Claire Keane
The Stonewall Inn
$LAYYYTER
macklin celebrini has autism
untitled
Show & Tell
No title available
tumblr dot com

No title available
Noah Kahan
TVSTRANGERTHINGS
Lint Roller? I Barely Know Her

#extradirty
hello vonnie
Xuebing Du
todays bird

Love Begins

pixel skylines
No title available
YOU ARE THE REASON
seen from Netherlands
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from United States
seen from Saudi Arabia

seen from Greece
seen from United States
seen from India
seen from Bangladesh

seen from Vietnam
seen from Nepal
seen from Malaysia
seen from Bangladesh
seen from Brazil

seen from Germany

seen from Türkiye
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from Russia

seen from India
@afilimeczup
“aptallarla ne yapmalı?”, maxime rovere’nin aptallığı bir hakaret değil, iletişimi bozan bir etkileşim biçimi olarak ele aldığı bir kitap. rovere’ye göre aptallık, kişinin düşünmeyi reddetmesi, anlamadan yargılaması ve diyalogu imkânsız hâle getirmesiyle ortaya çıkar; tehlikeli olan ise bunun bize de bulaşarak bizi aptalca tepkiler vermeye sürüklemesidir. kitap, aptallarla savaşmak yerine mesafe koymayı, enerjiyi doğru yönetmeyi, sınır çizmeyi ve kendi aptallık eğilimimizi fark etmeyi önerir. temel mesajı ise şudur: aptallarla baş etmek, onlardan daha zeki olmak değil, etkileşimi ustalıkla yönetmektir.
“ama / sana bir boyun atkısı gerek. kış geldi.”
‘’yaşadığım her şeyi bir karınca gibi yuvarlaya yuvarlaya ona taşımayı düşünüyordum hâlâ, kış için, o bitmek bilmez kış için ve önümüzdeki kışlar için, turşu kurmadan, reçel yapmadan, masal anlatmadan çıkaramayacağımız kışlar için…’‘
“yine ağustos gelse elele versek sen anandan kaçsan ben yalnızlığımdan yeni yoldan sazanlı çaydan geçsek güneşin bahçeleri emzirdiği saatta susamışlar aşkına, kandım diyesi uzun uzun öpüşsek yine ağustos gelse kovulsak cennetimize şantiye hiç durmadan ötse bağırsa lâzoğlu büyükharflerle sövse işçilerine damlarda kaysı yarsalar rumeli göçmenleri dillerini sevdiğim kıvırcık dillerini, ıssız bahçelerden geçsek, unutulmuş sokaklardan çocuklar mavi mavi gülüşüp kaçışsalar bir masal dinler gibi sessizliği dinlesek kendimizi dinlesek köklerin çığlığını seni kollarıma alsam, yine yumsan gözlerini yine kapışılsa yavrum, batan şehrin hazineleri biz yine kendi derdimize düşsek”
''insanlar bu evrene fırlatılıp atılmış oldukları için, varoluşumuz belirli bir anlamsızlık içerir. özgürlüğümüz, gelecekten emin olmadığımız anlamına gelir ve yaşamlarımızı yaptığımız seçimler belirler. bizi çevreleyen evren hakkında bir anlayışa sahip olduğumuz kanısını taşırız; durumun farklı olduğunu anlatan bir şey keşfettiğimizde ise yaşamlarımızı çeşitli yönleriyle yeniden değerlendirmemizi gerektiren varoluşsal krizler yaşarız. anlam ve değer taşımanın tek yolu, seçimler yapmaktan ve sorumluluk almaktan geçer.”
sezen aksu - kavaklar
“ruhun gözüyse, bedenin yüzlerce gözünden çok daha değerlidir bizim için; çünkü, gerçek varlığı yalnız onunla görürüz.”
''ah, insan sevinci ne kadar da sefil, kısa ve hayal kırıklığıyla dolu! çünkü aslında, car en realite, aşkın doruk ânı ne kadar sürer ki? hiç, bir an, belki bir saniye. bir saniyelik esrime ve ardından... toz, kül, hiçlik.''