★
The Bowery Presents

PR's Tumblrdome
Lint Roller? I Barely Know Her
Sade Olutola
ojovivo
The Stonewall Inn
No title available
cherry valley forever
official daine visual archive
Monterey Bay Aquarium
🪼

roma★

@theartofmadeline
No title available
Claire Keane
EXPECTATIONS
The Bright Sessions

No title available

Product Placement
seen from Vietnam

seen from Türkiye

seen from Italy
seen from Czechia
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Thailand

seen from India

seen from Iraq
seen from Saudi Arabia
seen from Vietnam
seen from Pakistan
seen from Philippines
seen from Russia

seen from Germany

seen from Canada
seen from Maldives
seen from Bangladesh
seen from Mexico
@bibies-blog
tüylerim diken diken oldu resmen abi.
YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞA
Olimpiyatı seyrediyorum… Atletimiz takozda kaldı, yarışamadan elendi, çok iyi durumdaydım, kesin ilk üçe girerdim diyor. Çekiççimiz, idmanda fırlattığından anca 10 metre aşağısına fırlatabildi, halbuki müthiş hazırlanmıştım diyor. Yüzmede bırak finali, yarı finalimiz yok, Yüzme Federasyonu Başkanımız, çok başarılı olduğumuzu, en başarılı olimpiyatlarımızdan birini yaşadığımızı söyledi, ki, aslında haklı, en azından hiçbir yüzücümüz boğulmadı, sağ salim dönüyorlar. Beş bin metrecimiz sonuncu oldu, çok iyi çalışmıştım, madalyayı hak etmiştim, galiba yemekten zehirlendim dedi. Bi başka koşucumuz onuncu oldu, Türkçe bilmiyor, Kenyalıymış, ne dediğini anlamadım ama, elendiğine göre çok iyi hazırlanmıştım dediğini tahmin ediyorum. Yelkencilerimiz rüzgârsızlıktan şikâyet ediyor, sanırsın, öbürleri yelkenleri vantilatörle şişirdi. Okçularımız ise, neredeyse hedef yerine hakemi vuracaklardı, karşı yönden esen rüzgârdan yakınıyorlar. Voleybolcularımıza göre, maçlar çok geç saatte oynandı, ondan… Gerçi, sabah oynadıkları maçı da kaybettiler ama, öğlen oynansaydı banko altın madalyaydı yani… Londra’nın serin ve yağışlı havasından etkilenen güreşçimiz bile var. Bilseydik romatizmalı güreşçi göndereceğimizi, bunu pas geçer, Rio’daki olimpiyata gönderirdik. Haltercilerimiz desen, halter kaldırmayı boşver, pazar torbası taşıyamayacak vaziyette, kiminin beli ağrıyor, kiminin dirseği uf oldu, kimi enfeksiyon kaptı, talihsizlik işte, yoksa çok iyi hazırlanmışlardı. * Sonra bi başkası çıktı… “Çok iyi mücadele ediyoruz. Çok iyi gidiyoruz” dedi. * Aha bu da “milli atıcımız” herhalde diye düşündüm. Meğer, siyasi haberlere geçmişler, Milli Savunma Bakanımızmış… Terörle mücadelede ne kadar başarılı olduğumuzu anlatıyormuş. * Sene 2000, şehit sayısı 29 Sene 2001, şehit sayısı 20 Sene 2002, şehit sayısı 7 AKP iktidar oldu… 2003, şehit sayısı 31 2004’te 75 2005’te 105 2006’da 111 2007’de 146 2008’de 171 2009’da 152 2010’da 141 2011’de 163 2012, şimdilik 148. * “İyi gidiyor” dediği bu. * Dolayısıyla, milli atıcı denmese bile, milli savunma bakanı da denemez. Olsa olsa… Milli “avunma” bakanı’dır.
Askerlik gibi Hükümet de.. Olimpiyat’ma yeri değildir canım kardeşim : YILMAZ ÖZDİL (via jokersin)
Kurguya bak be
Cahilliğin ,yobazlığın, gericiliğin, gerizekalılığın, bağnazlığın bu kadarı!
“16 Grand Slam Single Titles.
6 ATP Tour Finals Titles.
20 ATP Masters 1000 Titles.
237 Continous Weeks at n.1 of ATP rankings.
285 Total Weeks at n.1 ATP rankings.
1 of 7 players to hold Career Grand Slam title.
5 or more times Finalist in each Grand Slam Tournament.
24 total Grand Slam Finals.
10 Grand Slam finals in a row.
23 Consecutive Grand Slam Semi-Finals.
Olympic Gold Medal.
8 Years consecutively in top 2 rankings.
Best Player of the year for 9 consecutive years.
Stephan Edberg Sportmanship Award for 7 consecutive years.
Laureus World Sportsman of the Year for 4 consecutive years.
N.1 on list of 100 greatest Tennis Players of All Times.
Arthur Ashe Humanitarian of the Year Award.
2nd Most Trusted and Respected person in the world behind Nelson Mandela.
PEOPLE MAY SAY WHATEVER THEY WANT BUT WIN OR LOSE WE CAN ONLY FEEL PROUD OF HAVING WITNESSED THE DEFINITION OF GREATNESS.”
Pulp Fiction.. Film by Quentin Tarantino
Basketball
Önümüzdeki günlerde bunları izlicem.
http://scarletmarmelat.blogspot.com/2012/06/dogaustu-dusuncelere-koru-korune-bagllk.html Alıntıdır.
Doğaüstü Düşüncelere Körü Körüne Bağlılık 1
İnsanların düşüncelerini incelediğimizde, hiçbir şeyin sağduyudan daha sıra dışı olmadığını görmekteyiz. Yani, insanlar gerçekleri keşfetme veya saçmalıkları ve çok açık olan çelişkileri reddetme kararından yoksundurlar. Bunun bir örneğini teolojide bulabiliriz. Bu, tüm ülkelerde çok sayıda insanın saygı duyduğu bir sistem; mutlu olabilmek için hayatta en önemli ve vazgeçilmez olarak görülen bir nesnedir. Bu sözde sistemin dayandığı ilkeleri incelediğimizde, bizi bu ilkelerin sadece cehalet tarafından hayal edilen; coşkuyla ve üçkağıtçılıkla yayılan; korkuyla kabul edilen; hiçbir gerekçesi olmadan gelenek tarafından muhafaza edilen ve sırf anlaşılmadığı için saygı duyulan varsayımlar olduğunu kabul etmeye zorlamaktadır.
Kısacası, kim dini görüşleri üzerine sağduyuyu kullanırsa kullansın, dinin havada sadece bir kale olduğunun kolayca algılanabileceğini anlamamaları çok tuhaf doğrusu! Teoloji, doğal nedenlerden haberdar olmamadır; safsatalıkların ve çelişkilerin bir dokusudur. İmkansız özelliklerden oluşan bir kahraman olasılığının düşsel niteliği, her ülkede geçersizdir. Tüm zihinlerde heyecan verici bir korku olan onun ismi sadece, insanların ona gerçeklerle çelişen ve birbiriyle tutarsız fikirler ve nitelikler yüklediği belirsiz bir kelimedir. Eğer dünyada sayısız yıkımlara neden olmasaydı, ona atfedilen anlamlar da umursanmayan bir mesele olurdu. Fakat bu gerçek olmayan varlığın en büyük ilgi çeken bir gerçeklik olduğu düşüncesiyle zihnini işgal eden insanoğlu, mantıken onun anlaşılamayacağı sonucunu çıkarmak yerine, tam tersi, onun daima düşünülmesi ve gözden kaçırılmaması gerektiği sonucunu çıkarmaktadır. Onların bu konu üzerindeki yenilmez cehaleti, meraklarını da öldürmüştür. Kendilerini hayal güçlerine karşı korumak yerine, bu cehalet onları dogmatikleştirmekte ve zorbalaştırmaktadır. Hatta onları her şeye karşı şiddete yönlendirmektedir. Çözülmez bir sorunu çözme ihtiyacı doğduğunda karmaşık olan şey, anlaşılması mümkün olmayan bir nesne üzerinde aralıksız meditasyon yaparken insanı heyecanlandıramaması ve beyninde şimşek çaktıramamasıdır. Aklın bu talihsiz dönüşüyle çıkar, kibir ve hırs şimdiye kadar çok az işbirliği içindeydi. Toplumun mutlaka bundan rahatsız olması gerekir. Bu, bir çok ulusun sık sık yaptıkları tahminlerinin ebedi doğruluğuna inanan ve onları bu şekilde yayınlayan aşırı mantıksız öngörülere sahne olduğunun; başlarındaki insanın coşkusuna sürüklendiklerinin ve onlara ilahi varlığın görkemi için gerekli olarak gösterilen fikirler uğruna onları silahlandırdıklarının bir göstergesidir. Dünyamızın her köşesinde fanatikler, birbirlerinin boğazını kesmiş; uluorta birbirlerini yakmış; vicdansızca ve hatta bir görev olarak en büyük suçları işlemiş ve her yanı kana bulamışlardır. Ne için? Bazı meraklıların münasebetsiz tahminlerini güçlendirmek, desteklemek veya yaymak için… ya da bir varlık adına sadece hayal dünyalarında var olan ve sadece neden olduğu yıkımlar, kargaşalar ve aptallıklarla kendini tanıtan sahtekarların aldatmacalarını doğru kılmak için…
Bu çeviri çalışmamı, "Good Sense Without God" kitabından yaptım.. Devamı gelecek...
Paths of Glory
Yarın ölmekten korkmuyorum,
sadece öldürülmekten korkuyorum.
- Bu, şu çamur kadar açık.
- Hangisiyle öldürülmek isterdin.
-Süngüyle mi makineli tüfekle mi?
- Makineliyle tabii ki.
Bence de. İkisi de midene
giren çelik parçası sonuçta...
ama makineli daha çabuk, temiz ve
daha az acı verir, değil mi?
- Bu neyi kanıtlar ki?
- Bu çoğumuzun ölmekten çok yaralanmaktan
korktuğunu ispatlar.
Bernard'a bak. Gazdan ödü kopuyor.
Ama ben gazdan zerre kadar korkmuyorum.
Gazla saldırıların fotoğraflarını
görmüş ama bence bir anlam taşımıyor.
Ama sana bir şey söyleyeyim. Miğfersiz
olmaktan şeytandan korktuğum kadar
korkuyorum...
ama kıçımda miğfer olmamasını önemsemiyorum.
- Sence neden?
- Çünkü orada beynin var.
Çünkü kafadaki bir yaranın
kıçımdakinden daha çok acıtacağını biliyorum.
Arkan sadece ettir,
ama kafa tamamen kemiklerden oluşur.
- Kendin için konuş
- Söylesene.Süngü dışında en çok neden korkuyorsun?
- Güçlü patlayıcılar
- Ben de sana tamamen katılıyorum.
Çünkü biliyorum ki onlar beni
en küçük parçama kadar ayırabilir.
Bak, sana anlatmaya çalıştığım gibi.
Eğer ölmekten korkuyorsan...
hayatının geri kalanını korku
içinde geçireceksin...
çünkü bir gün öleceğini biliyorsun.
Eninde sonunda.
Eğer gerçekten korktuğun ölümse,
seni neyin öldürdüğü neden önemli olsun ki?
Paths of Glory 1957
what does bibies mean? also do you make $ with your blog using peepspayerDOTcom?
zaten 6ayda 1 soru geliyo, o da bot gibi bir şeyden geldi :D