senenin bitmesine hazır değilim de daha nelerin bitmesine hazır değildim
virgülcüm seneleri deviriyoruz da acaba sen ne zaman hazır olacaksın yaşamaya. (en son bu postu atmışım, uln tumblr nası unuttum seni de
KIROKAZE
Game of Thrones Daily
Misplaced Lens Cap
Show & Tell
Alisa U Zemlji Chuda
he wasn't even looking at me and he found me

⁂

★
styofa doing anything

Discoholic 🪩

Product Placement
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Origami Around
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Sade Olutola
DEAR READER
wallacepolsom
taylor price
Cosimo Galluzzi
cherry valley forever

seen from United States

seen from United States
seen from Sri Lanka

seen from Italy

seen from Malaysia
seen from Malaysia

seen from Singapore
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from Poland
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Canada
seen from Malaysia

seen from Germany

seen from United Kingdom

seen from Australia

seen from United States
seen from Germany
@virgulden
senenin bitmesine hazır değilim de daha nelerin bitmesine hazır değildim
virgülcüm seneleri deviriyoruz da acaba sen ne zaman hazır olacaksın yaşamaya. (en son bu postu atmışım, uln tumblr nası unuttum seni de
senenin bitmesine hazır değilim de daha nelerin bitmesine hazır değildim
gelecek planım birkaç yıl daha örtmenlik yapıp tüm kredi borçlarımı kapattıktan sonra köyüme gidip her şeyden eli ayağı çekmek. sosyalizm geldiğinde ben de geri dönerim
düşünmekten uyuyamıyoruz değil mi arkadaslar yalnız değilim şu an bu konuda
bursanın niteliksiz eğitimin en yoğun olduğu bölgelerinden birinde çalışıyorum, kuruma gelen öğrencilerin gittiği okullarda ne müfredata uyuluyor ne öğrencilerin neyi ne kadar öğrendikleri umurunda okulların, akran zorbalığı desen kol geziyor. zaten bölge sosyo ekonomik anlamda çöküntüde. veliler istiyor ki bir dönemde dört yıllık eğitim verelim çünkü para ödüyorlar ya zorundayız. ben ise hiçbir şey yapamıyorum hiçbirine yetemiyorum.. valla nefes alamıyorum bazen düşünmekten.
keşke şurada olsaydım, keşke şunu yapıyor olsaydım, keşke şu seneye dönebilseydim, keşke şu kişiye şunları diyebilseydim
çocuklarım sürekli oyuncak alıyor küçük küçük ve hep tatlı notlar yazıyorlar bana🥺 seni çocuk sanıyor olabilirler mi dedi bir arkadaşım ama ne olacak ki hepimiz beş buçuk yaşında değil miyiz..
peki ikinci görseldeki misafirimin odayı benden daha çok sahiplenmesi
tüm insanlık pazar günlerini evde geçirmeli ya hava aydınlanmadan işe gitmek nedir ağlayacağım metronun ışıklarını söndürür müsünüz
günaydın, daniska - mış gibi dinleyelim
bazı şeyleri daha iyi anladım. bazı ölümleri kaldıramadım, bazı yaşamları kaldıramadığım gibi. günlerdir korkunç bir ruh halindeyim ancak yarın sabah her şey farklı olacak diye söz veriyorum kendime şimdi. burada. insanın kendinden başka kimsesi yok. özellikle geceleri.
kafanızı ağrıtmaya geldim. birkaç güne giderim. ya da gitmem
teorik kitaplar okumayı bırakmaya karar verdim. en azından bir süre. hem unutkanlığım öyle bir boyuta ulaşıyor ki bazen hiçbir şeyin anlamını hatırlamıyorum hem de insanların bu kadar düşünmesi, bu kadar düşünce üretmesi bir noktada canımı sıkmaya başladı. çünkü sevgili arkadaşlar bir insanın bu kadar düşünebilmesi ve üretebilmesi için zengin olması gerekiyor. hangi dönemde yaşamış olursa olsun. en azından genelinin.. şu an günde on iki saat çalışan birinden ne kadar verimli okumalar veya tartışmalar bekleyebilirsin ki? gerçi şu an kimseden bir şey bekleyemezsin biz nasıl bir döneme denk geldik
buradan kopalı ne kadar zaman oldu, iki yıl, üç belki de dört. ne yazmak istesem her şeyi baştan almam gerekiyormuş gibi hissediyorum. insanlara eskiye dair bir şey anlatırken anlattığım olaylardan dört beş altı yıl önce diye bahsetmek çok korkunç hissettiriyor. büyümeyi durdurabilmeliydik. ya da direkt hayatı. oysa kendimizi bile durduramıyoruz ki yokuş aşağı koşarken.
gri en sevdiğim renkti, hâlâ öyle belki ancak hayatın içinde griyi sevemiyorum artık belirsizlikler çok yoruyor. siyah ya da beyaz. genellikle siyah. olsun. olur.
bir şeyler karalamayı çok özledim. "bir araya getirdiğim harfler beni anlatmaktan uzak" diyor tezercim ise.
özlem. tüm hayatım özlemekle geçti. genel.
dünya’da düzeltilmesi gereken onca şey varken sadece masanın üzerindeki nesneleri düzeltmek, tuhaf bir çaresizlik boyutudur.
hani diyor ya "sevgilim, o zamanlar hâlâ gençtik ve dünyanın nereye gideceği belli değildi. şimdi ise belli, karanlığa gidiyor." diye. her gün, sürekli bunu söylüyorum kendime. nasıl bir karanlık nasıl..
"dünyayı değiştirmek isterdim, dünya beni nasıl değiştirdi bilmiyorum. gökleri taşımak isterdim, şimdi kendimi zor taşıyorum."
kurumda kamp sürecine giriyoruz diye işi bıraksam çok mu abartı olur
çocuklarımı öyle özlemişim ki on günde, hepsine sarılasım geliyo hepppsine. özr dilerim yabrularım şu posttaki düşüncelerim için. sabah dokuzdan beri çalışıyorum son üç saati evde olmak üzere ama olsun sizin için değer