when night falls the moon fairies come to dark…
trying on a metaphor
Jules of Nature
Stranger Things
Peter Solarz
ojovivo
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Show & Tell
No title available
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
dirt enthusiast

@theartofmadeline
cherry valley forever

Kaledo Art

tannertan36
No title available
macklin celebrini has autism
AnasAbdin

Janaina Medeiros
todays bird
No title available
seen from United States

seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Argentina
seen from United States
seen from United States

seen from Saudi Arabia

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Chile
seen from Chile

seen from Germany
seen from United States

seen from India
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from United States
@atesbocegiguncesi
when night falls the moon fairies come to dark…
beynimin içinde kemirgenler var sanki. unutuyorum, hatırlamıyorum, yiyip bitiriyorlar her şeyi. durmuyorlar ama düşünmeme de engel olmuyorlar. soru işaretlerine dokunmuyorlar, hatta sanki onları doğuruyorlar. ne olacak? nasıl olacak? nasıl gidecek, bitecek? kelimeleri dahi seçemiyorum, yapamıyorum. yapamıyorum. ağlamayı bile beceremiyorum. her yerde acı mevcut, her köşe kasvet dolu. zor, her şey. bunca karanlığın arasında ışığı bulmak imkansız gibi. yapamıyorum. çıkamıyorum. batıyorum. aklıma dolan görüntüler, kulağıma dolan sesler bitmek bilmiyor. bitmiyor, beni bitiriyorlar. ölecek gibi oluyorum ama ölemiyorum. bunu bile beceremiyorum. çığlık atamıyorum, konuşamıyorum, yapamıyorum. yapamıyorum.
Le beau mariage (1982) dir. Eric Rohmer
“I am an ocean full of roses, darkening at the edge of a sunset.”
— Channing M
Richard Siken
you're such a lovely dream.
“i lied. we could measure time, our time. we could fly, we could cry but i lied. i said i hadn’t got wings. i said you should stop when you cry. its all a lie. we could measure time. we could find our ocean, our time. but i lied.”
mor ve ötesi · Song · 2004
Ucu kırık cümlelerin noktası olmaz Güneşin doğuşu her yeri aydınlatmaz Bulutlar hep pak kalmaz ve biz Ve biz evrenin bu ücra köşesinde sadece İz bırakmak için varız Biz sadece bulmak zorundayız Bulmak
Kulakların aciz kaldığı oda çığlıkları yükselir Gürültüler sesler patırtılar Tüm bu alem bir son için kaynaşır Plastik gülleri koklar ve koklar içine Çeker bilir ruhu yoktur ancak vazgeçemez İşte bulmak da bundan ibarettir Bulmak Bak şimdi tüm gök bir doğuş bekliyor Bir kaçış ve serzeniş Ölümlülerin vakitleri yok vakitleri yok Bulmaya vakitleri yok Bir ben varım şimdi bir de kırık cümleler Bir yazarım bir de seni mesken ederim hayallerime Ölümlüyüm ancak bulmak zorundayım Bulmak zorundayım Bulmak
Dinle yapraklar aşınıyor Yapraklar ve sahipleri yer değiştiriyor Ben bunu severim sevmek dediysem sadece öyle bir sevgi Görünmez bir el her şeyi taşıyor taşısa Ağaçları bile taşır İşte tam bu vakit diğer güneşleri görmek isterim Kaldırın onca sütunu engel olmasın Bulmak zor olmasın Bulmak
Artık bulmak da yetmiyor Bulup yaşamak gerek Yaşamak gerek Yaşamak gerek Ölümlü olduğumu biliyorum çok şükür ah çok şükür Fakat bulmak gittikçe güçleşiyor dahası Bulmak yetmiyor
“Yağmura ihtiyacım yok. Sana ihtiyacım var.”
“elimden geleni yapıyor olacağım, seni yakında göreceğim”
nefes al, ver. yakında bitecek. yakında bitecek. bitecek olan ne? hangisi, nasıl? bitecek, sen sadece buna odaklan. etrafına bak, gökyüzünü incele. yalnız değilsin. yalnız değilsin. yalnız değilim. bunu kendine hatırlat. biriciksin, teksin. unutma. ama ben böyle hissetmiyorum. yok oluyorum, günden güne. görüyor musun? ellerimdeki yaralar tekerrür ediyor. geçtiklerine inanmıştım, dediğini yapmıştım. görüyor musun? kabuk bile bağlayacak halleri yok. yalnız değilsin, buna odaklan. yalnızım. görünmez ve bilinmezim. kimse benim gibi birini sevmeyecek. kimse benim gibi birini hayatına almak istemeyecek. kirliyim ben, paslıyım. iğrenecekler, bakmaya bile lüzum görmeyecekler. nasıl unutabilirim bunları? nasıl unutayım? yalnız değilsin, bunu söylemek ne kadar da basit. bak, kimsesizim. kimsesizim. hayır, etrafına bak. gökyüzünü incele. gökyüzüne bakmak bile açmıyor içimi. nefes al, ver. bitecek. bitmeyecek. kimse beni görmüyor, görmeyecek. salınıp duruyorum, savruluyorum. unutulmaya yüz tutmuşum. kimin umurunda? söyleyeyim, hiç kimsenin. hiç kimsenin. hiç kimse yok. kimsesizim. kimsesizim. doğduğum andan itibar, kimsesizim. bir başıma savruluyorum. sesimi duymuyorlar bile. bana bakmıyorlar. unutulması en kolayım. hayır, yalnız değilsin. buna inanırsan gerçekleşir. yalnız değilsin. nefes al, ver. yalnız değilsin. yalnız değilim.
Vincent van Gogh, Still Life with Pink Roses (detail)