hayatta olur böyle boktan şeyler değil mi
occasionally subtle

JVL
art blog(derogatory)
KIROKAZE

Kiana Khansmith

Kaledo Art
Peter Solarz
almost home
Keni

No title available
styofa doing anything
Alisa U Zemlji Chuda

★
i don't do bad sauce passes
Claire Keane
DEAR READER
NASA

titsay
Show & Tell
Today's Document

seen from Germany

seen from Singapore
seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Germany
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Netherlands
seen from United States

seen from United States
seen from India

seen from Australia
seen from United States

seen from Canada

seen from Türkiye
seen from Romania

seen from United States
@atpesinde
hayatta olur böyle boktan şeyler değil mi
W 23rd Ave, Gary, Indiana.
"Doğru düşünmüş olmak bir erdem değil; aklına gelen bir sürü yanlış, bulanık ya da anlamsız düşünceden birinin uygun, hatta çok parlak olması, istatistik açısından neredeyse kaçınılmaz; bu düşüncenin, onun aklına geldiği gibi bir başkasının aklına da gelmiş olacağından hiç kuşku duymuyor."
i.calvino, palomar
"Susmaya elverişli fırsatların yokluğu duyulmuyor hiç, ama çok seyrek de olsa, Bay Palomar'ın, bir şeyi uygun zamanda söyleyememiş olmanın pişmanlığını duyduğu oluyor. Olayların, düşündüklerini doğruladığını görüyor ve düşüncesini açıklamış olsaydı, olanlar üzerinde belki küçücük olumlu bir etkisi olabileceğini düşünüyor. Bu durumlarda ruhu, doğru düşünmüş olmanın hoşnutluğuyla, ağzının aşırı sıkılığının suçluluğu arasında bölünüyor. Bu duyguların ikisi de çok güçlü olduğu için, sözcüklerle dile getirmeye kalkışıyor bunları; ama dilini üç, hatta altı kez ısırdıktan sonra, böbürlenmek için de, pişmanlık duymak için de bir gerekçeye sahip olmadığına inanıyor."
i.calvino, palomar
Hans Holzer, America's Haunted Houses, 1991
ink plate
a result of wobbled trespassing
John Gribbin, Weather Force, 1979
yalnız takılmaya, gerekmedikçe konuşmamaya o kadar alıştım ki yabancı biri bir şey deyince sadece yüzüne bakıp kafamı sallıyorum ya da bir iki kelime. bir yerde kendimi kendime fazla kaptırdım.
benliğime bu kadar alışmak pek de iyi bir şey değil gibi sanırım.
Benjamin J. Young, ‘One Last Walk With Izzy’ Watercolour on Paper, 51 x 34cm
galiba artık sadece konuşacak bir şeylerim yoksa konuşmuyorum. yani büsbütün.
uzun zamandır ilgimi çeken bir şey yok.
ne önemi var ki hissi, söyleyeceklerimden önce davranıyor sanki.
hayatımda bir sorun var, diye düşünürken arkadaşım, hayatın çok hareketli, dedi. tam olarak bu. bu kadar hareketli olmaması lazım bir hayatın. hareketli yani belirsiz anlamında.
You Were Like A Wild Chrysanthemum (Keisuke Kinoshita, 1955)