"Hakan: Muhâfız" mı?
Radyo tiyatrosu olması yeterli olabilecekken, 2 saatlik bir sinema filmi olabilecekken; tutup da bu kadar ucuz bir fikri niçin 10 bölümlük bir dizi yaptıklarını anlamadım.
"Hakan: Muhafız" İçerde, Kâbuslar Evi ve Av Mevsimi adlı çalışmaların bir kolajı olmak derekesinden yukarıya, hangi niteliğiyle, hangi farkıyla çıkabilir?
Gerçekten radyo tiyatrosu olması dahi yeterliyken böyle bir fikrin TV dizisi olabileceğine kendilerini nasıl inandırmışlar anlamak mümkün değil. Yani bu çalışmanın hangi görülmeye değer yönünden dolayı, kafamı çevirip de -sâdece sesinden her şeyi anlayabiliyorken- herhangi bir sahnesini görmeye tenezzül edeyim, bilemedim. Bir israf projesine daha değerli vaktimizi, onlara istemeden iştirak edip yine biz de onlar gibi yine israf etmiş olduk. Harcadığım vakte çok üzüldüm.
Son 2 bölüm hiç çekilmese olmaz mıymış; yapımcıyla 10 bölüm için mi anlaşma yapılmış, bilemiyoruz.
Tıpkı o İçerde dizisinde olduğu gibi bitmek bilmeyen sahneler, uzun diyaloglar, uzun tiratlar; yazarlarının kendilerinin dahi inanamadığı o çürük, ipe sapa gelmez, dakka süresince dahi işlenmemiş ham tezi, seyirci karşısında mantıkî bir temele oturtmaya çalışma zavallılığı. Mutfakta görülmesi gereken işlerin sunumda kotarılmaya çalışılması...
Tez üzerinde düşünülmemiş, tez işlenmemiş; tez, tarihin tarlasında dolaşırken tesâdüfen yerde bulunmuş, yıkanmamış, cevheri toprağından ayıklanmamış; eritilip kalıba dökmek şöyle dursun, ateş değil ten sıcaklığı bile görmemiş...
Sorumsuzluk.
Osman Uygar Kandemir












