutabilir mi. ama beni tutsun. on yedi olmak istemiyorum.
onaltı beni kolumdan tutmadı. onyediye kucak açmak zorunda kaldım. bir umut bekledim. belki o beni tutar diye. onsekize itti beni, oradan ondokuza çarptım. su gibiydim, aktım ve yolumu buldum. öyle sanıyordum. şimdi yirminin kolları arasındayım. haydi tüm bıçakları saklayalım.
senin suların çok bulanık, kalbimi göremedim ben hiç. oysa benim kalbimde bir parça yeşillik olduysa, hepsi sayendeydi.
taehyung'u gördüğümde, onun bileklerine ayçiçeği çizeceğim. senin için.
ve ona de ki: "dünyanın en güzel köşesine benziyorsun." hissedeceğim.
l.
göğsüm, reçel ve kavanozlardan uzak, tavanından yer yer karlar alan bir odanın rutubetine sıkışmış kuş seslerini taşır. ve görkemini yalnızca bodrum katlara duyurmuş sedeften şamdanları.
ll.
hep böyle dağlar mı çağırırım diye düşündüm. dağ kelimesi dağdan da ağır ve kelimeler insanda ağrır mı hiç diye düşündüm.
Ill.
bir de camı açsam sanırsın dünya dökecek bana içini cinneti ve belleğiyle penceremden içeri.
IV.
bir abajur boyasa bizi betimiz doksanlar olsa benzimizde ayaklanmalar bir yanımız hep seğirse sonra sen atları çözsen uykuları çağıran evlere varsak.
V.
kışın hiç gelmeyeceği bir yer var inanıyorum. bir tren ve bir biletle bir tren ki, omurgası gibi kaldığın.
kışın hiç gelmeyeceği bir yer var, inanıyorum. bu beni öyle sessizce yaraladı ki az önce. içimdeki vazoyu devirdim.
"gerçekten bana hiçbir şeyi anlatasın gelmedi mi? hiç mi? oysa ben yüreğimi çiçek gibi solduran bu acıdan seni haberdar etmek isterdim."
1 yıl önce bugün; binlerce kişi sevdiklerine son kez sarıldılar. son kez gülüp, son kez mutlu oldular. son yemeklerini yediler, son kahvelerini içtiler. evlerinde son keyifli geceyi geçirdiler. son kez birbirlerine "iyi geceler" dediler. ama hiçbiri son kez olduğunun farkında değildi. bugün hepimizin son günü, son saati, son anı olabilir. hâlâ vaktimiz varken; hayatımızın ve sevdiklerimizin kıymetini bilelim
benden özür dileyeceksin. bana yaptığın her şey için özür dileyeceksin. beni dönüştürdüğün bu hâl için özür dileyeceksin. hayatımın orta yerine koydum seni, orada duramadığın için benden özür dileyeceksin. beni sevebilecekken nefret ettiğin bir adama dönüştürdüğün için benden özür dileyeceksin. ben ne yapacağım biliyor musun. bütün özürlerini kabul edeceğim. çünkü ben böyle biriyim. bizim ilişkimizi benim hoşgörüm kurtaracak.
kusursuz olduğuna inandıracağım seni her zerreni öperek
zamanında biri şey demişti. "sen onu çok seversin ama o yine de hep yalnız olduğundan yakınır. çünkü ihtiyacı olan kişi sen değilsindir, bir başkasıdır. tüm dünyayı önüne ser, yine de mutlu edemeyeceğin insanlar vardır. sen onun arayıp bulduğu değil, öylesine geçerken uğradığı birisin."
beni sevdiğini biliyorum. beni çok seviyor. beni çok sevdiğini söylüyor. bu bir şeyleri çözmüyor. bir şeyleri çözsün diye beni daha çok sevsin istiyorum. o bıçağı sürekli kendime doğrultuyorum. ama beni kesmiyor. beni çok sevdiğinden eminim ve istiyorum ki bunu bilmek beni tekmelerden korusun. ama bu kez korumuyor. beni sevdiğinden eminim, ama beni sevmese daha iyi, beni sevmelisin, ama sevmesen ne iyi. işte tam buradaki düğümün içinden çıkamıyorum.
tam şimdi içinde olduğum durum o kadar şey ki. kafamı suya soksam şu ankinden daha iyi nefes alabilirdim. boğuluyorum.
beni biraz sevsene. ne bileyim yatır göğsüne saçlarımı sev. yüzümü sev. sımsıkı sarılarak sev. sev işte.
bir kez yıkıldın diye ayağa kalkamayacağını mı sanıyorsun, kestirme yolu hatırla, ayağına takılan taşı, eğilip yerden aldığın taşı, binbir kere kendine okuduğun şarkıyı düşün, inandığın masalları, artık inanmadığın masalları, yerden göğe kadar haklı olduğun saatleri düşün; birini çok sevmek seni güçsüz yapıyorsa artık sevmeyeceğini söyle, seni düşüren hiç kimse olmayacak bundan sonra. diken ol. kendine değil, kendin dışındaki herkese diken ol, kanat ellerini, yumrukla göğüslerini, tekmele o kıçlarını. hayatın böyle akıp giden bir nehir olduğunu unutma, akıntıya koşma, kendinle her koşulda yaşa ama kendinle yaşatma, çünkü böyle böyle öğrenecekler senin de sesinin olduğunu.