will byers stan first human second
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

ellievsbear
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
KIROKAZE
AnasAbdin
hello vonnie

blake kathryn
Claire Keane
I'd rather be in outer space 🛸

@theartofmadeline
occasionally subtle

祝日 / Permanent Vacation
Lint Roller? I Barely Know Her
Misplaced Lens Cap

Andulka
🪼
Sweet Seals For You, Always
DEAR READER

seen from Poland

seen from United States
seen from Japan
seen from Brazil

seen from Canada
seen from Indonesia

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Netherlands
seen from United States

seen from India

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States

seen from China
seen from Chile
seen from France
seen from Lithuania
seen from United States
@bittitasa
dudaklarima sigara dumanini ufleyip optugu an >>
antik çağlardan kalma bir sevda bu, yunan mitolojilerinde geçmeyen türden bir ahmaklık.
okul kitaplarında okuyup inanmadığın bilgiler çokluğunda, dağlar denize paralel derler ama benim sana paralel olduğumu söylemezler. dört mevsimin yaşandığı coğrafyalar vardır ama tek senin olduğun kalpler olmaz o sayfalarda. iki kere iki dört eder ama bir her işlemde sıfır çıkıyoruz. geometri dersinde anlatılmaz güzelliğinin şekli, açıları anlatır ama anlatmaz acılarımı.
cemal süreya şiirleri anlatılır edebiyat dersinde süreya nerden bilsin ki anlatsın sende ki bulutları? o bulutların yağdırdığı yağmurlardan habersiz yaşadı ve öldü nazım. turgut uyar seni tanımadığı için tutunamadı.
hangi ders kitabında yazar bu deliliğin tanımı? hangi inanca sığar umursamayanı umur noktası yapmak ve hangi vicdana sığar senin yaptıkların?
evet antik dönemlerden kalma bir sevgi bu inananı kalmamış tek kişiyle hayata tutunmaya çalışan bir inanış gibi. kimsenin inanmadığı ama hep olmasını istediği ütopyanın başkenti gibi.
evet nenelerin anlattığı hikayelerden kalma bu belki de o yüzden inanmak istemediğin bir masal, her gece yatarken dinlemek yerine gülmeyi tercih ettiğin. bir varmışların yokmuşlara dönüştüğü ıssız sokaklar.
izleyicisi olmayan bir nuri bilge filmi gibi, herkesin övdüğü ama kimsenin istemediği sahneler bütünü.
anlatabilmek için daha kaç örnekleme lazım bilmiyorum.
dağda yaşayan bir çobanın gece düşünceleri gibi, her bulutu sana benzeten bütün koyunlarına sen diye aşık, yeşilliklerin içinde görmek istediği tek çiçeği göremeyen buz devrinden kalma bir fosil gibi. bütün dünyanın var olduğuna inanmadığı bir tutku.
bilmem kaç milyar yıldır özlemle dolup taşan özlemini ip yapıp kendini tavana asan bir ahmak.
herkes gidemez, ben hiç giden olmadım mesela. arkada bırakılan, dolmuşun son koltuğunda unutulmuş bozuk bir para gibi kimsenin almaya dahi tenezzül etmeyeceği kadar ufak.
ağaçta unutulan kurumuş bir yaz meyvesi, bir dahaki mevsim çürüyüp düşecek halde. daha kaç mevsim görebilir ki? kaç yağmur ıslatabilir yapraklarını? senin kaç sevda mevsimini görüp sağ kalabilir? kaç cümle daha yazılabilir bir umutsuz sevgiye? kaç kitap değiştirebilir kalbinin yolunu?
vay anasını sayın seyirciler dünya böyle bir ahmak görmedi. ölürken bile yatağı mezardan seni düşünebilecek bir fanatizm. hastalık zannedilen derin tutkunla ateş basarken hala benim ahmak olduğumu düşünmen çok zalimce değil mi? belki de ahmağım ve sen her seferinde dalga geçmekte haklısın. belki de aynı duyguları başkasına taşıyorsun, o zaman anlıyorsundur beni. senin onu istediğin gibi istiyorum seni. onun gelmesi için döktüğün gözyaşları kadar döküyorum sana nefesimi..
şimdi anladın mı beni?
Seninle şöyle >>>>>