Sorma, usulca uzandığımda bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.
-İbrahim Tenekeci
almost home
trying on a metaphor

shark vs the universe
taylor price
Cosmic Funnies
art blog(derogatory)
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
official daine visual archive

tannertan36
Not today Justin

No title available

PR's Tumblrdome

roma★
Three Goblin Art

❣ Chile in a Photography ❣
EXPECTATIONS

ellievsbear
Monterey Bay Aquarium
No title available
occasionally subtle

seen from United Kingdom
seen from Russia
seen from Türkiye
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Japan
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Canada

seen from South Africa
seen from United States
seen from Türkiye

seen from France

seen from United States
seen from India

seen from Malaysia

seen from Türkiye
@birhaylileyla
Sorma, usulca uzandığımda bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.
-İbrahim Tenekeci
Beyaz bir orkide
Güldürmeyen
Ağlatmayan
Sinsi bir ok, öldürmeyen
Çaresi yok bu yaranın
Kimde kalır kabukları
Aldın beni, nefesimi
Yersiz mülksüz sahip gibi
Aslı sende, sureti yok
Yamacına indir beni.
Dedim;
Belki de bir yere üzgün üzgün bakmaktır dünya.
Dedim;
Belki de bir yutkunma yeriydi hayat. O avlu, o dam, o çocukluk, dedim belki de bir yutkunma yeriydi dünya.
Seyyidhan Kömürcü- Sena
İncecikti
Gül dalıydı
Dokunsam kırılcaktı
Dokumadım
Kurudu
Gitme, gitme sonbahar oluyorum
Sonrası hiç.
*
Öyle çok acımasız ki
Öyle birdenbire ki
Az önceki çiçekler nasıl da diken diken
Gitme, gitme sonbahar oluyorum
Sonrası hiç
Hasan Hüseyin Korkmazgil- Akarsuya Bırakılan Mektup
Altyapı:İncesaz-İstanbul'a Dair Yorum:Eser Gökay
Sığıntı Kuşu
akşam hüznümün soluk aynası vurdukça yüreğime kanım oynaşır derinleşir acısı parmakuçlarımın kırmızı bir ölümü görmüş gibi kanarım. yoruldum değiştirmekten kanını yüreğimin hergün yeniden başlayan çığırtkan bir şarkıyı söylemekten hergün yeni bir şarkı bestelemekten ben hüznün ben gölgemin kiracısı yeni bir ev değiştirmekten hergün gövdemle büyüyen hüznümle kimselerden habersiz eskiyen yüreğimin dinlemiyorlar dinlemiyorlar şarkısını oy sustukça çoğalıyor tekliğim ah benim sıska yüreğim ah benim kimselere söz geçiremez yüreğim ah benim neyim kaldı elimde ah benim üreyemiyorum kendime böyle niye beni biraz yankı biraz karıncayken şimdi eski bir enosis düşlerim kendimi koparıyorum kendimden yetişemiyorum. tekliğim yorgun ve kanadı kırık kuştur hüznün yapraklarında gölgelendiği kim koparır dalından ağzı açık bir gülü kırmızı bir ölümü görmüş gibi kanarım yoruldum değiştirmekten kanını yüreğimin ne zaman bitecek bu hüzün.
Arkadaş Z Özger.
Dünyadan Sesler Instagram'a her gün bir video, fotoğraf veya storie yüklüyor. Takip etmeyi unutmayın ♫ http://instagram.com/dunyadansesler Copyright ℗ 2000 A...
“Ben zindanda, sen çiçekler arasında kalbim acıyor, isterim ki sen de ağlayasın. duvarlar yüksek, sana erişemem. yüce tanrımdan dilerim kurtuluşumu....
....ismini dahi hatırlamak istemem. ”
bir gülün hacmini ölçmeye kalktım. Yanıldığım kesin, yenildiğim belli değil.
Ahmet Erhan, Hayır Hayır Hayır
hep bilinen şeyler gibi yinelemek… ama yalnız yinelemek… hep yinelemek.. hep umarsız… -sen n’apıyorsun orda sen n’apıyorsun -hiç sigara kutusu topluyorum yerden yakıcam -bak bir odun düştü arabadan alsana -yok onu öteki alsın o çok yoksul -kamyona geleyim mi abi kamyona iyi taş taşırım -beş liradan fazla vermem bak hava cok soğuk – manton yok mu senin bu kış kıyamette -hırkam eski biraz ama olsun yündür tutar gene çıplaklıktan iyidir -bu adam deli mi ne yırtık gömlekle bu soğukta -ben karı iki beş de çocuk yedi bir de tanrı sekiz kim ısıtacak bizi kim doyuracak bizi?
Arkadaş Zeki Özger, Çelişkili Kötü Şiir
Sarayın incisi; Dürrüşehvar Sultan. Ya da, Hatice Hayriye Ayşe Dürrüşehvar Sultan (26 Ocak 1914- 7 Şubat 2006). Son Osmanlı halifesi II. Abdülmecid'in kızı, ...
"Kâdir Allah kalem çekmiş sana iki kaş yerine, Gice gündüz gözimizden kan dökülür yaş yerine. Dertli Ali gördi savaş, kesilmişdir nice bin baş, Ben öldükden sonra bir taş kalmasun bir taş yerine."
yorum: eser gökay
Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil Nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan. Belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü Biraz Nietzsche biraz Kant kafan karışmış belki Parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı? Pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı! “Kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir” derdi. İyi kitaplar okudum bir boka yaramadı.. Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız İşin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık. Küsmesi,barışması,ayılması,bayılmasıHatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması Meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı! Güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi. Bir sürü güzel kadın girdi hayatıma Hepsi ağzıma sıçtı.. Ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil. Her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister Seninle benim yan yana oturacağımız çekyata Ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik.. İçime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim. Ben seni severim sevmesine de İş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..
Ali Lidar, Alengirli Şiir
Hayatım temsili bir yenilgi gösterisidir Okulu seven çocuklara bıkkınlık getiren Yağmurda yalnız kalır, seyircisi yoktur Onun için yaşamak alelade bir lükstür Rüzgara karşı kalem oynatır hayatım Damla damla buyur beyninde bir gül Bir şiirdir ve hiç de kötü değildir Dizeleri birbirine iteleyerek geçer Sararmış bir devrimci fotoğrafıdır hayatım Genelevi bulamayan yeniyetmeye benzer Yalnızlığı yalnızlıktır ve çok sıradandır Her hafta sonu annesini görmeye gider Kartpostal görüntüleri ile intihar eder Donar kalır bir aynada eli yüzü çıplak Altıncı filo gibi bir şeydir, isyanlar bastırır Yasaktır elini koynuna sokmak yasaktır Sonuçta bir hayattır, naftalinler kullanır Parası çıkmazsa gider sakal bıyık bırakır Sevgilisi yoktur ve artık sevgiside yoktur Radyoda söylenmeyen bir ölüm sessizce kepenklerini kapatır... GülAhmet GülErhan
Ve Cemal bir köşeden bize bakıyordu
Bakmıyor gibi bakıyordu
Durmuyor gibi duruyordu da
Benim anlamadığım işte bu
Dün dudağını kesti çarşıda
Kırmızı bir balıkla oynuyordu
Öptü bir ara balığı
Neden?
Öperken dudağını kesti
Balık da kırmızıydı, kan da
Ve balık yüzerekten geçti -gördüm iyice-
Dudaklarından
Durdu Cemal gibi biraz ötede
Durmuyor gibi durdu
Ağlamadı, hiçbir şey söylemedi
Bu çocuk anlaşılmayanın ta kendisi
Yalnızca sordu, bu yüzden sana soruyorum ben de
Melekler dişi midir Hilmi Bey
Dişidir diye tutturdu
Yani ben..
Öyleyse neyim
Elimde bir yapma çiçekle.
+Anlamadım Olric. -Aslında anladınız efendimiz. Sadece anlamaktan korkuyorsunuz.
Oğuz Atay, tutunamayanlar
“Selim, bütün bu eşyaların yanmasına kim bilir nasıl sevinirdi. Bir gün öfkelenmişti birden: Hepsini yakmalı, bütün evrakı, kayıtları, belgeleri. İnsanlık bunlarla ayakta duruyorsa şaşırıp kalsın herkes; şaşırıp kalsınlar da şaşkınlıktan, ne yapacaklarını bilememekten ölsünler..........Şaşırmazlar Selimciğim: daire tatil oldu diye sevinirler. İnsanlar yalnız kitaplarda şaşırırlar. Romanlar şaşırtır onları. Ölü denizdeki su zerrecikleri gibi birbirine tutunurlar; dalgalanırlar, bir yere gitmezler aslında.
Aslında kimse kafasındaki hayallerle kimseyi bir yerlere götüremez kardeşim Selim! Belki biz, seninle ben, kafamızdaki hürriyetle bir yere gidebilirdik. Giderdik de!...... İşte böyleydik biz canım Selim! Şimdi ne durumlara düştük ikimiz de. Sen öldün; ben de koridorlarda, anlamsız bekleyişlerin içinde ölüyorum.
Gerçekten öldün mü Selim?
Bu yalnızlık dolu koca dünyada bütün tutunamayanları öksüz bırakıp gittin mi?
Bat dünya bat!
Talih iki gözün kör olsun da piyango bileti sat!
Midem yanıyor, içkiden kurtarılacak ilk mide, Yangından kurtarılacak ilk mide. Benim midem. Benim midem.
Benim kalbim.”
Oğuz Atay- Tutunamayanlar (s. 297)
Oğuzcum Atay
Neye benziyorum acaba?
Beni kötü yetiştirdiler dostum! Güzeli ifade gücünden yoksun bıraktılar beni. Tıpkı filmlerdeki gibi diyebiliyorum ancak.
Ne acıklı değil mi?
“Ağzın tat görmesin hayat. Kandırdın beni...” -İbrahim Tenekeci
Dünya sen nasıl bir yersin, büyüdükçe daha bir çirkin geliyorsun gözüme. Çocuk gözlerimde saklıymış güzelliğin, yıllarla akıp gitti gözümden.
Olmadık acılarla karşılaşınca hemen “keşke olmasaydım, keşke yeryüzünde benim gibi bir varlık olmasaydı.” diyorum. Evet bu kadar kolay söyleyebiliyorum bunu içimden, kimse duymuyor zaten. Allah’tan başka... sen zaten biliyorsun Allah’ım. İçimi biliyorsun. Nasıl savaştığımı, mücadele ettiğimi, ve nasıl yenildiğimi sen biliyorsun. Üzerimde elinden geleni yapmış olmanın getirdiği bir rahatlık olması gerekirken, ben diyorum ki keşke olmasaydım.
Bu kadar nankörüm çünkü bu kadar nankör, bana verdiğin nimetleri görmüyorum Allah’ım. Her şeyi elime yüzüme bulaştırdım. Sevgilerimi birbirine karıştırıp ortaya sonunda dibine kadar içeceğim bir zehir çıkardım. En kötüsü Seni onda aradım ve Sen bana dedin ki o hiçbir şey. Hiçbir önem ifade etmemeli. Öyle birisi aslında yok. Hiç olmamış. Koca bir boşlukmuş benim sıkı sıkı sarıldığım. Kimsesizliğim yine bütün çıplaklığıyla önümde.
Daha iyi biliyorum artık seni Allah’ım.
Biliyorum, her büyüdüm artık dediğimde, sen “Daha değil kulum diyorsun bana, daha değil.” Biliyorum Allah’ım. Biliyorum ve seni çok seviyorum. Sadece bana biraz daha güç ver.
Sadece sana bağlı olayım, gerisine eyvallah diyeyim.
Benden berisiniz diyeyim.
Gayrısını istemem diyeyim.
Peygamberim (binlerce selam olsun) gibi seni içimde hissedeyim ve seveyim.
Öylesine olmasın ama
Çok güzel olsun, Küçücük rengarenk bir kuş gibi olsun Allah’ım pır pırr etsin ellerimde dualarım.
-laedridir, sormayınız...
“Gözümün yaşı gibi düştü gözümden dünya.”
Şem’i