https://www.youtube.com/watch?v=FEsNPvelFII
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

roma★
Cosimo Galluzzi

blake kathryn
Mike Driver

@theartofmadeline
untitled
YOU ARE THE REASON
todays bird
Keni
Cosmic Funnies

Origami Around
No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
One Nice Bug Per Day
RMH

No title available
Not today Justin
Color Me Curious
Fai_Ryy
seen from Bangladesh

seen from United States
seen from Germany
seen from Kenya
seen from United States
seen from United States
seen from France

seen from Vietnam

seen from United States

seen from Brazil
seen from Qatar

seen from Russia

seen from Italy
seen from United Kingdom
seen from Hungary
seen from Türkiye

seen from Germany
seen from Canada

seen from Germany

seen from Italy
@yaabilader-blog
https://www.youtube.com/watch?v=FEsNPvelFII
-NİSAN-
Bu ay abim evlendi.
Bir insanın hayatında abisinin evlenmesi kadar telaşlı ve stressli bir olay daha olamayacağı kanaatindeyim. Büyük ihtimalle de hiçbir şey bunun aksini iddiaa edemeyecek. Sondan ikinci fotoğraftaki halimden gayet net anlaşılıyor.
Fotoğraflardan ilerleyecek olursak, ilk bölüm kendi içindeki düzensizlikten bir düzene doğru evrilmiş ankaradaki hayatımla ilgili fotoğraflar. Bu ay Batıkan izmirden ankaraya ziyarete/ iş görüşmesine geldi. Sanırım o da ankaraya yerleşeyecek. Bu ay Onur ve Turaç bardaki işlerinden ayrıldı.Turaç şu an benimle aynı işi yapıyor. Kirvemle beraber çalıştığımız 3. iş . Umarım daha da fazla olur ilerde. Onur Soul isimli başka bir bara geçti. İlginçtir, Soul’da benim eskişehirden alper isimli bir arkadaşımın kız arkadaşlı çalışıyormuş, geçen batıkan geldiğinde onurun yanına uğradık, kızla öyle çok oturmuşluğumuz yok bir iki defa. Şöyle bir gözgöze geldik, ufacık bir muhabbetin ortasında şöyle bir cümle kurdu. “Bütün eskişehiri toplamışsın buraya” şöyle bi etrafıma baktım, daha değil dedim kendi kendime.
Ankaraya bahar geldi temalı fotoğrafımı gördünüz sanırım, hayır bahar değil, sanırım ankarada bahar 3 4 saat yaşanıyor. Çünkü ankaraya bildiğin yaz geldi. Kıştan doğrudan yaza geçtik. Hava yinede aralarda soğuk oluyor, olsun ankaraya alıştım. Behzat amirin epey faydası oldu.
Düğüne geçelim. Düğün haftası yani 18-24 arası, hayatımın en yorucu haftasıydı. Düğün olaylarına biraz geç dahil oldum, o hafta benim sınav haftamdı. Geldiğimin gecesinde ise kına gecesi vardı, sonra düğün felan filan derken galiba tüm hafta toplasan 10 saat felan uyumuşumdur. Olsun, gene olsu gene uyumam.
Ankaradan iki araçla gelen arkadaşlarımın fotoğafını gördünüz, sağolsunlar yalnız bırakmadılar. Hayatımdaki unutulmayacak detaylar arasında yerine aldı o fotoğraf.
Bir düğünde yaşanabilecek tüm aksiliklere rağmen, herşey yavaş yavaş normal seyrine dönüyor, abimler balayında, bende balçovadayım bi kaç güne ankaraya dönücem.
Aşağıda bu ay söylenenler var. Onun dışında bir şey yok görüşürüz
“
-Bilader ben yalnızca düğünden düğüne saçımı sakalımı kestiririm
-A: Avrupalı mı bu adam kanki?
B: Yok Bursalı
-Cevat abibize 50 lira borçlu kanki (cevat abi evimizin karşısındaki tekelin sahibidir)
-Ben günde iki paket sigara içsem yeter
-Evet arkadaşlar liseyi baştan alıyoruz
- O: Sahibindende ters eti puf satıyolardı la bi ara
E: Bundan mı kanki?
-Emre bişey versene ben yiyim ya ne olduğu farketmez
-Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor amınakoyim
-Amsterdama giderken yanıma kırmızı tuborg almama riskine giremem kanki
-la kim sıkıyo canını söyle mail adresinden bulayım facebookunu gideyim karısını sikeyim ya
-Dışarda havan topu görmek istemiyorum
-Efe bey sigara nerde kaldı?
- A:Bi newyorkta var bi de dikmende var işte
T: Tabi canım skalaya bak amınakoyim
- E: Peki yemek yapabileceğimiz bir şey var mı evde?
T: Tava var
-Şii la vuracağın zaman dibiyle vuracan ha
-Yemin ediyom dedim ki, bacım bi siktir git kurban olayım ya
-Sibertaciz dedikleri şey bu olsa gerek gerçekten
çünkü her taksici bi ince gayrimeşrudur bence
geçen aydan bu yana,
-Artık gerçek bir alkolik olduğumu kabul ettim. Hayatımdaki en önemli gelişme sanırım bu kabulleniş oldu.
-Hayatımda ilk defa bütün sinirimi filmlerdeki gibi telefonumdan çıkardım.(gerçekten işe yarıyormuş)
-Geçen ay içerisinde iki kez sinir krizi geçirdim, bu konuda tecrübesi olan arkadaşların tavsiyeleriyle bir iki ilaç kullandım ama hiçbiri bi sike yaramadı. Yine de şu an hiçbir sıkıntı yok, şükür.
-Bütün bu kötü durumların dışında yavru kedilerimiz artık büyüdü, ufak çocuklar gibi evde koşuşturup duruyorlar.
-Okul konusunda garip bir biçimde halen bir bıkkınlık yaşamıyorum, girdiğim çıktığım derslerden halen keyif alıyorum. Geçen gün gerçekten çok güzel bir seminere gittim, bizim hocalardan birinin,
-Halen rap dinliyoruz, ısrarla ve tayfaca.
-Aynalıdan sonra bahçeli bir evimiz daha oldu.
-Hayatımda ilk defa bir katalog çekimi yaptım, bir arkadaşımızın açacağı bir internet satış mağazası için, gayet keyifliydi. Emre Tan’a bir sanayi videosu daha yaptım. “Şaşmaz Underground” isimli, ben yaparken çok yoruldum ama Emre gerçekten çok mutlu galiba . Bir de en önemlisi şansında yardımıyla çok uzun zaman sonra tam olarak istediğim gibi bir kısa film çektim. İsmi Yansıma oldu. Şöyle açıp baktığımda bile inceden beni mutlu ediyor, hani o kadar tam istediğim gibi oldu.
-Nefes bardaki işimden ayrılıp yeni bir işe başladım, kendi evimde kendi bilgisayarımda yaptığım bir iş, şimdilik idare ediyo.
bu ay etrafımdakilerin ağzından çıkanları çok not edemedim, ettiklerim hemen aşağıda:
“-Ahmetlerin orayı biliyomda, ordaki çevirmeyi napacaz onu bilmiyom.
- La bu evde bak batak oynayanı sikerim ha
- Okeyden yüzbirden nasıl gruba geldin aq
- A:Kardeş ben galiba kombiyi bozdum galiba ya
B: En sevmediğim insan tipi aq
- Yaparım Ederim diyon herşeyi sikip sallıyon turaç
- Arap önce şu ayrımı bi yapalım, sen kedisin biz insanız, anlaştık mı
- İnsan gündüzlerinin bilincinde olacak”
Ha bir de hayatımda ilk defa bir trafik kazasına dahil oldum. Konya yolunda 200′le giden bir aracın içindeyken ve sarhoşken. Galiba ölüme en çok yaklaştığım andı.
İleride buraya baktığımda hatırlamak için şunları yazmam gerek. İyi değilim, yalnızca idare ediyorum. O şarkıdaki gibi “Hasta bir kelebek kadar endişeliyim”
Görüşürüz
Ankara 2016 Kışı-
“çok çetin bir kış devirdik muhtemel cevap” Çetin kışı kendi gayrimeşru makaralarımızla telafi etmeye çalışıyoruz, eve sokaktan bir kedi almıştık, kedi geldiği günden itibaren şişmanlamaya başladı, yani şişmanladığına/obez olduğuna kendimizi o kadar inandırmıştık ki doğurana kadar hamile olduğunu fark etmedik. Grinin adı duman oldu, diğerlerininki belli değil.
evde her şey yolunda,ben hariç herkesin işi iyi gidiyo, ben hariç diyorum çünkü benim bir işim yok, benimde okulum iyi gidiyo, ankaradaki hayatım okul dolayısıyla birazcık da olsa eskişehirdeki hayatıma benzemeye başladı, bu beni gerçekten çok mutlu ediyor.
behzat ç’ye başladım.
tekrar tekrar tekrar söylüyorum: aynen ankara çirkin bi yer ama bizde çok güzel değiliz.
ve birde çok büyük harflerle göztepe
aralık ayının ocak başının özeti. masanın etrafından geçen günler
aşağıda da çok uzun zamandır yapmadığım bir şey, romanyadan döndükten şimdiye kadar etrafımdaki insanların kurduğu garip cümleler: “
-A:ve en önemlisi kanka hayatımda çok büyük bir gelişme oldu
B:noldu lan sevgilin mi var
A:hayır iç donum var
- Evi tuttuk taşıcazda taşıcak eşya yok işte
-Kusura bakmayın çay içiyom ama
-İlk defa modeme bu kadar yakım bi yerden porno izledim gerçekten
-Şu koltukların altını kescez baba, basık olcak baba basık olcak yerde gitcez
-Eşyalı evde herkes siker olum
-Kötü yola düşeyim dedim burda oda yok aq
-Emre senin genç oğlanlarla arannasıl
-inşallah uzaylı değildir avradını sikeyim ya
-Sende burda dur sarımsakçı orospu çocuğu
-A:Laleni sikerim beni Köksal’a götür aq
B:Dur gprsi açayım
A: Ananı sikeyim gerçekten bilmiyo ya
B:Gözlük parladı kanki”
Bunları yazdıktan sonra farkettim baya bi küfürlü oldu. Ama yapıcak birşey yok, sonuçta bunlar gerçek sözler ve galiba unutulmaması gerekiyor.
Eve çıktıktan sonra hepimiz sırayla depresyona girdi, yavaş yavaş çıkıyor gibiyiz. Gerçi hiçte belli olmaz ama neyse..
evimizin içini doldurduk, bide bi tane daha ev arkadaşı bulduk sokaktan
Zaman bulmuşken ufak bi özet geçeyim.
Eylülden beri Ankara Üniversitesinde felsefe tarihinde yüksek lisans yapıyorum, çok zor ama insan istediği şeyi yapınca ve bundan gerçekten keyif alınca o “çok zor”luğun bir manası kalmıyor.
Yaklaşık 6 ay önceydi galiba, Ankara’ya taşındım. Tabi ki bu bilindik taşınmalardan değildi, kademe kademe ilerleyen ve geçen hafta eve çıkmamızla tamamlanan bir süreç niteliğindeydi.
Sağolsunlar burdaki arkadaşlarım Ankara’daki bütün değişik yerleri özveriyle bana tanıttılar. Ancak bu tanıtmalardan hiçbiri gündüz olmadı, 6 aydır nereye gittiysem, nereyi gördüysem hep akşamları ve ya geceleri gittim/gördüm. Mesela sanırım en çok sanayiye gittim, sanayi müthiş bi yer , tamamiyle farklı ve bambaşka bi dünya.
Emre beni burda düzenlenen illegal sokak yarışlarına götürdü, bizim neslin aşina olduğu Underground 1 ve 2 oyunlarındaki manzaranın aynısını gördüm, tek farkla. Oyunda sağda solda çekirdek ve çay satan insanlar yoktu :)
Turaç sayesinde bi barda çalışmaya başladım, çalışanlarının tamamının kürt ve alevi olduğu bi barda.
Ahmet ve Tolga iş kovalıyorlar bu ara. İnternet üzerinden ticaret yapmaya çalışıyorlar. Onların bi ofise benimde bi eve ihtiyacım olduğu için iki üç gün önce yukarıda da fotoğraflarını gördüğünüz eve çıktık. Şimdilik yalnızca elektriğimiz ve suyumuz var ancak hem Tolganın hemde Ahmetin annesi eve eşya verme konusunda seferber oldular, büyük ihtimalle önümüzdeki hafta da tamamiyle yerleşmiş oluruz. Yerleştiğimiz halinden yine fotoğraflar atarım.
Ankara bambaşka bir yer, hala alışmaya çalışıyorum. Çünkü bütün bi şehir -bana göre- kafayı yemiş, gerçek anlamda kafayı yemişler. Ancak bu kafayı yeme delirme manasında değil, eğlenme manasında gerçek olabilir. Çünkü nereye giderseniz gidin bir şekilde insanlar sizi güldürmeyi başarabiliyorlar. Şehirde yaşayan herkesle garip bir şekilde samimi hissediyorsunuz.
Elimde küçük bir imkan var ve bu imkanla her şeyi belgelemeye çalışıyorum.
Okul, iş, ev arasındaki düzeni oturtduğumda yine burdan bişeyler yazıcam. Şimdilik hoşcakalınız gözlerim...
(Merdivenlerden iniyorlardi) -çök çök çök -evde merdiven olmasi iyi oldu ya -aynen kolayi uzatsana... Eve çıktık arkadaslar, borcamlarinizi bekliyoruz.
başka bi zamanda altına upuzun bi yazı yazarım ama şimdi uyumam gerek
her dinleyişimde içim acıya acıya, kahrola kahrola, hatırlaya hatırlaya...
en sevdiklerimizle lanetlendik, en sevdiklerimizle geçen en güzel günlerimizi hatırlamakla. şimdi mutluluk yok, yaşamak var. şimdi anlık gülümsemelerin ardı sıra hiç bir şey gelmiyor, şimdi yalnız karşılaştırmalar var. Ben bunca bencilliğe karşı geldim, dayandım, vazgeçmedim. Olsun yine vazgeçmem. Hemde hiç. Ancak bu kahrolasıca özlem o güzel günlere, kahrolasıca keder her gün bir yaşına daha sokuyor adamı. sözde 24 bilemedin 25 ancak kim bilir kaç 125...
Yaz tatilim özet
Anılar, sirbistandan romanyaya donerken 22saatlik tren yolculugu