art blog(derogatory)

@theartofmadeline
★
almost home
The Stonewall Inn
untitled

bliss lane
Claire Keane
h

oozey mess

Love Begins

❣ Chile in a Photography ❣
Monterey Bay Aquarium

tannertan36
One Nice Bug Per Day
🩵 avery cochrane 🩵
RMH
NASA
Today's Document
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

seen from Congo - Kinshasa

seen from Türkiye
seen from Netherlands
seen from Canada
seen from United Kingdom

seen from Brazil
seen from Türkiye
seen from Ukraine
seen from Japan
seen from Italy

seen from Russia

seen from Ukraine

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Singapore

seen from Malaysia

seen from Italy

seen from United States
seen from Thailand

seen from United States
@zevktanricasiii
en sevdiğin senin için özel bi şarkı var mı varsa nedir?
var.
İkisi de :’)
uzak bir yerlerde hayal kurmaktan böyle oldu içimdeki depresyon böyle başladı bütün suni sancılar, çıldırmak, delirmek peşi sıra hep. hayali biliyorsun, uzak yer neresi olursa olsun demiştim.
sen olcaktın, iki gömlek yeterdi delirmeye, iki cümle bir hırkanın içine sığardık, soğuk olurdu, soğuk olduğu zaman ben ağaçlardan özür dileye dileye yakardım o ateşi bir geyik bekletirdim gece boyunca seni uyutması için. ben çıplaktım yalnızdım deliriyordum
kitaplığımda duran bir sürü roman karakteri bana acır gibi
sayfaların arasında uzak yerlerde, yaşanmışlar mı, yaşanacaklar mıydı selim ışık oğuz atay’ın parmaklarından siktir olup giderken ne hissetti ya da john fante’nin parmaklarından arturo bandini adında bir piç peydahlanırken dünyaya, hepimiz buna hazır mıydık? hepimizi siktir et, ben hazır mıydım? dünyanın daha fazla dönmesi daha çok mide bulantısı oldu dökülen tüm kanları nasıl kabul eder dedim toprak benim kanım ilerleyerek, senin kanın ilerleyerek güney kutbundan bir kara deliğe nasıl dökülmez. bu kanımızın uçuşu olur uzak bir yerde, uçmasın mı? ölümlerden ölüm beğenmek kafamın içindeki her ayrı vitrinden sana bakmak camları kırmak tek tek parmaklarımdan kan aktıkça bağıra bağıra şarkı söylemek kan yavaşladıkça ağıtlara dönmesi şarkıların. - gökyüzüm öldü. sana bir soru- - gökyüzün ölürse nereye gömersin onu? canım çıktı sana bir soru canın çıkarsa ne takarsın yerine? içimdeki boşluklar kuş sesleriyle doldurulsaydı keşke gökyüzüm öldüğünde bir ağıt gibi doldursaydım, duvar yıksaydım, taş atsaydım, nerede eylem, nerede ben, nerede aşığı kaldığımız coplanmalar? kanına püf püf çiçekleri sokmak istemiştim bir keresinde o güzel çiçeğin adına karahindiba demişler, kabalık! utanır insan! kanına girmek istemiştim bir keresinde, benim adıma olmaz demişler, küstahlık, kahrolur insan! senin yanında çıplak kalmaktan bu kadar hoşlanmasam keşke, begonviller, petunyalar, krizantemler, yaşasak, yatsak öyle.
seni bilmem parmaklarımın arasından sen siktir olup gidersen selim ışık üzülür bandini hiçbir masaya kahve dökmez bundan sonra hiçbir camilla gelip toplamaz masayı hiçbir rakı bardağı şık durmaz elimde. gecede geyik bekletmek güzel fikirdi, seni koynumda uyutmak güzel fikirdi, ben sarıldıkça sağ yanında da bir kalp atması güzel şeydi… biri sağında atar, sarılınca iki kalbi olurmuş insanın. sana dokunmadan bilemezdik. sana dokunmak güzel fikirdi. bir denize parmağını sokup gezdirmekle o okyanusu keşfetmek güzeldi! kıyı, denize karıştı fikirler çamur oldu artık. bu çamuru yarasına sürmeye başladı herkes.
bende tekrar uzak yerle gitme isteği hazdan çıktı, tecavüz boyutunda canım acıtıyor burada kalmak.
cam bir tren var şimdi kafamın içinde! geçtiği her yerde çocuklar taşlıyor, kırılmamaya çalışıyorum sonra bir gün bir şiir, paramparça bırakıyor bu treni “taş parçaları”na çarpıyor ve trenim dağılıyor. etime dayayıp kanamaz sandım birhannnnçokkkkkeskindi. kanlar içindeyim kimse inkar etmiyor beni kimse de alıp etine dokumuyor. bir vagon sağlam kalmış. bir vagonun içine sığınıp ölmemeye çalışıyorum şimdi eskiden ne çok seçeneğim vardı… ne çok severdim seni… hadi siktir git artık…
He's big and strong...