
pixel skylines

Kaledo Art
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

roma★
Three Goblin Art

Discoholic 🪩

blake kathryn
YOU ARE THE REASON
hello vonnie

PR's Tumblrdome
Acquired Stardust
No title available

ellievsbear
Alisa U Zemlji Chuda

祝日 / Permanent Vacation
Not today Justin

★
TVSTRANGERTHINGS
Jules of Nature
Keni
seen from United States
seen from Lebanon

seen from Belgium

seen from Netherlands
seen from Portugal
seen from Lebanon
seen from United States
seen from France

seen from Germany
seen from United States
seen from Saudi Arabia

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@alizeyavas
04:32
uyumak istediğimden değil de uykuya ihtiyacım olduğu için uyuyorum.
Yaşadığın her şey hayatının sonunu getiriyormuş gibi hissedebilirsin, artık daha fazla bu dünyanın kötülüklerine katlanacak gücün kalmamış olabilir ama sahip olman gereken, kaybetmemen gereken tek bir şey var; umut.
Acaba benim doğum günümü takvimine işaretleyen biri var mıdır?
26 temmuz doğum günüm hani belki bir ihtimal kutlamak isteyenler vardır
kalbimi ve ruhumu sana emanet ediyorum, onlara iyi bak sevgilim.
bayılıyorum insanların gerçek yüzünü gördüğümde sanki hiç değer vermemişim gibi siktir etmeye
uzun zamandır tumblrda yoktum genel olarak hiçbir yerde yoktum bugün bir değişiklik yapmak istedim
ben çok denedim ama belki de en iyisi vazgeçip yola devam etmektir, ben de tam olarak böyle yaptım geçmişi kapattım ve yepyeni bir sayfa açtım
Bir bebek yürümeyi öğrenene dek ortalama 200 kez düşer. Yaşamımızın en temel hareketini öğrenirken bile 200 kere düşeriz. Sürekli düşer kalkarız. Pes etmeyiz. O kadar düşmeye, acıya rağmen yürümeyi öğreniriz. Küçük bir bebekken bile bu sabırla yürümeyi öğrenirken yaş büyüdükçe en ufak bir zorlukta pes etmek ne kadar doğrudur? Belki de bir şeyden vazgeçmeden önce şunu sormak gerek; “200 kere denedim mi?”
Gönlüm senden geçmez, bana döndü hep sözlerim
01:17
Özledim seni hissetmeyi. Hani diyor ya Cemal Süreya;
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük…
İşte öyle…
İlk kurşunu atan Hasan Tahsin'den,İzmir'in kurtuluş anına kadar kanlarını döken tüm şehitlerimizin ruhları şâd, mekanları cennet olsun. Sayenizde İzmir Türk kaldı ve hep öyle kalacak!
kalbim bu hasarı kaldıramıyor
Bazen sırf toplum nezdinde daha iyi hissetmek adına, istemediğim şeyleri yaparken buluyorum kendimi. İstediklerimi yaptığımda karşılaştığım hissiyata, tam tersi durumdayken ulaşamıyorum. Yıkıcı kurallarla dolu değişen toplum normlarının, günümüzde kaotik baskıcı ve katı siyasal iklim ile körüklenmesi sebebiyetiyle yaşamsal buhranlar ortaya çıkıyor nefes almaya fırsatım kalmıyor. Kendini ne kadar, ne ile, nasıl ifade edebilir ki insan, sanal hikayeler ve görsellerle mi, yazacağı cümlelerle mi yoksa karşısındaki insanın gözlerinin içine bakarak sözlü olarak mı? Ne gibi koşullarda mücadele ettiğimi bilmeden, geçmişimden bugüne hikayemi dinlemeden, ön yargılar bulup cımbızla kendisine ters gelen davranışlarımı değiştirmeye ya da reddetmeye meyilli insanlara ne anlatılabilir?
Onaylanma çabasıyla tüketilen günler, aylara, aylar da yıllara dönüşürken hesabın sonunda ömre bedel oluyor. Her manada hak ettiğinden azını kazandığın hayat koşulları seni başka hikayelere sürükleyedursun, canım Tezer Özlü, tam da bu noktada; “Onayladığınız yanıtlar yalnızca bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin medeni durum dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. Hem de hiç bir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. istediğiniz düzeye erişmek o denli kolay ki! Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki.” diye ifade ediyor bu eşiği. Hayranım bu kadına. Toplumumuzca insan öldükten sonra değer görüyorken, sokak edebiyatı dergileri ölü seviciliğe bu denli rağbet edilmesine zemin sağlıyorken, uzaklardan bir yerden düşen bu cümleler, beynime bir balta gibi iniyor. Değer yargılarınıza verdiğiniz biçimlerden ırak ve bağımsızım cesareti düşüyor avuçlarıma. Biçimsizlik! Uzak bir dünyaya bakış oluyor busize göre. Canımsınız. İşe vaktinde gel, söylenenleri yap, aldığınla geçin, evini geçindir, faturalarını düzenli öde, geciktirirsen devlet baba affetmez elinde avucundakileri de alır yoksa! Aile misafirliklerine git, uyumlu ve örnek bir insan ol, herkese iyi davran, canını yakanları affet, hataları bağışla, sana biçtiğimiz rolü oyna. Senin bir ömürlük rolün de bu. Programlanmış, dayatılmış birey olma sorunsalı. Sanal dünyanız sizin olsun. Manasızca oturup Ezel'i 1.bölümünden itibaren izleme isteği uyanıyor benim içimde. Dinlemediğim bütün şarkıları, türlerine göre bilmek öğrenmek istiyorum. Okumadığım binlerce kitap var neresinden başlasam derken, zamanı tutamıyorum. Öyle güzel filmler ıskaladım ki ne zaman izleyeceğim bilmiyorum. Gitmediğim tiyatro oyunları var, görmediğim sergiler. Hiç bilmediğim deniz kıyıları ve şehirler var yosun kokusuyla uyanmak istediğim, kuş sesleri altında yürümek istediğim ormanlar var, peki bunları yapacak kadar zamanım var mı?
Bir varoluş sancısı duyumsuyorum hücrelerimde, sizin baktığınız yerden nasıl görünüyorsam size göre o olabilirim, ama ben o sandığınız kişi değilim hiç olmadım. Belirsizlikler arasından belirir insanın asıl varlığı ya ben de sınırları keşfetmekten bahsediyorum. Denizin derinliklerinden, dalga seslerinin uğultusundan, ağaçların suskunluğundan, çocukların pervasızca koşuşturmalarından, hayallerine doğru kırıklarını göze alarak gitmekten! Kendi boşluğumu dolduracak, kendi doluluğumu boşaltacağım böylece. Yeni acıları yeniden göze alacağım, kabuk bağlayan yaralarımı koparacağım, uyum sağlamamı istedikleri yaşamın özlemini duyacağım. Hayatı sevmem zaman aldı. Sevginin varlığını, bir insanı sevmekle anlaşılmaya başlanan sevgi hissinin varlığını öğrenmek çok zaman aldı. Şimdi, tapulu mülklerinden, eşyalarından, araçlarından, yaşamlarını bağladıkları kağıt parçalarından arınmak da zaman alacak! Nereden geldiğimi artık hatırlamıyorum, nereye gittiğimi biliyorum yalnızca, kendime!
Önder Deniz Çavuşlar
aşk fedakârlık ister
Koca bir günü daha sensiz geçirdim umarım koca bir ömrü sensiz bitirmem