Kendisi dünyanın en güzeli. Ondan güzeli, eşsizi yok.. Tanrıları bile kendine hayran bırakan o ölümlü.. Medusa. Ölümlü bedenine sığınmış güzellik tanrıçası gibi bir nevi, ondan güzelini ne görebilirsiniz ne bulabilirsiniz, onu gördüğünüz zaman da başka hiçbir şeyi göremezsiniz..
Medusa bu eşsiz güzelliğiyle tanrı ve tanrıçaların yanında durma, onların gözüne girme taraftarıydı. Dediğim gibi; O kadar güzeldi ki tanrılar bile ona hayran kalıyordu. Tıpkı denizlerin tanrısı Poseidon gibi.. Poseidon Medusa'ya Âşık olmuştu ve bir ölümlüye Âşık olduğu için aşağılanmaktan korkup Aşkını gizlemişti. Fakat Aşk bu.. Durmaz. Poseidon bir gün takıntı yaptığı Medusa'nın güzelliğine dayanamayıp ona tecavüz etti. Adalet ve bilgeliğin tanrıçası, bir yandan da Poseidon'un karısı olan Athena'nın tapınağında. Zorla Poseidon'a ait olan Medusa tanrılara düşkünlüğü nedeniyle şatota kalmaya devam etti.
Ve işte o gün.. Adaletin ve bilgeliğin tanrıçası Athena her şeyi öğrendi. Ona göre. Ve Medusa'ya tecavüz ettiğini yalanlayan Poseidon değil, buna maruz kalan Medusa cezalandırılıyor.. Athena o an ki öfke ve nefret ile dünyalar güzeli Medusa'yı dünyanın en çirkin yaratığına dönüştürüyor.. Güzel ve zarif saçları yılana dönüşmüştü, güzel gözleri rengini kaybetmişti, güzelliği solmuştu. Yok olmuştu. Bir kere baktıktan sonra gözlerini alamayan her kimse artık ona bakmıyordu, hiç kimse ona bakamıyordu, çünkü taş oluyordu. Athena bunlarla kalmayayıp onu bir mağraya zindan eder. Ve işte adaletin, bilgeliğin tanrıçası hayatının en büyük adaletsizliğini yapmıştı...
Bu mit'ten çıkarılacak dersleri ben anlatmayacağım, siz düşünün ve geri dönüşünüzde belirtin lütfen.. Sevgiler
'Âşık Bir Yazar'
















