Sanrı
Yine işe geç kalıyordu. Insomniası tetiklendiğinden beri hayat çekilmez bir hal almıştı. Ne uyuyabiliyor, ne işlerini yetiştirebiliyor ne de kendisine vakit ayırabiliyordu. Çökmüştü. El yordamıyla bağlamaya uğraştığı kravatı da onu yüz üstü bırakmıştı.
"En azından saçımı düzelteyim" diye düşünerek aynaya yaklaştı. Elleriyle saçlarına şekil vermeye çalışırken gözü aynaya takıldı. Bir terslik vardı.
"Düzgün uyuyamadım. Algılarımdan olmalı."
Dişlerini fırçalayıp, çıkmadan önce son bir kez aynaya baktı.Yansıması kısa bir anlığına da olsa geç hareket etmişti.
"Kesinlikle uykusuzluktan. Sanırım doktora gitmeliyim."
İş yerinde uyuyakaldığı yetmezmiş gibi bir de patronundan çocukmuşçasına azar yemişti. Morali yerle bir olmuş şekilde eve döndü.
Üstünü çıkartırken aynaya yeniden takılmıştı gözleri. Aynadaki bakış, kendi sahip olduğundan daha farklıydı. Sanki karşısındaki yansıma onu inceliyormuş gibi. Ürperdi. Umursamamayı tercih edip, kendine yiyecek bir şeyler hazırladı.
Telefonu ile kendini oyaladı. Aynanın karşısına dikildi. Gözlerini kırpmaktan korkarcasına inceledi onu. Bu kez her şey normaldi. Yatağa girerken garip bir düşünce aklının kenarında asılı kaldı.
Yansıma bir an önce hareket etmişti sanki.
Gün boyu aynayı düşünmemeye çalıştı. İşe gitti, bilgisayarının başında oturdu, e-postalarına cevap verdi. Öğle arasında telefonunun siyah ekranında kendi yansımasını gördü. Kısacık bir anlığına da olsa, aynı hissi yaşadı, sanki o yüz onu izliyordu. Telefonunu kilitledi, ekran karardı.
"Saçmalık."
Akşam eve döndüğünde yeniden aynanın önüne geçti. Bu kez farklı bir durum vardı. Bu sefer gecikme yoktu. Tam tersine Noah başını yana doğru eğdiğinde aynadaki kişi hareketi ondan önce yapmış gibi görünmüştü. Adeta göz kırpma süresi kadar kısa bir süreliğine.
Noah dondu. Yansıma da öyle. İkisi de birbirine bakıyordu. Noah gülümsedi. Artık iyice sinirleri bozulmuştu.
"Gerçekten böyle şeyler için zamanım yok. "
Aynadaki yüz de gülümsedi. İçeri doğru yürürken aynadakinin gülümsemesinin biraz daha uzun sürdüğünden emindi.
Ertesi gün bunu test etmeye karar verdi. Odanın ortasında durdu. Aynaya bakarak sağ elini kaldırdı. Yansıma da öyle. Her şey normaldi. Bir kez daha denedi. Bu sefer hareketleri çok yavaştı. Elini kaldırmadan önce birkaç saniye bekledi. Sonra hızlıca elini kaldırdı. Ama Noah bu kez emindi. Yansıma daha önce hareket etmişti.
"Hayır." dedi kendi kendine. "Bu mümkün değil." Ama gün boyu her yansımada aynı şeyi gördü. Bilgisayar ekranında, ofis penceresinde, asansör kapısında. Yüz onu izliyordu ve bazen, kısa bir anlığına da olsa, Noah’dan önce hareket ediyordu.
Insomniası iyice kontrolden çıkmıştı. Yatakta uzanırken bile aynayı düşünüyordu. Bir gece aniden kalkmaya karar verdi. Saat gecenin üçüydü. Ev tamamen sessizdi. Işığı açtı ve aynanın karşısına geçti. Yüzü solgun, gözleri mosmordu. Yansıması da aynı gözüküyordu. Uzun süre bakıştılar. Sonunda Noah yavaşça konuştu.
"Kimsin?" Yansımanın dudakları hareket etmedi. Noah aynaya daha da yaklaştı.
"Ne istiyorsun?" Bir süreliğine hiçbir şey olmadı. Sonra Noah ufak bir detay fark etti. Yansımanın dudakları hafifçe kıpırdıyordu. Ama ses yoktu. Dudaklarını okumaya çalıştı. Tek kelime.
"Henüz."
Kafası karışmıştı. "Henüz ne?"
Aynadaki yüz ona bakıyordu. Bu sefer Noah farklı bir ifade yakalamıştı. Korku. O ifade kesinlikle korkuya benziyordu.
İlerleyen günlerde daha tuhaf şeyler olmuştu. Noah her aynaya baktığında yansıma onu izliyordu. Taklit etmiyordu. İnceliyordu. Bazen Noah başını çevirirdi, yansıma birkaç saniye daha onu izlemeye devam ederdi. Artık dayanılmaz bir hal almıştı. Bir gece aynaya her zamankinden daha çok yaklaştı.
"Ben delirmiyorum." dedi. Yansıma da ona yaklaştı. Bu kez dudakları net bir şekilde hareket ediyordu.
"Rüya." Noah kaşlarını çattı. "Ne?" Aynadaki kişi nefesiyle camı buğulandırıp, parmaklarını camın üzerinde gezdirdi. Yavaşça yazmaya başladı.
"U Y A N M A ."
Noah dondu. " Kim uyanıyor?" diye fısıldadı. Yansımanın yüzünde gerçekten bir panik vardı.
O anda yansıma aniden arkasına baktı. Sanki arkasında birisi duruyormuş gibi. Sonra tekrar Noah'a döndü. Dudakları titredi.
"Ben." Ve o anda yansıma gözlerini kapadı.
Her şey çok ağır başladı. Önce saat durdu. Onu lambanın ışığının soluşu takip etti. Duvarların kenarları bulanıklaştı. Noah aynaya vurdu.
"Hey ! " Cam titredi ama kırılmadı. Aynanın içi tamamen siyahlara büründü. Yansıma yoktu. Noah tekrar vurdu. O anda, oda silikleşmeye başladı. Sanki hayali bir el bir resmi silgiyle yavaşça siliyordu. Noah'nın kalbi deli gibi atıyordu.
"Dur!" diye bağırdı, sesi adeta havada kayboldu. Evin duvarları eridi. Zemin soldu. Aniden Noah bir şeyi hatırladı. Hayatı boyunca aynalarda gördüğü kişi ...
Hiçbir zaman tam olarak onu taklit etmemişti. Bazen ondan önce hareket etmişti. Bazen onu izlemişti. Bazen korkmuştu. Çünkü aslında ...
O kişi uyanmak üzereydi. Noah son defa aynaya baktı.
Artık koca bir hiçlikti. Ve biri bir yerde gözlerini açtığında, Noah ilk kez, gerçekten, hiç var olmamışçasına kayboldu.

















