Gecen sene bugun.. 14 Subat'ta Cesena'da.. Elif'im, kardesimle yerde bunu bulduk.. "cerca la tua meta" .. Diger yarini bul demek. Sonuc : 😂
One Nice Bug Per Day
No title available
Jules of Nature

ellievsbear
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

★
occasionally subtle
Sweet Seals For You, Always
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
hello vonnie
i don't do bad sauce passes
ojovivo

Kaledo Art
d e v o n

roma★
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Monterey Bay Aquarium
dirt enthusiast
AnasAbdin
Sade Olutola
seen from Türkiye

seen from Brazil

seen from Brazil

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Australia

seen from Greece

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from China
@abelftiel-blog
Gecen sene bugun.. 14 Subat'ta Cesena'da.. Elif'im, kardesimle yerde bunu bulduk.. "cerca la tua meta" .. Diger yarini bul demek. Sonuc : 😂
Cesena'da her ayın ilk Cumartesi'si sergi oluyor, kitaplar, antika eşyalar.. Bu kitabı görür görmez fotoğrafını çekmiştim. "Rabbia" italyanca öfke demek.. Bu yüzden sık duyduğum sorulardan biri; "ismin tek B ile mi?" :))
Capisci l'italiano?
Sì, un po..
:))
O meşhuuur kafemiz.. :)
Burada ne yürüyüşler yaptık be Zeynep.. :)
:)
Görünce içinde yaşamak istediğimiz sevimli evlerden biri..
Bizim gözümüzden Fontana di Cesena..
Home sweat home.. :) Casa di R e Z..
“Çıkış Pulunuz Yok”
Pul mu yok? Zaten gittiğimize inanamayacak kadar heyecanlıyım, bir de kapıdaki görevlinin bu uyarısıyla heyecanım tavan yaptı. Önce pulun ne olduğunu idrak etmeye çalıştım. Neyse ki soğukkanlılığıyla bir dünya markası olan ev arkadaşım Zeynep (benim için bir paranteze sığmayacak kadar önemli bir insan,kardeşim..) fırlayıp gitmişti bile. Bu ufak krizi atlatıp, kapılara vardığımızda bir oh çekmiştik ki, kriz-man bize kapının değiştiğini söyledi. Bir yandan kalkışa geri sayım yaparken, diğer yandan gratiste indirim varmış gibi koşuyorduk. Sonunda uçağa yetişebildik. 2 saatlik uçuşun ardından Guglielmo Marconi Havaalanı'na iniş yaptık. O uçaktan bir inişimiz vardı kiii.. Zannedersiniz arkadan "We are the Champions" çalıyor, Freddie elinde bir kupayla bir yerden çıkacak..
Neyse çok uzatmayalım, 1 saat tren yolculuğu yapıp Cesena'ya vardık. Aşağı inebilen ama yukarı çıkamayan asansöre valizlerimizi yükledikten sonra yukarı çıkıp asansörü çağırdık ve 5 numaralı minik yuvamıza yerleştiiik..
Haftasonu olduğu için anahtarı alamamıştık ve geceyi kapının önüne "son teknoloji güvenlik ürünü" buzdolabını koyarak geçirdik. Asma katta sanki 40 yıllık evindeymiş gibi uyuyan Zey'in aksine ben "anne" diye ağlayan bir çocuk olarak uyuyamamıştım.
İlk hafta işlerimizi hallettik. Kira kontratı, evrak işleri, ev alışverişi vs vs. Sonrasında şehri gezme fırsatı bulduk. Gözümüze ilk çarpan şey restorasyona önem veren italyan mimarisi oldu tabi ki. Ama biz genelde vaktimizin çoğunu Zeynep'in watsons benim gratis dediğim ve aslında adı tigota olan mağazada geçiriyorduk. Hı bir de, ikimizin de büyük tutkusu olan kitapçı Minerva'da birbirinden farklı defterlere ve kalemlere bakarak..
Yemek konusuna gelince elbette İtalya denildiğinde akla ilk gelen makarna ve pizza oluyor ama bana sorarsanız tatlı konusunda da bir harikalar. Hatta bir süre boyunca nerdeyse her gün o tatlılardan yemeye ya da birer fincan kahve içmeye gitmeye başladık ki, kafe çalışanlarıyla yakınlık bile kurduk. Bir seferinde öyle açtık ki, dükkanı yedik desem yalan olmaz çünkü ödeme yapmak için kasaya gittiğimizde, yediklerimizi önündeki bilgisayardan gören çocuk "Mutlu musunuz şimdi?" dedi. :D İşte müdavimi olduğumuz bu kafe (Pappa Reale), genç çalışanları ve güzel müzik seçimleriyle enerjisi yüksek bir ortamdı. Ah ne çok özledim..
Merhaba ! :)
Başlamadan önce ufak bir tanıtım yazısı yazayım dedim.. :) Kendimi bildim bileli yazarım ben.. 9 yaşındayken okulun en popi kızlarından biri (Hani şu MonAmi pastel boyaları olan :D ) “Sen bizle oynama” deyip, benim akşama kadar dünyanın sonu gelmiş gibi ağlamama sebep olduktan sonra, annemin yazmanın çok rahatlatacağını söylediği o günden beri yazarım.
Uzun zamandır da gezdiğim,gördüğüm yerleri yazmak niyetindeydim. Ama endişelenmeyin hemen !
Size, “Burası bin sekiz yüz... “ diye başlayan sıkıcı bilgiler vermeyeceğim elbette. Sadece başıma gelen olayları, güldüğüm, ağladığım, şaşırdığım şeyleri yazıp hem kendimce bir anı defteri tutmak hem de benim gözümden bir kaç fotoğrafla anılarımı size de yaşatabilmek istiyorum. :) Ve siz de bu arada bana ister isminizle, isterseniz de anonim olarak istediğinizi sorabilirsiniz. Şimdilik bu kadar.. Takipte kalın.. Öpücükleeerr.. ;)