Eğitimimiz ve 147
Eğitim ve öğretimin günbegün zorlaştığı, rekabetin hızla arttığı ve tartışmaların şu günlerde sistemler, müfredatlar vesaireler bu kadar hızlı değişirken öğrencilerin akılları çorba olmuş durumda iken acaba öğretmenlerimiz ne durumdalar?
Ülkemizde sağlam bir sisteme oturtulmamış bir çok şey gibi eğitim sistemimizde sallantıda ve daha önemli meseleler gözümüzün önünde sürekli aynı acınası haliyle devam ederken, eğitimde eşitliğ sağlayıcı etkenlerden olan dersanelerin kapatılma durumu bana göre şu an için gereksiz ve sonra ele alınması gereken bir hamle idi.
Özel liseler, özel anadolu liseleri, özel fen liseleri, devletin anadolu ve fen liseleri ve son dönemde özel kurumlarında boy gösterdiği "iş garantili" meslek liseleri derken tam bi okul karmaşası oluşuverdi. Düz liselerinde hızla anadolu liseleri olmasıyla artık herkesin "Bende anadolu lisesi kazandım!" diyerekten bu coşkuyu(!) yaşaması sağlandı.Aslında bu kararın herkesin "kendi sınav zamanındaki hazır bulunuşluluğunu aynı şekilde paylaştığı kişilerle" (kesinlikle "seviye" denmesine karşı olduğumu bildirmek isterim.Zira bu sınavlar zeka ölçen sınavlar değildirler, olamazlar ki bu olayın sınavıda olmaz.) aynı okullarda okuması her öğrenci için daha ideal olabilir.
Devlet okulları günümüzde sadece puan seviyesinde aldığı öğrencinin durumu bakımından özel okullarla yarışabilir durumda.Bunu itiraf etmek gerek.Herkes bilmeli ki imkanlar eşit değil.Ayrıca özel kurumlarda öğretmen kadrosunun öğrencilere olan yaklaşımı,(Bu yaklaşımın sebebini başka unsurlara bağlayabilirsiniz fakat asıl olan böyle olması gerektiğidir.Çünkü insanlık ve eğitimcilik bunu gerektirir.) ve sahiden de öğrenci odaklı olmaları maddi imkanları iyi olup bu okularda okuyabilen öğrencileri, bileğinin hakkı ile dersleri ve hocalarıyla mücadele eden, bulunduğu yere tırmanarak gelmiş öğrencilerle rekabete sokabilmek için gerek ve yeterli sebepler olarak karşımıza çıkıyor.
Ne kadar acı ki, tecrübeyle sabittir. Özel kurumlarda notlar tabiri caizse saçılmakta.Bu durumda üniversiteye girişte okuldan maksimum verim almak adına yapılabilinecek en güzel şey. Bu tutumu biz net olarak biliyorsak günümüz seçkin anadolu liselerinin "güzide" öğretmenleri neden öğrenciye not olarak 100 puan vermeyi kendisini aşağılayan bir durum gibi görür ki?
Bir diğer nokta ise her öğrencinin 4 sene sonra girdiği bir üniversite sınavı gerçeği var iken anasınıfından seçmeler türünden performans ödevleri.Kartonlara çiçekler böcekler yapıştırmalar, çıktı olmasın kabul etmemler falan filan.Zulmeden öğretmen modeli o kadar yaygın söylenmesi gereken o kadar çok şey varki.
Benim bir isteğim şu ki; MEB'in 147 hattından şikayetlenenlerin adaletsizliğe uğrayan bir öğrenciye, saygısız, sevgisiz, küstah bir öğretmene maruz kalan bir öğrenciye ne yapabileceğini söylemeleri. Ben bizzat, ne yazıkki okumuş olduğum lisemde (gariptir ama iyidirde) öğrencilerin koktuğunu, ahıra girdiğini hissettiğini ve bu türden yazmak bile istemediğim şeyleri söyleyen küstah bir öğretmene tanık olduğumdan bunu istiyorum..İlkokulda kendisinden 30, 40 yaş küçük çocukları kendisine bir yetişkinmiş gibi muhattap alarak Beden Eğitimi öğretmeni olmanın getirdiği derste herkesi boy sırasına dizme nimetinden faydalanıp, karşısına alarak "Ulan Gerizekalılar!" diyen bir bayan öğretmene tanık olduğumdan bunu istiyorum.
Evet, ben böyle insanların zulmünden korunabilmeliyim.Herkes korunabilmelidir. Bu bir haktır.Kimse kusura bakmasın.













