Öylece masada oturmuş yamuk için türkü yakıyordum. Evet yamuk. Yamuk neden yamuk oldun diye soruyordum.
Allahım sen bana güzel kapılar aç. Amin
No title available
almost home
No title available

if i look back, i am lost

shark vs the universe
KIROKAZE
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
TVSTRANGERTHINGS

No title available
occasionally subtle
Monterey Bay Aquarium

@theartofmadeline

Kaledo Art

Andulka
Jules of Nature

Product Placement
trying on a metaphor
No title available

#extradirty
Cosimo Galluzzi

seen from United States

seen from United States

seen from Morocco
seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from France
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Germany

seen from United States
seen from United States
seen from New Zealand
seen from Portugal

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from New Zealand
seen from United States
@zarifee
Öylece masada oturmuş yamuk için türkü yakıyordum. Evet yamuk. Yamuk neden yamuk oldun diye soruyordum.
Allahım sen bana güzel kapılar aç. Amin
Dün biber gazına maruz kaldım. Alt tarafı kitap bakmaya gitmiştim. Eyleme denk gelmişim. Kısa bir öksürük tutulması, boğaz yanması derken bırak canım kitabı evine git deyip ayrıldım.
Neyse birkaç zamandır düşündüğüm bir mevzu var.
E.ye neden kızdığımı anlıyorum. Aslında çokça hata yapmasından değil. Z ona göre daha fazla hata yaptı belki ama ona kızmıyorum pek. Çünkü her defasında mahcup oluyor, hata yaptığını dile getiriyor ve gerçekten üzülüyor buna. Halledilir şeyler. Ama E nin hiç bu hatadan dolayı mahcubiyet hissettiğine rastlamadım ve beni sinirlendiren de bu oluyor. Neden yaptın dediğimde bilmiyorum diyor ya da haberim yoktu diyor, bana bu söylenmedi diyor. Bu da bu hatayı umursamadığını düşündürüyor bana ve kızıyorum.
Evet neden kızdığımı artık biliyorum. Bir işe yarar mı bu bilgi derseniz en azından tanımladım. Yine kızmaya devam edeceğim sanırım.
Ha maaşımı sorarsanız hala eksik.
Evet arkadaşlar, ayın 1ine geldik. Bu Zarife için maaşın derdine düşme günü olacak sanırım artık. Yine eksik maaş alacakmışım. Allahım duamı biliyorsun, sen kabul et. Amin.
Neyse yeni ay için heyecan doluydum sabah. Buraya kadarmış. Stabil hayata hızlı döndüm. Yine de yeni ayda mutluluk ve huzur istiyorum, irade, düzenli çalışma, konularımı bitirme diliyorum.
Herkese güzel bir Haziran diliyorum.
Aklıma geçmişten bir an geldi ve "ne kadar saçma bir hareketmiş" diye düşündüm.
Bir arkadaş olasılıksız kitabını okuyordu. Hocanın biri gelip sana hiç yakıştıramadım, bu kitabı mı okuyorsun gibi bir cümle kurdu. Arkadaş da kitabı götürüp çöpe attı ve ağlamaya başladı. Kendini suçlu hissetmişti sanırım.
Ne tuhaf bir andı bu. Eğitimin aslında bu olmadığını yıllar sonra bu yaşımda daha iyi farkediyorum.
Diş doktoru hanımefendi çok kibardı, ilgili konuşuyordu, anlatıyordu tek tek. Fakat benim dişlerimi ilgilendiren bu mevzuyu neden eşime bakarak anlatıyor. Adım da yazıyor kağıtta. Evet o kişi benim ve konu benim dişlerim. Anlam veremedim. Çünkü bana da iyi davranıyordu ama %80 eşime anlatırken %20 bana bakıyor.
Daha önce de bir kez böyle bir durumla başka bir kişide karşılaştım. Bilerek mi yapıyorlar. Aklıma öncelikle başörtülü olmam geliyor, sonrasında kadın olmam geliyor. Bilerek yapmadıklarını düşünerek hayata devam ediyorum..
İkindi vakti evde olmayı seviyorum ki bu çok nadir bir durumdur. Bu an, gündüzün son demleri, bir yavaşlama ve sakinlik hissettirir. Gün batımı eve giriyorsa bir de, muazzam bir an.
göğsünde sürgünümü geri çağıran bir damar vardır
gün geçtikçe ilgimin arttığı bir konu, geleneksel tıp. Göbeğe sürülen kremle denge noktasının alakası, ayak altlarındaki noktalar, yağlar, akupunktur...
bu yaşıma kadar tansiyonum düşüyor zannettiğimden yaşadığım o şeyin aslında auralı migren olduğunu bilmiyordum. İnternette gezerken bir video gördüm ve merakla baktım. Benim gördüğüm şeye yakın bir görüntü bu. Gözde oluşan yanıp sönme tarif edilecek birşey de değil aslında. Ama bunu görselleştirmeye çalışmışlar. Meğer auralı migrenim varmış. Bu yanma sönmeden sonra bazen direk başıma ağrı girer. Bunu yaşayanları da yorumlarda görünce şaşırdım.
şimdi migrenle akupunktur tedavisine bakarken bir de dil yamukluğuyla rüzgarda kalmanın ve boyun ağrısının ilişkisini öğrenmeye kadar geldim. Neyse uyuyalım.
Yarın iş var. Malum bize tatil pek olmaz..
Uzak kalıyorum buralara. Çünkü telefonumun deposu daima dolu oluyor ve ben devamlı silip baştan başlama durumu yaşıyorum. Bu işime de geldi aslında. Twitter yok mesela, instagramda ise doldukça kaldırıyorum silip baştan başlıyorum. Böyle olunca da devamlı izleyemiyorum. Dahası uzun bir süre de instagrama girmediğim için kafamda bir rahatlık da hissettim. Gezen, yiyen, içen, sözler paylaşan, şarkılar, göndermeler vsvs yok hiçbiri. Kim napıyor bilmiyorum. Bilmemek de sadece kendime odaklanmamı sağlıyor sanki. Diğer insanların ne yaşadığını üstünkörü görmek zihni de yoruyor. Neden yok,nasıl yok, sadece sonuçlarla dolu bir dünya ve birçoğu da görünmesi istenenlerden oluşuyor.
Özel sektörün çok sinir bozucu iplerle seni bağlıyor olduğunu hissettiniz mi hiç bilmiyorum ama bu his bazen yoruyor. Bu ara sınava çalışmaya çalışıyorum onu da becerebilirsem işte. İşten gelip bakmak zoruma gidiyor, uzanmak istiyorum,filmler izlemek,uyumak. Ama zarife bir yerlere gelmen lazım değil mi artık. Kaç yaşındasın zarife, kaç yıl daha aldığın diplomaların işe yaramadığı düşüncesinde yıpranacaksın.
Arkadaşlarımla görüşmüyorum, mesajlaşmıyorum bile. Nasıl oldu bu derseniz bilmiyorum. Bir anda yorgun ve evli oldum. Sonra bu sınav ve gelecek depresyonuna girdim. Biriyle plan yapmak istemiyorum. Bir yerlere gelmem lazım depresyonunda sosyal hayat vicdan azabına dönüşüyor bu ara. Daha evvelinde de maddi olarak sıkışık bir dönem yaşadım ve o dönemde de arkadaşlarımla planladığımız buluşmaya gelen yer tekliflerinin pahalı yerler olmasından dolayı kendimi eledim. Oysa sadece çay içecek bir yere de gidebilirdik. Garipsenirim diye çekindim ve bir bahane bulup gitmedim. Daha uygun bulduğum yerler de beğenilmedi vs.
Yani uzak kaldım işte bu sosyal ortamdan. Bir süre daha da öyle olacak gibiyim. Belki bu durum evlendiğimden böyle oldu sanılır -ben de böyle arkadaşlara sahip oldum çünkü- ama öyle değilmiş.
Neden buraya sadece iş yeri sorunlarımda geliyorsam..
Garip. Velhasıl bu yazıyı yazarken "aşkolata" diye seslendi biri. Çok komik değil mi :)
23 nisan da tatil değil a dostlar. Tüm tuşlara da basmıştım oysa ki..neyse kısmet.
Evet 7. günde maaşımız ödendi. Çünkü sağolsun aramızdan biri gayret edip dosya açtı ve ödeme aldı. Hep aynı his, sıkışmışlık.
Bir gün bu işi bırakacağım.
Aslında artık daha konforlu olduğum yerler var ama yönetme sorumluluklarım arttı. Eskiden diyorum, çok da eski değil aslında ama eskimiş gibi geliyor bana, o ilk işe girdiğim zamanlar işte, her yere koştururdum. Birçok işi ben yapardım. Bir keresinde 3 dakika erken çıktığımız için patron yoldan geri döndürmüştü bizi de o gün o anahtarı masaya bırakıp çıkmayı düşünüp sabretmiştim. Hiç bilgim olmadan, öğrenerek ve en çok da sanırım işleri düzenlemeyi, kontrol ve denetlemeyi sevdiğimden böyle ilerledim. Eskiden benim yaptığımı şimdi 3 kişi yapıyor. Elbette büyüdük. Hatta ben büyüyelim diye de çok çaba gösterdim. Yapmam gereken tüm işleri a4 kağıdına yazmıştım birkaç hafta, en az 2 tane dolu a4 olurdu masamda ve devamlı bu işleri kaldırıp gösterir yetişemem bunlara diye sitem ederdim. Ama asıl sıkışmak hissini biraz azalttığım yer ameliyat sonrası oldu. Yine de bu işin ilerisi yok, kazancı görüp de maaşının geç yatması hele çok acı bir durum oluyor.
Bir an oluyor "niçin çabalıyorsun"diyor insan.
Patronumu anlatamam size. O kadar değişik bir adam ki. Onunla mücadele etmeye devam ediyorum aslında. Bazen varlığı çok yorucu oluyor. Yurtdışına sıkça gidiyor ofisi bana bırakıp. O zamanlar daha rahat geçiyor.
Müdürüm aslında ben. Evet ama hala bunu pek söylemiyorum. Çünkü sanki beni çalışmak konusunda gaza getirmek için müdürsün sen demişler gibi hissediyorum. Daha ne kadar çok çalışabileceksem artık. Kızlar -haklarını yiyemem- çok güzel çalışıyorlar. Seviyorum onları. Hepsinin garip huyu var tabi yok değil, meraklı,yavaş, fazla duygusal vs. Ama sahiden aldıkları maaş helal, hatta ben patron olsam daha fazla verirdim, bol ikramiye..
Neyse işte. Bugün eve maaş aldım hevesiyle gelmedim. Allahım bu kaygıdan da kurtulduk diyerek girdim içeri. Yine de bunlarla karşılaştıkça bazı durumları yönetmeyi öğreniyorum. Bu yüzden bana ilk işe girmem çok eski gibi geliyor. Çünkü çok şey öğrendim.
Velhasıl Rabbim bu işi sıkışınca verdin bana. Şimdi de çok sıkıştım, sen ferahlatıcı haberler ver bana. Amin..
Merhaba. Kaç gündür buraya girmeyi düşünüyordum ancak mailimi hatırlayamamıştım. Birden aklıma geldi ve doğruymuş. Birkaç kez aklıma gelen konular oldu, yazıyım bunu dedim ama onları da unuttum. Şimdi tek duygum sinir, patrona sinir, işe sinir. Maaşımızı zamanında yatıramayacağını söyledi ve gelen para olursa verebileceğini iletti. Tesadüf mü deyim ne deyim önüme patronun ekstresi düştü ve açma gafletinde bulundum. Harcamaları görünce köpürdüm tabi biraz da. Daha da sinirlendirdi beni.
Bu iş bana çok sıkıştığım bir anda gelmişti. Şimdi tekrar sıkıştım, Rabbim büyüktür.
Bunu kimseye söyleyemem ama buraya yazabilirim. Bugün metroda beni hamile zannedip yer verdiler. Ne kadar kilo aldığımı hesaplayabilirsiniz buradan. Hoff..
Zeruj AVM’nin bulunduğu yerde birkaç defa fuar olmuştu. Daha öncesinde de başka yerlerde fuarlar yapmıştı zaten. Esnaf havası vardı genel olarak bu fuarlarda. Şimdi ise bir anda lüks bir vitrin düzenine dönüşmüş. Açıldıktan sonra ilk kez gittiğimde en çok bu hızlı değişim dikkatimi çekti. Mağazaların neredeyse hepsi ünlü bir tasarım markasıymış gibi dekore edilmiş. Elbette estetik önemlidir. Ancak tasarım dili, arkasında güçlü bir marka hikâyesi varsa anlam kazanır. Kayra gibi köklü bir marka bunu yaptığında sorgulanmaz. Ama henüz geniş kitlelerce bilinmeyen bir isim aynı iddiayla çıkınca insan ister istemez soruyor: Bu konumlandırma neye dayanıyor? Fiyatlar da benzer şekilde yüksek. Tüketici doğal olarak şunu düşünüyor: Aynı parayı vereceksem, kalitesini bildiğim, yıllardır güven duyduğum markayı tercih ederim. Belki de bu yüzden AVM’nin genel havası beklenenden daha sakin.
Zeruj için Ekşi Sözlük’te görülen ilk yorum ise şöyle: “türkiye'deki tesettür ikoncanlarını bir araya toplayıp tesettür sektöründe ünlü olan isim.” Tesettür meselesine hiç girmiyorum bile. Tesettür diye doğan birçok markanın, bugün tesettürlü bir kadının kendine uygun bir parça bulmakta zorlandığı noktaya nasıl geldiğini belki başka bir yazıda anlatmak gerekir.
Bu yazı bir kötüleme değil; bir gözlem. Hızlı yükselen vitrin iddiası ile tüketici güveni arasındaki mesafe biraz daha sorgulanmalı gibi duruyor.
Bugün -saçma bulunabilir- canım avm gezmek istedi. Gezip modellere bakmak, gönlüm olanı almak..tabi bunu söylememiştim Ma ya. Sadece Hacıbayrama gidelim mi birşey değiştireceğim dedim. Sonra yavaş yavaş şuraya da gitsek şöyle de yapsak derken tepkili bir cümle kurunca da bir takım elektrikler çarptı tabi bizi. İki farklı insanın haftasonundan iki farklı beklentisi olabilir elbette. Fakat elbette bir orta yol bulunmalıdır, vardır, olmalıdır. Yoksa da biri diğerine bir adım attığında o orta yol konusu da kapanıverir. Mümkündür bu, her zaman olmasa da. Çünkü iki farklı insan sonuçta, kendi istekleri ağır basabilir bazen de. Neyse. Bugün o ağır basan günlerde değildik ve bir adım atıldı, avmye gidildi. Tesettüre bir soluk getirdi diye sevinilerek takip edilen o markalardan birşey bulunamadı. Maskülen bir moda herkesi esir almış gibi. "Hanımlar hanım olduğunu unutacak ayol" diye seslenen gün teyzesi gibi olacağım. Velhasıl birşey bulamadım a dostlar. Tesettür modası olmalı mı, bir sınırı olmalı mı? Şahsen o çizgide daim durabilen biri de değilim ama bana da bazen herşey çok kısa ve dar gelebiliyor. Herkese mi uygun yapılıyor bunlar bilmiyorum. Sadece başlangıçta tesettürde gençlerin de desenleri, renkleri, modern kumaşları olacak diye girdikleri bu piyasada ne değişti de şimdi biz öyle birşey demedik dediler onu düşünüyorum. Ma ya bahsedince de biz yapalım dedi. Sonra düşündüm ben de acaba bir yerde o çizginin çokça dışına çıkıp sadece kâr mı düşünürüm..denemeden bilinmez. Deneyecek de bir girişimci gereçlerimiz yok zaten. Neyse uyanı alır uymayana bakmayız.
Pazar günü ne çabuk geçti. Hiç çalışma masasına oturamadım. Bu haftanın verimli olması umut edilip en verimsiz günü ilan edildi.
Yasin tasarımları o kadar karmaşık ki, chatgptye Yasin tasarlattım, fena olmadı sanki..
Tam maaş konuşacağız mutfak yardımcısı geldi zam istiyor abla dur sen 3 ay oldu gireli işe. Sonra S. geldi ödemeleri söylüyor. Bana yapılan bir komplo bu resmen.