Kitaplarımı sipariş verdim işte çalışmanın yüzde ellisi bitti.
Jules of Nature

Love Begins
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

祝日 / Permanent Vacation
todays bird

tannertan36
he wasn't even looking at me and he found me

Andulka

Janaina Medeiros
DEAR READER
Show & Tell

blake kathryn
ojovivo
Sade Olutola

pixel skylines
art blog(derogatory)

JVL
No title available

oozey mess
will byers stan first human second

seen from Brazil
seen from Finland
seen from France

seen from Brazil
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Brazil
seen from Netherlands

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
@birseyyahdurur
Kitaplarımı sipariş verdim işte çalışmanın yüzde ellisi bitti.
Heyecanlıyım, sanırım işe dönüyorum. Bir de mezun oldum. Dut yerken sonuçlarıma baktık annemle beraber, sevinçten y.ciğimin yanaklarını duta boyayıverdim. M.ciğimde bana saksı çiçeği almış. İşte en sevdiğim renk, onu mutfak masasına koydum. Çünkü daha önce bu renkteki çiçeği oturma odasına koyduğumda yeşile dönüvermişti. Sanırım çok güneşi seven cinsten değil bunlar. Hmgs için çalışmaya başlamadım henüz, evet şimdi bunun telaşesine start verdim bakalım. Kitaplar aşırı pahalı, yani hiç öyle tahmin etmemiştim. Aslında pdf kullanacaktım ama m. bunun da bir çeşit hırsızlık olduğunu söyledi. Niyeyse böyle düşünmemiştim kafama tuğla düşer gibi oldu. (buraya kadar okuyup da hmgs'yi geçen yararlandığı kaynakları tavsiye edebilecek olan var mı ki - sanki birkaç yeni hukuk mezunu hesapları takip ediyordum ama kapatıp gittiler sanırım) .
Neyse geçtiğimiz hafta o park senin bu diyar senin iyice gezdik hava aldık. Bana böyle güzel bir tatil oldu. Hatta bazı günler sadece annemle çıktık ki bu bana kız neşesinin ne kadar yerinde bi tabir olduğunu gösterdi. Tabii bazı yakınlığın getirdiği kırılmalar olmadı değil ama onu da hallettiğimi düşünüyorum. 30 yaşına gelmiş evli çocuklu bir kadın olarak halen bazı durumlara bağımlı olarak atfetmeleri beni üzüyor. Kız çocuklarının kaderi biraz bu sanırım. Belki bizim jenarasyonda. Erkek çocukları ise kendiliğinden birey oluveriyor. Delikanlı oldu mu tamamdır artık o ayrı bir birey. Aman neyse annem senin de iki çocuğun biri erkek biri kız olsun bak anlarsın beni derdi. Şimdilik anlayamadan yolumuza devam. :)
23.06.2026 //
Bugün benim doğum günüm. Bugün yeni bir çay bile demlemedim. Dün akşamdan kalan elmas çayı içiyorum. Evet acımıyor bu elmas çay nasıl oluyorsa. Y.ciğimle bi güzel kahvaltı yaptık, şeftali yedik. Daha doğrusu onun üstü başı yedi. Kıyafetleri katladım yerleştirdim son bir posta kalmıştı onları attım. Biraz da oyun derken salıncağa koyar koymaz uyudu. O en berbat doğumgünümün üzerinden bir sene geçmiş ve anladım ki tüm bu sakinlik içindeki rutin bana en güzel hediyeymiş. Teşekkür ederim Rabbim.
Açıklanmayan 4 dersim kaldı. İkisi sınırda ya kaldım ya geçtim. Hele 1 tanesi geçmem bir mucize olabilirdi. Daha gün bitmedi neden olmasın?
19 haziran 2025 //
Duygularım ne kadar karmaşıktı o gün. Yeni bir kimlik yeni bir aidiyetlik verilmişti bana. Kelimelere dökünce tükenmeyen bir his varmış artık lügatimde. Çirkin değilmiş meğer dar vakitlerde sevdiğimi söylemek.* Canım evladım, sen karış karış her yeri keşfederken ben gayretimle senin hemen yanında arkanda olacağım. Öyle temenni ediyorum Rabbimden. En çok o minik çehrendeki sıcacık gülümsemende biliyorum anneciğin olduğunu. Benim hindiba çiçeğim. Sen nasıl bu kadar güzelsin bilmem.*
'Tek başına bir vals'
Gündelik mevzularda mesleki unvanları olaylara dahil eden insanları anlayamıyorum bu biraz bana komik de geliyor doğrusu. Az önce bi tanıdığım araba ilanı vermiş akademisyenden temiz polo diye başlık atmış. Tamam da kanka ne alaka shshhs
Kahvaltı öncesi her yer her yerdeydi. Dağılmış oyuncaklar, toplanmamış yataklar, kurumuş çamaşırlar, yıkanacak kirliler, halı üzerinde kırıntılar, bulaşıklar... Bu da bir çeşit mesai işte. Y.ciğim dedim kahvaltını güzelce et beraber toplayıp süpürcez ona göre. Agu bugu dedi ne desin 11 aylık çocuk. Kahvaltıdan sonra güzelce hallettim hepsini. ona da minik bir top buldum onla oyalandı. Şimdilik benim iş yaparken onun kendince oynaması bile yardım.
Dünü düşündüm. Hazirana girdik. Benim için haziran hep yıl dönümleri. Komidinin üstüne bi kitap vardı. Unutulmuş değilde daha çok bırakılmış gibi bir hali vardı kitabın. Ne zamandır okuduğum da yok bir şeyler. Açtım kitabı ilk sayfasına mühür vurmuş. Zaten neden ilk hediye ettiğimde bu kitaba vurmamıştı diye aklıma geldi. Kadınlık işte bulurum takılacak bir yer. Muhami yazıyor mühürde, savunan demek.
Bu fotoğraflarda dünden. Çayımı kurabiyemi bulmacamı alıp parka çıktık. Salıncakta bana bakarken içim bir hoş holdu. Gülümsüyordu zaten gülümseyen bir bebek ama sanki bu sefer teşekkür eder gibi gülümsüyordu. Sanki dünyayı keşfetmesine yardımcı oluyorum da o da bundan son derece memnuniyet duyuyor. Evet evet içgüdülerime güveniyorum.
Şimdi o uyurken ders notlarını kucaklama vakti. Bana zihin açıklığı ona iyi uykular taymada hayırlı keyifli günler.
Bayram tatili bitti. Hem kahvaltı hem de akşam yemeği mesaisi bir süredir raftaydı geri indirebiliriz. Bu haftadan sonra artık final haftam, iyi değerlendirmem gerekiyor. Bi hovardalık yapıp şu doktora derslerini eksem diyorum ama bakalım. Bayramda ne zamandır görmediğim b. ile buluştuk. Yıllar geçmiş huylar değişmemiş. Ne kadar farklı karakterlerdeyiz ama gene de onunla geçirdiğim güzel günleri hep hatırlarım, anlatırım. Burada kimse kalmadı zaten görüştüğüm. İletişimde olduklarım da fersah fersah uzağımda. Bugün de bebiş görmeye karşı komşumuza gittik, bir ortak arkadaşımız da geldi o da yeni doğum yapmıştı. Bol bol kız bebeği sevdim, taze anneler olunca bol bol da lohusalık, doğum, emzirme konuştuk. Farkettim ki hepimiz neredeyse aynı hislere kapılmışız, moralimiz bozulmuş, afallamış,kaygılanmışız. Ve bu çok normalmiş. Bayramda da iki kişi 2.yimi bekliyorsun diye sordu, o kadar mı kilolu duruyorum acaba ne bileyim. Spor yapmaya ne irade ne de takatim var. Annem korse tak diye tutturdu. Aman bu badi şeyminge karşı direnicem ne yapayım. Öyle işte, sabah da m.ciğim süpriz olarak pazar bulmacası aldı bana. Keyfime keyif katmak için bekleyecem en uygun vakitte çözmeyi.
Makul olmanın sonucu olarak senden artık her konuda daha da makul olman beklenilir. Ve bu beklenti asla doyuma ulaşmaz. Seni sen yapan o küçük küçük şeylerin bile batmaya başladığını hissetmek, sana biraz olsun aykırılığın çok görülmesi canını sıktıkça sıkar. Hani vidayı sıkarsın sıkarsın da artık en sonunda yerinden çıkıp dikiş tutmaz ya. Öyle ramak kaldı.
Tivitırda gene bu erkeklerin temizlik memizlik yapmalarının erilliğini düşüreceği gibi saçma sapan vidyolara denk geldim de. Bence tam tersi ya, kendi yaşadığı yeri temizleyemen, hayatını bir kadınsız (ana eş kız kardeş) idame ettiremeyen, bir yemek yapmayı geç ısıtmadan bile geri duran, evdeki makinelerin nasıl çalışacağını bilmeyen bir adam nasıl daha eril olabilir anlayamıyorum. Bu daha çok 5-6 yaşlarında bir çocuk tarifi. ( anti parantez burda evlilik iş bölümü cart curt bundan bahsetmiyorum. Sadece bu ev içindeki geleneksel davranış kalıpları nasıl erillik dişillik üzerinden kodlanmış anlamsız buluyorum. )
Kurban bayramlarının ilk gününü seviyorum. Genelde kurban kesimi vs. olduğu için büyüklere kahvaltıya gittikten sonra eve geçiyoruz. Biz et işleri ile uğraşmadığımız için de ev de sakin ve telaşsız geçirilen bir gün oluyor hoşuma gidiyor.
Ofiste bir cumartesi nasıl geçirilir?
Bu dersin hocası aşırı anlayışlı birisi. Ama verdiği ödevi o kadar salladım ki en son dersi bitirirken bekliyorum bak diye mini bir hatırlatmada bulundu. Ama ben yapamayacağım ve sanki anlayışını suistimal ediyorum gibi pek mahcup hissediyorum. Hocam final puanından kırın ben razıyım, o ödevi yapacak güç ve zaman bulamıyorum demeye utanıyorum çünkü kırın gitsin lütfen.
Bugün günlerden mavi.
Hüzünlü bir akşamın habercisi.
Yarın yada diğer gün yola çıkacağız. Evde yapılacak bir sürü de iş var. Banyonun yıkanması lazım, kapı pencere sürekli açık inen tozların silinmesi lazım. Çamaşırlar hallolucak, hastalığı yeni yeni atıyorum bi posta nevresimler yıkanıp kuruyacak. Yoğurt yapılacak, aylardır nasıl yapacağım dediğim ödev için akşam bir iki saatim var. Neyse y.ciğim uykularda, bi çay daha içebilirim. Ya cidden şikayetçi değilim ama evde durduğumdan mıdır nedir gözüme hep halledilmesi gereken işler batıyor. Bi yerden koku geliyor, yerler alam alam gözüküyor, camdaki lekeleri saymıyorum bile. Her bayram öncesi detaylı bir temizlik yaptırayım diyorum aman şimdi randevu bulamam yoğun olur diye bırakıyorum. Benim de gönlüm yok bulmaya yoksa isteyen dağları devirir miydi neydi.
Sohbet edebilmek, heralde tüm ilişkilerin düğümü burası. İki arkadaş, iki meslektaş, karı koca, ana baba çocuk ne bileyim muhabbetin tarafları değişsede bir şeyi yürütülebilir kılan sohbet edebilmeyi bilmek. Yarıştırmadan, ilk cümlesi sorgulama olmadan, suçlamadan, neşelendiren, yerinde hüznü de veren bir liman olabilmek işte. İnsan içinde birine karşı anlatmak için heyecan biriktiriyorsa ne güzel.