yaşıyorsam tutarsızlığımdan yaşıyorum, bir de tüm tutarlılığımla sevdiğim için çıplak gözle güneşi seyrebildiğim saatleri.*

if i look back, i am lost
NASA
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
taylor price
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
EXPECTATIONS
ojovivo
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
Game of Thrones Daily
𓃗

gracie abrams
untitled
Not today Justin

Product Placement
Noah Kahan

Andulka

No title available
★

Love Begins

Discoholic 🪩

seen from United States
seen from Russia

seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from Russia
seen from Türkiye
seen from Lithuania

seen from Greece

seen from Canada

seen from Japan

seen from Netherlands

seen from United Kingdom

seen from Greece

seen from Netherlands

seen from Türkiye

seen from Germany
seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from Lithuania
@vedamesaji
yaşıyorsam tutarsızlığımdan yaşıyorum, bir de tüm tutarlılığımla sevdiğim için çıplak gözle güneşi seyrebildiğim saatleri.*
o kadar çok seçilmek için, sevilmek için, beğenilmek için, birinin gözüne girmek için uğraşıyoruz ki seçmeyi, sevmeyi, beğenmeyi ve birinin bizim gözümüze girmesini ıskalayabiliyoruz. ana karakter olacakken başka birinin hikayesinde yan karakter olmaya razı oluyoruz.*
keder içinde neşe buluyorum ve keder, gülmekten daha yücedir. biliyorsun bir melek üzgün olanlardan uzak değildir ve hastalık bazen bizi iyileştirir.*
ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün. ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün.*
ben yoluma devam ediyorum, sen zaten çok uzaktasın.
sevinciniz maskesinden sıyrılmış kederinizdir. şimdi kahkahalarınızın yükseldiği o kuyu, çokça zaman gözyaşlarınızla dolmuştu.
başka nasıl olabilir ki? keder varlığınızda ne kadar derin bir oyuk açarsa, taşıyabileceğiniz sevinç o kadar fazla olur.*
eski bir şarkıyı söylüyorum. bunu içimden yapıyorum. ama sürekli yapıyorum. bir noktada onun hissettirdiği nostaljik, korunaklı -ev, bir dost, henüz kaybedilmemiş aile hissini seviyorum. bir noktada da bu bana bulunduğum yerde huzursuzluk veriyor. yürürken onun elini tutmak ne kadar harikaydı diye düşünüyorsun yürürken onun elini tutamadığın zamanlarda. günün sonunda her şeyi çoktan kaybetmişsin. hayatın bana ihtiyacım olan şekilde şefkatli yanaşacağını sanmıyorum pekala, yine de bu şarkıdan kurtulmamın imkanı yok.
kendimi yediğim yılları bana sor, var mı hevesim?
“bu dünyada yapacak bir şeyim olduğuna inandır beni. bu taşta, bu çiçekte bir payım bulunduğuna.”
bir gözyaşı hep diğerini takip ediyor. küçük boşluklar gibi. zamanla o kadar büyüyor ki en son bizi yutuyor.
aynı cümlelerden, güzellemelerden, takılıp kalmış olmaktan sıkıldım. geldiğim noktada kendi hissimi hissedemiyorum.
bir bakmışsın varsın
bir bakmışsın
yok
“You make me want to live… Not survive; not exist. Live.”
eğer bu bir tükenmişlik sendromu ise, evet çok zorlanıyorum. her seferinde başa dönmek gerçekten yorucu. yine ben bir yerlerde, bir şeyler olmayı pek beceremedim galiba. bunu biliyorum ve artık içimdeki bu savaşa, beklentilere hatta bazı sevgilere son veriyorum.
neck kisses
çok hoş. öyle böyle değil ama. baya.