yaşıyorsam tutarsızlığımdan yaşıyorum, bir de tüm tutarlılığımla sevdiğim için çıplak gözle güneşi seyrebildiğim saatleri.*

No title available
Not today Justin
styofa doing anything
No title available
Alisa U Zemlji Chuda
I'd rather be in outer space 🛸
Sade Olutola
wallacepolsom
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

tannertan36
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Janaina Medeiros
DEAR READER

titsay
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Sweet Seals For You, Always
Mike Driver
Monterey Bay Aquarium
seen from South Africa
seen from Türkiye

seen from Germany
seen from United States
seen from Netherlands

seen from Iraq
seen from Argentina

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United Kingdom
@vedamesaji
yaşıyorsam tutarsızlığımdan yaşıyorum, bir de tüm tutarlılığımla sevdiğim için çıplak gözle güneşi seyrebildiğim saatleri.*
o kadar çok seçilmek için, sevilmek için, beğenilmek için, birinin gözüne girmek için uğraşıyoruz ki seçmeyi, sevmeyi, beğenmeyi ve birinin bizim gözümüze girmesini ıskalayabiliyoruz. ana karakter olacakken başka birinin hikayesinde yan karakter olmaya razı oluyoruz.*
keder içinde neşe buluyorum ve keder, gülmekten daha yücedir. biliyorsun bir melek üzgün olanlardan uzak değildir ve hastalık bazen bizi iyileştirir.*
ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün. ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün.*
ben yoluma devam ediyorum, sen zaten çok uzaktasın.
sevinciniz maskesinden sıyrılmış kederinizdir. şimdi kahkahalarınızın yükseldiği o kuyu, çokça zaman gözyaşlarınızla dolmuştu.
başka nasıl olabilir ki? keder varlığınızda ne kadar derin bir oyuk açarsa, taşıyabileceğiniz sevinç o kadar fazla olur.*
eski bir şarkıyı söylüyorum. bunu içimden yapıyorum. ama sürekli yapıyorum. bir noktada onun hissettirdiği nostaljik, korunaklı -ev, bir dost, henüz kaybedilmemiş aile hissini seviyorum. bir noktada da bu bana bulunduğum yerde huzursuzluk veriyor. yürürken onun elini tutmak ne kadar harikaydı diye düşünüyorsun yürürken onun elini tutamadığın zamanlarda. günün sonunda her şeyi çoktan kaybetmişsin. hayatın bana ihtiyacım olan şekilde şefkatli yanaşacağını sanmıyorum pekala, yine de bu şarkıdan kurtulmamın imkanı yok.
kendimi yediğim yılları bana sor, var mı hevesim?
“bu dünyada yapacak bir şeyim olduğuna inandır beni. bu taşta, bu çiçekte bir payım bulunduğuna.”
bir gözyaşı hep diğerini takip ediyor. küçük boşluklar gibi. zamanla o kadar büyüyor ki en son bizi yutuyor.
aynı cümlelerden, güzellemelerden, takılıp kalmış olmaktan sıkıldım. geldiğim noktada kendi hissimi hissedemiyorum.
bir bakmışsın varsın
bir bakmışsın
yok
“You make me want to live… Not survive; not exist. Live.”
eğer bu bir tükenmişlik sendromu ise, evet çok zorlanıyorum. her seferinde başa dönmek gerçekten yorucu. yine ben bir yerlerde, bir şeyler olmayı pek beceremedim galiba. bunu biliyorum ve artık içimdeki bu savaşa, beklentilere hatta bazı sevgilere son veriyorum.
neck kisses
çok hoş. öyle böyle değil ama. baya.