Uzun bir süre hayatımla ile genel açıklama ektedir;
Misplaced Lens Cap
tumblr dot com
Monterey Bay Aquarium
KIROKAZE
Mike Driver
dirt enthusiast
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

shark vs the universe

No title available

titsay
NASA

★

JBB: An Artblog!
Xuebing Du
Sweet Seals For You, Always
Cosmic Funnies
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
No title available
RMH
ojovivo
seen from India

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Lithuania
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from France

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Poland

seen from Belgium

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States

seen from United States
@ayemarnavut
Uzun bir süre hayatımla ile genel açıklama ektedir;
Bana red sox forması alıcam bir yer bulmamız lazım. Boş boş sitede takılmayın
Bize ayak yapmayın fetişimiz var yalarız
Bütün 160. 65 arası kıvırcık saçlı hanım hanımcık kızlar evlenmiş. Bize de hep ruh hastası tipler kalmış posası kalmış
Neden nefret edeyim ki nefret pahalı bir duygudur. Nefret etmek inanılmaz derecede çok önemsemeyi gerektirir. Ben önemsemiyorum
Acı içimde, acı senin içinde.
Acı hepimizin içinde, bunu atlatabilecek miyiz?
Acı, dualarımızda yer alıyor, gökyüzüne yalvarıyoruz.
Acı, yas tutmanın içindedir; gerçek aşk işte o zaman ölür.
Acı, sevdiklerimizin kendi karanlıklarında hapsolduğunu görmektir.
Acı, Tanrı'ya neden diye sormak ve asla cevap alamamaktır.
Acı, büyüme sürecinde ve bu süreçte yaptığımız hatalarda gizlidir.
Buna büyüme sancıları denir.
Bir daha asla eskisi gibi olamamanın acısı
Acı, hâlâ özlediğimiz zehirli sevgililerdir.
Acı, öpmeyi reddettiğimiz yaralardır.
Acı, henüz anlayamadığımız bir iyileşme biçimidir.
Acı, uzanan eli olan bir öğretmendir.
Acı, serpilmiş ve güzelce sarılmış otumdur.
Acı, arkadaşımın tavsiyelerini sürekli görmezden geliyor.
Acı, hayatınız boyunca yanlış anlaşıldığınızı hissetmektir.
Acı, kardeşlerimizin sürekli çatışma içinde yaşamalarını görmektir.
Acı içimde, acı senin içinde.
Acı hepimizin içinde, bunu atlatabilecek miyiz?
Acı içimde, acı senin içinde.
Acı hepimizin içinde, bunu atlatabilecek miyiz?
Acı, dualarımızda yer alıyor, gökyüzüne yalvarıyoruz.
Acı, yas tutmanın içindedir; gerçek aşk işte o zaman ölür.
Acı, sevdiklerimizin kendi karanlıklarında hapsolduğunu görmektir.
Acı, Tanrı'ya neden diye sormak ve asla cevap alamamaktır.
Acı, büyüme sürecinde ve bu süreçte yaptığımız hatalarda gizlidir.
Buna büyüme sancıları denir.
Bir daha asla eskisi gibi olamamanın acısı
Bu hayat bana 1.60 esmer kıvırcık saçlı ince espri yapan cilveli bir kız borcu var
Götü güzel olanın yüzü gülmezmiş
Hocam bizde birileriyiz yani. Bizde kendi çapımızda birileriyiz.
Bi güzel ayak yalasak kendimize geliriz
İçimiz ölüyken bile azgın olmanın yoruculuğu
Aslında hep biliyorduk. Bir şey gerçek olamayacak kadar güzelse o güzelliğin içinde saklı bir kırılma noktası vardır. İlişkiler de bundan muaf değildir. İlk bakıştaki büyü, ilk dokunuştaki ürperti, sabaha kadar süren konuşmaların coşkusu… Bunların hepsi insanı kandırır, sonsuza dek sürecekmiş gibi hissettirir. Oysa insan kalbinin ritmi bile geçicidir, durmadan değişir. Nasıl ki mevsimler dönüşür, duygular da dönüşür, sabit kalmaz. Bir ilişki, en başta bir yükseliştir. İki yabancının birbirine yaklaşması, iki dünyanın kesişmesi. Ama yükselişin doğasında düşüş saklıdır. Çünkü hiçbir şey sürekli yukarıya doğru gitmez. Coşkunun yerini sıradanlık alır, sıradanlığın içinden sessizlik doğar, sessizlik ise bir uçuruma dönüşür. İşte o anda insan fark eder: Güzel olan şey, kalıcı olmak için değil bir iz bırakmak için vardır.
Hayatın bize verdiği hiçbir şey tam anlamıyla “bizim” değildir. Bir insan, bir aşk, bir mutluluk… Bunlar bize aitmiş gibi görünür, ama aslında sadece misafirdir. Bir gün gelir, yanımızdan usulca çekilir. Belki kavga ederek, belki sessizce kaybolarak. Geriye yalnızca boşluk kalır, ardından da bir alışma süreci. İşte psikolojik çıkmaz da burada başlar: İnsan, o boşluğu doldurmak için aynı coşkuyu yeniden arar, ama hiçbir şey ilk seferin yerini tutmaz. Belki de bu yüzden bağlanmak, en tehlikeli eylemdir. Bağlandıkça kırılganlaşırsın, kırılganlaştıkça hayatın ellerine bırakırsın kendini. Ve hayat, cömert davranmaz. Birini kaybetmenin acısı, aslında yalnızca o kişiyi değil kendi içindeki bütün “sonsuzluk hayalini” kaybetmektir.
Eylül ayı çoğu şeyin başlangıcı olarak umut olarak görenler var. Benimde bir eylül akşamı biten hayallerim ve bir Eylül sabahı toprağa verdiklerim oldu. Biten gelecek umutlarımı kayip giden insanları hatırlatır bana Eylül.