Gen akışı, Melez (biyoloji) ve Yatay gen transferi
ALINTI:
Gen akışı, popülasyon ve türler arasında genlerin alış verişi veya değiş tokuş edilmesidir.
Gen akışının varlığı ya da yokluğu, evrimin gidişini temelden değiştirir.
Organizmaların karmaşıklığı nedeniyle, zaman içinde tamamen birbirinden izole olmuş herhangi iki popülasyon, bu her iki popülasyon çevreye uyumluluk açısından temel olarak aynı kalsalar bile, sonunda Bateson-Dobzhansky-Muller Modelinde olduğu gibi nötral süreçler yoluyla genetik uyuşmazlıklar ve bağdaşmazlıklar geliştirecektir.
Eğer popülasyonlar arasında genetik farklılaşmalar baş gösterirse, popülasyonlar arasındaki gen akışı, yerel popülasyondaki dezavantajlı olan özellik ve alellerin ortaya çıkmasına yol açabileceği gibi, bu popülasyon içindeki canlıların, genetik olarak uzak popülasyonlarla çiftleşmesini önleyen ve sonunda yeni türler ortaya çıkması ile sonuçlanan mekanizmalar geliştirmesine neden olabilir.
Böylece, canlı bireyler arasında genetik bilgilerin alınıp verilmesi, temel olarak biyolojik tür kavramının geliştirilmesinde önemlidir.
Modern evrimsel sentezin gelişimi sırasında Sewall Wright tarafından geliştirilen Değişken denge kuramı'nın kısmen izole olmuş popülasyonlar arasındaki gen akışı, adoptiv evrimin önemli bir parçasıydı.
Ancak, son zamanlarda Değişken denge kuramının önemine dair ciddi eleştiriler olmuştur.
CEVABIMIZ:
Yukarıdaki yazı, türlerin oluşumunu evrim felsefesine uygun fakat kanıtlara dayanmayan bir açıklama çabasıdır.
Sayın evrimcilerimizin demek istedikleri eğer türler birbirlerinden çeşitli nedenlerle izole olmuşlarsa aralarındaki farklılıklar çoğalır, bu farklılıklar aynı türden olsalar dahi çiftleşmelerine engel olur, bu nedenle yeni tür canlıların oluşmasına neden olabilir.
Sayın evrimcilerimizin demek istedikleri evrim diliyle allopatrik türleşme, tersinim dilliyle dar alanda çeşitlenmedir.
İster doğal çeşitlenme, ister dar alanda çeşitlenme olsun değişimlerin sadece ayrıntılarda olduğunu canlı genetik şablonları değiştirmediğini, değiştirmesinin mümkün olmadığını biliyoruz.
Zamanla oluşan büyük, derin, geniş ayrıntı farlılıkları nedeniyle türlerin çiftleşmemesi yeni türlerin oluştuğuna ya da oluşabileceğine kanıt olur mu?
Fakat çiftleşmenin biyolojik etkenleri kadar psikolojik etkenlerinin olduğunu biliyoruz.
Kimi canlılar biyolojik olarak engel olmadığı halde çeşitli nedenlerden dolayı aynı türün karşıt cinsiyle çiftleşmekten kaçınabilir.
Ayrıca başka tür canlılarla ilişkiye girenlerde var. Onları aynı türden mi kabul edeceğiz?
Türleri tarif ederken çiftleşip çiftleşmediklerini temel alma yerine genetik şablonların uyumlu olup olmadığını temel almanın daha bilimsel, daha akılcı ve mantıklı olacağı açıktır.
Bu nedenle türsel ayırımları gen şablon farklılıkları göz önüne alınarak yapılması daha doğru ve bilimseldir.
=













