
No title available

oozey mess

ellievsbear
One Nice Bug Per Day

Andulka
trying on a metaphor
Today's Document

No title available
RMH
noise dept.
cherry valley forever
will byers stan first human second
d e v o n
DEAR READER
we're not kids anymore.
occasionally subtle
taylor price
art blog(derogatory)
styofa doing anything

JBB: An Artblog!

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Taiwan

seen from United States

seen from Sri Lanka
seen from Ireland
seen from Canada
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Finland

seen from Malaysia
seen from France
seen from Canada
seen from Belarus
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from Romania

seen from Türkiye
@veritasiaa
*biri beni yanlış anlamıştır* tam açıklama yapacakken
iç sesim: amann boşver niye kendini yoruyorsun açıklasanda istediği yere çekecek nasıl olsa sal gitsin
●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●
! Ne olursa olsun.
düşünüyorumda aşk olmasa ne yapardık, bugüne kadar hala insan olarak kalabildiysek mutlak bunda en büyük görev aşk'a ait.
her nekadar serzenişlerimiz, aşka sitemlerle süslenmiş öykülerimiz olsada, yürek boşlukta durmuyor, hacmi yok sevmeyince…
en romantikten en antiromantiklere kadar herkes hayatı boyunca mutlak karşılaşıyor bu duyguyla, yüreğe söz geçmiyor, fırtınanın ortasında buluveriyor insan kendini, bir sağa bir sola sallanıveriyor eğer yılmak ve yıkılmak seçeneğini göz ardı ederseniz, keyiftende yenmiyor..
peki neden herkes korkuyor aşktan ?
korktukları aşk değil aslında, üzmek ve üzülmekten, aşkı bulup aşkı yitirmekten, iştah kesintileri, mide bulantılarından, uykusuz gecelerden, göğüs kafesini zorlamasından, yanaklarımızda kuruyacak tuzlu su birikintilerinden korkuyoruz..
aslında sorun ne biliyormusunuz ilk görüşte aşklara olan inançların fazlalığı, kalp birden vurmaz, aşk göz göze gelmeden, elele tutmadan,konuşup kelimelerde kaybolmadan, kaçamak bakışlarda utanmadan, geride anılar bırakmadan, döllenip kalpte peydah olmaz bu yüzden her kalp çarpıntısını aşk sanıp sonra suçlamak ta çok doğru değil..
aşk bu görülmüyor işte saydam bir duygu, yara almadan geçmek mümkün müdür, yada girip hiç çıkmamak, gel deyince gelmiyor git deyincede gitmiyor.
bazen varken yokluğunu hissedersiniz çoğu zamanda yokken varlığını hissedersiniz.
o zaman dileğim varken varlığını hissedip aşka doymanız..
Hazırlıksız bir insanım sana gelmelere, gel desen ölürdüm. Git dedin nasıl yaşıyorum bilmiyorum. Gel desen valiz toplamam, yüreğime tıkıştırırım ancak bir kaç şey. Gel dersen yoksan, bulamazsam, dibini sıyırırım yaşamın. Hazırlıksız bir insanım sana gelmelere, gel dersen, bir kuşa ilk kanat çırptıran umut belirir içimde. Evet sana kanat çırparım, kimse bilmez! Git dedin nasıl da kırıktır yaşamım. Az önce çift konan yusufçuk, bir müddet sonra tek konarsa camımın pervazıma çok üzülürdüm. Bana yaşattığın bunca şeye nasıl dayandım fikrim yok. Hazırlıksız bir insanım sana gelmelere, gel dersen, poşet poşet eşya ile evine doğru giden baba sevinci kaplar içimi.
Git dedin evde kimseler yoktu…
28 Eylül 2020
Susuyorum, içimde birikenleri kimse duymuyor. Konuşmak istiyorum, ama biliyorum kimse anlamayacak.
Gittin. Ardından öylece bakakaldım. İnsanın sınırları var biliyor musun? Zamanla tükeniyor her şey. Mesela gözyaşım, umudum, hayallerim tükendi. Hatıralarım bile tükendi! Sensiz geçen gecelerde, sıcaklığını hissedip uyumak için tükettim onları. Şimdi seni düşündüğümde hafızamda beliren bulanık bir yüz sadece. Ne kadar derine inmek istesem de artık hep sığ kalacak duygularım.
xxxx (via prince--girl)
bazı şeylerin kelimelerle tarifi çok zor olur, senin kelimelerle tarifin zor; tek bildiğim umutların, hayallerin, geleceğin öldü. İnsanlık bir kere daha öldü... Zihniyetiniz batsın! #Melisa
Düşüncelerimin hepsi kiraya çıksın...
“Kaba adamların kalın sesi örtmüştü ülkeyi. Güzellik, insanların gelecek düşlerinden çoktan çıkmıştı. Kimsenin ortak türküsü yoktu ve kimse türküsünü bir başına söyleyemiyordu. Bir yere gitmeden, gelecek birisini bekliyordu herkes. Koro halinde susuluyordu ve yalnızca yüksek sesle konuşanlara inanır olmuştu insanlar. İncelik yalnızlığa dönüşe dönüşe bitmişti. Şiddetin coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca anımsanıyordu. Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara, ne aşk, ne özgürlük, ne barış anlatılabilirdi.” - Şükrü Erbaş, Seni Korumak İçin (Bir Gün Ölümden Önce) - Görsel: Christer Karlstad
Oğullarınıza karşı cinse saygı duymayı öğretin. Gece yarısı evine dönen kadının "aranmadığını" öğretin. Bir kadının omuzuna arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin. Dokunmaktan korkmamasını öğretin. Sevmenin değer verme olduğunu öğretin. Sahip çıkmayla, sahip olmanın farklı olduğunu öğretin. Hiç kimseyi küçük görmemeyi öğretin. Ama bunları önce kendi içinizde ki "çocuğa" öğretin.
Albert Einstein
Erkeklere tecavüz etmemesi gerektiğini öğretmek yerine, kadınlara tecavüze uğramamaları konusunda uyarılar yapan bir toplumdan ne bekliyorsunuz ki?
"Öyle bir devir ki; bilen yazmıyor susuyor, bilmeyen yazıyor susmuyor..."
Ahmet Hamdi Tanpınar