2017-18 Beşiktaş’ın Yalnızlaştırılması ve alınan dersler
Türkiye gibi bir ülkede yasalar şampiyonlar ligi ve süper lig yayın haklarının aynı yayıncı kuruluşa verilmesine izin veriyorsa ne olur bein sports bize bu yıl bunu öğretti.
adil futbol, iyi futbol, objektif yayıncılık, ülkeyi iyi temsil etmek vb faktörleri unutun.
bein sports şampiyonlar ligi yayın haklarını aldığı andan itibaren tek amaçları daha fazla abone sayısına ulaşmak oldu.
bu yolda bein sports'un beslemeleri halini alması kaçınılmaz olan yozlaşmış türk medyası ve körü oynayan bazı taraftar grupları bu adaletsiz ortamın hazırlanmasında büyük kolaylıklar sağladı. lig dizaynında tff'den tutun başakşehir aparatına, hakemlere ve tahkim kuruluna kadar her yol kullanıldı.
ceza verildikten sonra kural değiştirilmesi ya da cezaların sadece beşiktaş oyuncularına kesilmesi gibi çok rezillik gördük.
bein sports türkiye'de yayıncılık yapan hiçbir yayıncı kuruluşla karşılaştırılamayacak kadar zengin, büyük ve global bir marka. yozlaşmış bir ülkede ayak bastığın toprağı bile devletinden satın alan katarlıların, ülkenin en itibarsız iş adamının yönettiği ligi almaması söz konusu dahi olamazdı. olamadı.
bein sports mevcut lig tablosunun dizaynından en çok kazanan şirket olacağı gerçeği alenen ortada olduğuna, sermaye menşei ve bu ortamı onlara özenle yaratanlar da ortada olduğuna göre bu iş bir komplo teorisi olmaktan çıkıyor. devletin aç, yöneticilerin itibarsız olursa parası olan gelir kafana vurur devletin de bunu ya izler ya seni satar. sattılar bu çok net.
bu ortamı engelleyebilecek faktörler neler olabilirdi de olmadı peki?
hangi faktörler böyle bir rezilliği engelleyebilirdi?
Basın mı? Özgür basın yok en ufak doğru söz yazacak olan korkuyor.
Toplum mu? Linç kültürü aktif.
Diğer şirketler mi? Kazanmak için her yol mübah.
Hukuk mu? Adalet yok, götürebilen götürdüğü anında götürüyor.
bunların dışında son iki ihtimal kalıyordu o da bu işten zarar görebilecek kulüplerin dimdik durması olabilirdi.
bu noktada galatasaray'ın sezon boyunca hatalardan uzak kalması onları bu kaostan uzak tuttu diyebiliriz. Ayrıca taraftar fb husumetini son iki yılın şampiyonu beşiktaş olmasıyla bağlantılı olarak kendince çıkarları doğrultusunda kullandı ve konu fb olsa bile sergilenen oyuna tek ses çıkarmadı.
başakşehir gerçek taraftarı bile olmayan iktidar beslemesi olarak bir maça yatarsa da hesap soranı olmazdı iyi oynarsa da. öyle de oldu. bir dizayn aparatı olarak iş gördüler.
peki en çok zarar gören takım olan beşiktaş'a bunları yapabilmeyi nasıl cesaret ettiler?
normal şartlarda protest tavrı olan beşiktaş taraftarının son dönemde girdiği fikret orman tipi sözde "siyaset dışı" kafası bumerang gibi dönüp beşiktaş'ı vurdu.
önce protest ses çıkmadı, siyasi korkaklık yüzünden tek vücut olunamadı.
"biz siyaset dışıyız" tavrının kazandırdığını düşünenler sportif başarılar gelince kendi çaplarında tribünlerde apolitizasyon başlatıp bunu sosyal medyada da yaydılar. oysa beşiktaş'ın başarılılarının fikret orman'ın duruşuyla bir alakası yoktu. iyi bir yönetici olan fikret orman'ın politik duruşu değildi beşiktaş'a kazandıran bunu herkes gördü, iyi yöneticiliğiydi. bu iyi yönetimi yükselerek gelen beşiktaşlılık duruşu ve bunu takiben takımıyla gurur duyan taraftarın da iyi futbola ve yeni stadyuma hasreti kaliteli futbol sayesinde zirve yapmıştı.
2018'de
şenol güneş'in asalak medya patronunun emrinde çalışmak istememesi sonrasında oynanan konyaspor süper kupa maçı bir felakete sahne olmak üzereydi olaylar direkten döndü. biletsiz konyaspor taraftarları ellerinde kesici aletlerle sahaya indiğinde henüz beşiktaş’ın oyuncuları sahayı terk etmemişti bile.
ardından sistematik olarak her hafta yaşanan olaylara karşın beşiktaş yarışta görünüyor ama tüm olan bitene karşın taraftarlar halen toplu bir ses çıkaramıyordu.
yürüyüşler yapılmadı, ohal'den korkuldu, belden aşağı vuranlara tek ses cevap verilmedi.
twitter'ın çakma fenomenlerinin attığı taşlara, üç kuruş etmeyecek havuz yazarlarının eline bakan apolitik kütle hak meydanda aranmaz, gider diktatörün eteğini öperek hakkını alırsın mı sandı yoksa bu futbol da şampiyon olmaya yeter mi dedi bilemiyorum, hesaplarını kendi vicdanlarına bırakıyorum.
3. şampiyonluk virajında,
apolitik olmanın beşiktaş'ı koruyacağını düşünenler bugün beşiktaş'ın düştüğü duruma düşmesini sağlayarak haksızlığa uğrayan takımlarının gardını düşürdüler.
bu noktaya orman'ın yönetici olarak tek falsosu olan hükümet yakınlığı da mevcut düzene ses çıkarabilen bir avuç muhalif medya organının olan bitene hatta Güneş'e yapılanlara bile susabilmesini sağladı.
yani;
beşiktaş apolitik tutum yüzünden kolayca yalnızlaştırıldı.
bu yalnızlaştırma sürecinde en büyük zararı suçu olanlardan çok ne yazık ki şenol güneş görmüş oldu. son günlerde verdiği röportajlara bakıldığında sinmek yerine aba altından sopa gösterip konuşurum demesi düzene alenen bir başkaldırıdır.
bazı gençler anlamak istemeyebilir, tek partiden başka iktidar hatırlamıyor ya da bizzat o partiden maaş alıyor da olabilir.
ancak anlamalılar
beşiktaş semtinin kültürünü korur o kültür onu.
su yolunda su olup akmaz, suya yol verecek ağır bir taş olur beşiktaş.
rakiplerinin taraftar sayısının kütle olarak fazla olduğu, adaletsiz bir ortamda
beşiktaş'ı sadece dik duruş kurtarır.
artık bunu idrak edememe lüksünüz yok
artık "sus" yok.












