Kendi özüne acı çektiren tiryakisi olur acının..
Zima Kavşağı/Yevgeni Yevtuşenko

⁂

titsay
I'd rather be in outer space 🛸

oozey mess
we're not kids anymore.

if i look back, i am lost
cherry valley forever
Game of Thrones Daily

No title available
Cosmic Funnies
ojovivo

No title available
🪼
No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
trying on a metaphor

pixel skylines
occasionally subtle
Today's Document

Discoholic 🪩
seen from Peru

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Singapore
seen from United States
seen from United States
seen from Italy
seen from Pakistan

seen from United States

seen from India
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Argentina
seen from Singapore
@belkidebirmeczup
Kendi özüne acı çektiren tiryakisi olur acının..
Zima Kavşağı/Yevgeni Yevtuşenko
Kocası savaşta şehit olan kadına taziyeye gelen komşuları üzgün bir şekilde;
- 'Şimdi ne yapacaksın ?
Ne yiyip içeceksin ?
Sana kim bakacak ?' diye sorunca.
Kadıncağız cevap verir;
- Yahu niye üzülüyorsunuz ?
Rızkı yiyen öldü, veren değil !'
Esrârnâme, Feridüddin Attar
"Ruhumuzun sesi kırılgandır; başka sesler karıştığında duyulmaz. Bulanık sularda yansımanı görmenin imkânsız olması gibi; ruh da öyledir.Sessizlik, içimizdeki sonsuzluğu hissettirir."
Ethan Hawke
Kılıç teni delip geçebilir ama onur delinmez.Gürz insanın kafatasını parçalayıp tuz buz edebilir ama zeki bir şövalyenin aklına darbe vurulamaz.Para en iyi zırhı satın alabilir ama cesarete para yetmez. Nam, ancak ve ancak savaş meydanında kazanılır, sadakat ancak esarette anlaşılır!
Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar;ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir..
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Bir zamanlar, ayaklarının kırkını da müthiş bir hünerle kullanarak çok güzel danseden bir kırkayak varmış. Ormandaki tüm hayvanlar bu kırkayağın dansını izlemeye gelirler ve her seferinde onun dansedişine hayran kalırlarmış. Ama onun bu dansedişini beğenmeyenler de varmış. Bunlardan biri de kurbağaymış… Ne yapsam da kırkayağın böyle güzel dansetmesini engellesem diye düşünüp duruyormuş. Güzel dansetmiyorsun dese olmazmış. Ben senden daha güzel dansederim dese hiç olmazmış. Düşünmüş, taşınmış, güzel bir plan hazırlamış. Oturup kırkayağa bir mektup yazıp, göndermiş. ” Eşi benzeri olmayan saygıdeğer kırkayak kardeşim ! ” diye başlamış mektuba ” sizin benzersiz danslarınızın naçiz bir hayranıyım. Müsaadenizle sizden şunu öğrenmek istiyorum. Nasıl böyle güzel dansedebiliyorsunuz? Acaba önce 13.sol ayağınızı, sonra da 27. sağ ayağınızı atarak mı dansa başlıyorsunuz? Sonra da 11.sağ ayağınızı kaldırıp, 35.sağ ayağınızı mı indiriyorsunuz? ” İmza naçiz hayranınız kurbağa. Kırkayak mektubu alır almaz nasıl dansettiğini düşünmeye başlamış. Önce hangi ayağını attığını? Ondan sonra hangi ayağını kaldırdığını… ve sonunda kırkayak dansetmeyi bırakmış…
Bu bize aklın yaratıcılığı nasıl engelleyebileceğini gösteren güzel bir örnek. Bazen kulaklarımızı tıkamalıyız ve isteklerimizi, hayallerimizi yüceltmeliyiz....
Jostein Gaarder