Bir intihar daha var, o da gülmek mi dersin?

roma★
wallacepolsom
Stranger Things

blake kathryn
Not today Justin

izzy's playlists!

titsay
Sweet Seals For You, Always

Product Placement
styofa doing anything

PR's Tumblrdome
trying on a metaphor

@theartofmadeline
art blog(derogatory)
Mike Driver

tannertan36
Lint Roller? I Barely Know Her
AnasAbdin

Andulka

ellievsbear

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Canada
seen from United Arab Emirates
seen from Germany

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Israel

seen from United States

seen from Singapore

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from New Zealand

seen from Brunei
seen from Israel
@ar-af
Bir intihar daha var, o da gülmek mi dersin?
ARALIK KAPI Bu dünya bir kuyu, havasız çömlek Daralıyorum! Kelime, mânayı boğan bir gömlek Paralıyorum! Allah ismi varken lügat ne demek Karalıyorum! Kapımı, buyursun diye o melek Aralıyorum!
Necip Fazıl KISAKÜREK
Kahpe Felek
Kahpe felek ne söyleyim ben sana Bilemedim fırsatını fendini İki damla suyun vermedin bana Zalım felek değirmenin döndü mü Kara bulut oldu sanki başımdan Ettin beni yarenimden eşimden Değirmen döndürdün gözüm yaşından Döne döne nöbet bize geldi mi İşte ben gidiyom kal senin olsun Yüce dağdan aşan yol senin olsun Büsbütün dünya al senin olsun Zalım felek istediğin oldu mu Ne iş tutsam el uzattın işime Zehir kattın ekmeğime aşıma Her fırsatta vurdun benim başıma Şu dünyada garip yüzüm güldü mü
‘’Değirmen döndürdün gözüm yaşından’’ şu ifadenin güzelliğine bakar mısınız? Garipliğin kitabı demek böyle böyle yazılmış...
Allah rahmet eylesin.
Abdullah b. Utbe radıyallahu anhten şöyle demiştir: “Ömer b. Hattab radıyallahu anhı şöyle derken işittim: ‘Rasulullah aleyhissalatu vesselam döneminde insanlar inen vahiyle kontrol edilirlerdi. Şimdi ise artık vahiy kesilmiştir. Biz, sizi ancak bize görünen amellerinize göre yargılayabiliriz. Kim bize iyi şeyler gösterirse ona güvenir yaklaşırız. Niyetini bilmek bizim işimiz değildir. Niyeti konusunda onu Allah hesaba çeker. Kim bize kötü bir şey gösterirse ona güvenmeyiz. Niyetinin aslında iyi olduğunu söylese bile onu doğru görmeyiz/ona inanmayız.’”
Buhari/ Riyazü’s Salihin-396
Zıtlıklar Evreninde Denge
Bilmek ve bilmemek bazen mutluluk, bazense ızdırap kaynağıdır. Halbuki bilmekten ne çok keyif alırım ve bunu pek çok şeye değişmem, ama yeri geldiğindeyse nasıl bir elem sebebidir; içim daralır, bunalırım, beynim karıncalanır, kara delikler çıkar dört bir yandan alıp götürür aydınlıklarımı... Sanırım kaldıramıyorum bazı şeyleri, böyle zamanlarda tam bir cahil olmak istiyorum, belki bu yüzdendir bir takım umursamazlıklarımın sebebi, belki de... Cahillikten ve bilmemektense can havliyle kaçar gibi kaçarım, tiksinirim, katlanamam o acziyete, her şeyi bilmek isterim, sınırsız ilim isterim, hiç kör nokta kalmasın her yer aydınlık olsun isterim... Yine bir -ama- var burada ve yine karşıtlar; zaman olur da öyle bir an gelir ki 'keşke bilmeseydim' derim, öğrendiğim güne lanet ederim, cahil olmanın aslında ne büyük bir mutluluk kaynağı olduğundan dem vururum, yanında getirdiği tembelleşmenin kolaylığı ve yorucu olmayışı da cabası. Soğuğun da sıcak kadar yakıcı olması gibi nice zıt kavramların aynı noktada buluştuğu, ruh ve beden gibi zıtlıkların bir arada bulunmasıyla hayatta olan insanın geçici süreliğine hapsedildiği, küçük ama bir o kadar da büyük bir dünyada, ölümlü ama bir yerden sonra sonsuz hayata sahip olan ademoğlunun nice garip halleri keşfetmekle biter mi? Öğrenmek ve bilmek ne büyük bir haz, bilgiyi taşımaksa ne büyük bi ağırlık. Umarım bu tahterevelli dünyada dengeyi sağlayanlardan oluruz. Allah ağırlığını kaldıramayacağımız yükler vermesin, edindiğimiz her bilginin yükünü layıkıyla taşımayı bizlere lütfetsin.
Oğuz Atay tam manasıyla HAKLI! Bu cahil kafamla dahi yıllardır aklımda olan ancak tabi ki yazar kadar iyi dillendiremediğim mevzudur bu. Domuzlar gibi çamurun ortasında doğup, bu pislikte yaşamaya devam ettiğimiz için ‘çok güzel yaşayıp gittiğimizi sanıyoruz’. Yakın çevremizin bizden farkı olmadığından durumu idrak edermiyoruz, uzak çevremizde ise iletişim kanalları vasıtasıyla gördüğümüz farklılıklara o kadar kibirle bakıyoruz ki -bu zaten bizim yörenin insanlarının fabrika çıkış ayarlarında en yüksek seviyeye sahip özelliklerden biridir- mesela Hindistan’ı görüp ‘İngiliz sömürüsü döneminde adamlara ne eziyetler etmişler, düşünememeleri için her alçaklığı uygulamışlar, isyan etmesinler diye isyanı asla akla getiremeyecekleri hallere düşürmüşler... vahh vahh!’ deriz, halbuki dönüp kendi acınası halimizi asla görmeyiz, MEB’in temel öğretilerine göre biz zaten dünyadaki tek korunmuş ülkeyiz, kötülüklere karşı dokunulmazız ve standart insanların hepsinden daha temiz ve daha uygarız. Bir diğer örnek olarak koskoca Afrika kıtasına bakıp, sadece lokal bazı bölgelerinde bulunan sefaleti görüp kendi ülkemizin hatırı sayılır miktardaki bölgelerinde bulunan müthiş sefaleti veya kendi içinde bulunduğumuz yoksulluk sınırının altında yaşantımızı asla görmeyiz, veyahut başka ülkelerin kendi insanlarına karşı uyguladığı baskıyı, katliamı, ölümü görürüz de kendi ülkemize hiç bakmayız, zaten bizim ülkemizde böyle şeyler olmaz! Oğuz Bey bu yazıyı 1970′te kaleme almış; muhtemelen bu yazı o gün kendisine ilham olmadı, yıllardır biriktirdikleriyle meydana geldi. Kaldı ki Oğuz Atay’dan çok daha önce insanlarımızın içinde bulunduğu duruma isyan eden pek çok aydınımız var ki bunlar Osmanlı devletinde yaşamış yazarlar. Bu açıdan bakıldığında git gide çürüyen ve çürüdükçe körleşen, körleştikçe kibirlenen bununla aynı oranda mutlu olan insancıklar toplumuyuz. Uzun yıllardır istikrarını sürdüren kepazeliğimiz bir gün son bulur mu? Allah sonumuzu hayretsin.
An geldi. Orucun nefesinde tazelendi vahyin sesi......
Orucu şairce anlatan, oruçlunun ağzına serin sular gibi gelen çok hoş bir yazı... Okunası. Allah razı olsun.
Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf başlayınca da iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!.
Şeyh Edebali
Neşet Ertaş - Eğer Benim İle Gitmek İstersen [1963-Plak] Sözler: Karacaoğlan
İnsanın ömründen ömür götüren, paralel evrenler arasında tura çıkaran, fizik ve müzik kurallarını altüst eden, vücudun kimyasında envai çeşit değişikliklere yol açan, bilinçaltı çorbasını fokurdatan, Allah yazana da söyleyene de rahmet etsin dedirten, beni benden alan türkü!
#NeşetErtaş #NeşeDertAşk demişken; Devlet Tiyatrolarına sonsuz teşekkür ederim, hem bu olağanüstü güzel tag için, hem de ustayı tiyatroya aktardıkları için. Garibe devletin sahip çıkması beni çok duygulandırdı. Oyunun sahneye konmasını dört gözle bekliyorum. İnşallah oyun beklentilerimin üstünde olur ve salonlar hınca hınç dolar. Bir sanatçı kolay yetişmiyor yeni nesiller bunu görmeli, popüler kültürün getirdiği her soytarıya sanatçı denilmemesi gerektiğini bilmeli.
Eskiden insanlar isim edinebilmek için kendilerini kanıtlarlarmış. Şimdiyse iş sahibi olabilmek için kendinizi kanıtlamanız gerekiyor. Çağlar değişse de insanlık değişmiyor.
Muaviye, ”sarayımı nasıl buldun?” deyince Ebu Zer: “Kendi paranla yaptırdıysan hesap, milletin parasıyla ise azap var”
Descartes'in meşhur olan; ''Düşünüyorum, öyleyse varım.'' sözünü yanlış anlamış olabilir miyiz acaba. Olay pekala da şöyle gelişmiş olabilir:
Descartes (D), Descartes'in arkadaşı (A)
A: Desko, arkadaşlarla pikniğe gideceğiz sen de gelir misin?
D: Hmm... Düşünüyorum, öyleyse varım!
''Herşeyleri bilmekle hiçbişeyi bilmemek aynı şey, odun gibi oluyon. Onun için, çok fazla kurcalamayacaksın meseleleri. Eninde sonunda ölecek birisinin bu dünyanın derdini çözmesine imkan yok.''
"Kelimelere aynı mânaları yüklemeden konuşan insanlarız. Aslında birbirimizin kelimelerini bile tanımıyoruz."
İsmet Özel
İçim kabarıyor. Bıraksalar da ıssızlarda başım önümde, kendime gömülerek dolaşsam..
Cahit Zarifoğlu (via iclice)
Çocukluk hayallerim nerde, ben nerdeyim? Kör olası kapital düzen, hem hayallerini hem insanı tüketiyor. Seveyim!