umutsuzluğun içinde insan yine de bir şeylere tutunmak istiyor sonrası zaten malum.. daha büyük bir umutsuzluk

bliss lane
taylor price

Love Begins
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
sheepfilms
almost home
The Bowery Presents
h
EXPECTATIONS
★
Not today Justin

titsay

izzy's playlists!
Claire Keane
Lint Roller? I Barely Know Her

Origami Around

@theartofmadeline

if i look back, i am lost
tumblr dot com
The Bright Sessions

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from India

seen from Bangladesh
seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Australia

seen from Canada

seen from Finland

seen from United States
seen from Colombia

seen from United Kingdom
@yenihayatimdaben
umutsuzluğun içinde insan yine de bir şeylere tutunmak istiyor sonrası zaten malum.. daha büyük bir umutsuzluk
“Mathilda, o an kafasına sıksaydı Leonun onu sevdigini öğrenebilir miydi?”
—
Mutlu olmak zor çünkü ne kadar hakettiğimiz önemli başta. Ben bunları haketmedim deme,dur. Yaşadıklarını hak etmemen mutluluğu hak ettiğin anlamına gelmiyor. Sizce 10 yaşındayken annesini,bu sabah da babasını kaybeden saat 07:00da yağmur altında caminin önünde duran arkadaşım ne kadar hakediyor mutluluğu? Ya da şu an dilenen bir çocuk. Haa unutmadan şu an biri açlıktan ölüyor. Ve şu an bir anne bebeğini kaybetti.Zor olmalı değil mi? Sende bir şeyler yaşadın,biliyorum çünkü bende yaşadım. Ve kanaat getirdim biz hüzün sarhoşu olmuşuz mutluluğu istemiyoruz çünkü şimdi o arkadaşım her şeye rağmen ayakta kalma taraftarı. Çünkü o çocuk sen ona güleryüz gösterdiğinde seviniyor.Açlıktan ölen kişi son zamanlarında sevdiğine baktı ve gülümsedi.Evet,bunu görüyorum ve hissediyorum.Ama ben ne mi yapıyorum? Oturmuş salakça sebeplerden ağlıyorum işte bu derece haketmiyorum mutluluğu.
hiçbir dert hiçbir sorun kafamızda büyüttüğümüz kadar büyük değil bugün bunu yaşayarak öğrendim.
Gece saat 04.39 ya da sabah bilmem ki. Uyumuyorum çünkü rüyalarımdan korkuyorum. Yoksa uyurdum belki ama yüzleşmediğim gerçekler rüyama girer de uyanamam diye korkuyorum.
Gözlerim yavaş yavaş kapanırken Tanrım bana sabır ver yüreğimdeki karanlığı aydınlığa kavustur. Şimdi ben gidiyorum belki sen de gelmek istersen, beklerim ben her zaman buradayım.
Önyargılı olma.
Titanik faciası. Yolcuların çoğunluğunun ölmesinin en büyük nedenlerinden biri gemide sadece 16 tane kurtarma botu olmasaydı. Gemideki 2200 yolcunun sadece 705'i bu botlara sığabilmişti. Kazaya neden olan şeyse geminin çarptığı buzdağıydı tabii ki o kriz anında herkes geminin batmasına neden olan bu buzdağını hemen uzaklaşılması gereken bir tehlike olarak görmüştü fakat bu bu buzdağı aynı zamanda üzerine birçok insanın sığabileceği su üstünde kolaylıkla yüzebilen büyük bir alandı o anda eğer buzdağının bu farklı işlevini görebilselerdi ve gemideki yolcuları oraya taşısalardı belki de daha fazla insanın kurtulabilmesi mümkün olabilirdi.
Hayatınızda bir şeyleri yaratarak geçirdiğiniz zamanlar tüketerek geçirdiğiniz zamanlardan az ise kendinizi bu konu üzerinde düşünmeye itin. Kimim ben? Bu dünyaya neden geldim? Amacım ne?
"Zorluklar olmadan mutlulukta olmaz ve mutluluk bir anda çabanız olmadan geldiyse sizden götüreceği çok şey olur."
-Yenihayatımdaben
Bugün TEDx'de "Mutluluk Zihninizde : Gen Kelsang Nyema" videosunu izledim.
Gününüz nasıl geçti?
Neden?
Yarın gününüz nasıl geçsin?
3 soru vardı.
Kendinize bu 3 soruyu sorun cevabınız ne?
Eğer cevabınız " Mutluyum çünkü bugün şu arkadaşım geldi" gibi bir cümle ise sizin adınıza üzgünüm. Çünkü gününüzün iyi ya da kötü geçmesi tamamı ile başka insanlara bağlı. Üzgünüm çünkü Mert mesaj atmadı. Sizin hayatınızın kontrolü Mert'in elinde olmuş oluyor. Sizin gününüzün iyi geçmesi sizinle alakalı olmalı günüm iyi geçti çünkü bugün çok mutlu uyandım,günüm iyi geçti çünkü çok sevdiğim bir kitabı bitirdim.
Yaşamımızın kontrolünü kimseye vermeyin..
Bu hayat sizin o halde hayatınızı siz yönlendirin.
DEĞİŞİM SİZİN ELİNİZDE.
Bir gece düşündüm.
Ne yapıyorum? Kimim? Hobilerim neler?
Cevap bulamadım çünkü yaptığım hiçbir şey yoktu,beni ben yapan bana ait bir şey yoktu,hobim yoktu,yeteneğim yoktu.
Bir süre Tanrıya sitem ettim. “Neden diğerleri gibi değilim?” “Neden sesim güzel değil?” “Neden keman çalamıyorum?” ...
Bunları derken aynı zamanda twitterda vakit geçirip,instagramda görmeyi istemediğim insanların hikayelerine laf söyleyip,youtubeda saçma sapan videolar izliyordum.
Kafamı kaldırdım. Ne mi oldu?
Resim çizebiliyorum daha çok karakalem portreler.
Yoga yapıyorum.
Meditasyon yapıyorum.
Beni ilgilendirmeyen her şeyi çıkardım hayatımdan.
Ne lüzumsuz şey varmış hayatımda sosyal medyanın getirdiği.
Tedx konuşmaları izliyorum,başarmış insanları.
Yıllardır ertelediğim bir kitabı bitirdim.
Asla istikrarlı olamam derken ajanda tutmaya başladım.
İngilizce altyazılı diziler izliyorum ve ingilizcemi geliştiriyorum.
Şimdi dans etmek istiyorum!
Şunu duyar gibiyim “Vaktin var ki yapıyorsun.”
Vaktim var çünkü vakit yaratıyorum.
İşe gidiyorum ve geldiğimde tüm bu saydıklarıma vakit ayırabiliyorum.
Çünkü günde ortalama 7 saat sosyal medyada vakit geçiriyoruz.
Hayatımızdan her gün 7 saatlik bir ömür çalınıyor.
Yılda 2555 saat yapıyor.
Size yük olmuş şeylerden kurtulun biraz olsun yaşayın.
Asla bu kadar genç olamayacaksınız. :)