Beni böyle durumlar mahvetti. Güzel havaların mahvetmesine izin vermedim. Umarım Orhan Veli'nin söylediği gibi böyle havalarda istifa ederim böyle havalarda aşık olurum ve böyle havalarda şiir yazma hastalığım nükseder.
Lint Roller? I Barely Know Her
No title available
he wasn't even looking at me and he found me
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Alisa U Zemlji Chuda
will byers stan first human second

No title available

titsay
Three Goblin Art
Peter Solarz

izzy's playlists!
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Jules of Nature
we're not kids anymore.
Cosimo Galluzzi
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Kiana Khansmith
🪼
Mike Driver

No title available
seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Brazil
seen from Bangladesh
seen from United Kingdom
@boyozunbavulu
Beni böyle durumlar mahvetti. Güzel havaların mahvetmesine izin vermedim. Umarım Orhan Veli'nin söylediği gibi böyle havalarda istifa ederim böyle havalarda aşık olurum ve böyle havalarda şiir yazma hastalığım nükseder.
Ne zaman mutsuz olsam, ne zaman yanından geçip de tutunamasam zamana hep bu şiir gelir aklıma, içim dışım bu şiiri söylemeye başlar. Ne zaman bu şiiri söylesem benim hüzünlerimin de caz müziği gibi gelip geçtiğini hayal ederim hep. Belki böyle zamanlar, böyle yerlerde alıp başımı gidemem ama bir şiir hem de benden yıllar önce yazılmış bir şiir beni alıp Almanya yolcusu işçilerin bindiği trenlere götürebilir.
Gelip geçen günleri kalan sayfalara yazmak kolay olandı. Ödlek olan yazılan alfabenin yerine getirilememesiydi. Bütün kırık fay hatları üzerine kurulan hayallerimiz elbet bir gün yok olmaya mahkumdu. Yeterince dinlersek belki görmeyi de başarabilirdik içinde yaşadığımız bu zamanı. Okulların açılması ve ilk günün heyecanını farklı şeylere evirmiştik. Evirip-çeviremediğimiz her şeyle vedalaşmıştık. İçimizden hep bu son diyor yine de aynı şeyleri tekrarlamak için o anın gelmesini iple çekiyorduk. İyi niyet ve kötü niyet ortasında bir yerlerde kavrulmuştuk. Ateşimiz sadece bizi değil herkesi yakıyordu üstelik. Kırılgan kimliklerimizle verdiğimiz savaşın mağlubu olmuyordu egomuzun nazarında. Maneviyatlarımız kırık döküktü, bir tesbih gibi. 99 parça. İpi hala gergin. Kısmet ve nasip olan yolları çoktan yürümüştük. Yolun bittiğini kabul etmiyor kavşaklardan U dönüşü yapıyorduk. Havalıydık kendi yaşamlarımızda, saçlarımız savruk, kalbimiz noksan. Oysa eksen eğikliğinden tutuklanmalıydık ya da yörüngemizin yanlış tespitinden. Sırtımızı güneşe usulca dönebilirdik ama ışıkları kaybedemezdik. Yıldızlar da hep parlak ve uzaktı. Çaresizliğimiz de hep böyle bir günde gün yüzüne çıkacaktı.
bilmek istiyorum
geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum.
kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. aşk için, hayallerin için,
yaşıyor olma serüveni için bir aptal gibi görünme riskini göze alıp
almayacağını bilmek istiyorum.
ay’ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor.
kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığın, daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum.
saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum..
benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını, insan olmanın
sınırlılığını hatırlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan çılgınca dans edip coşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.
bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor. kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını; ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum.
güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacağını bilmek istiyorum.
her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek
istiyorum.
benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını; bir gölün
kenarında durup gümüş ay’a “evet!” diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum.
nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğun beni ilgilendirmiyor. keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum.
kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor. çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum.
nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. diğer her şey
bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.
kendinle yalnız kalıp kalamadığını, ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.
Mutlu anları daha çok hatırlamak.
"Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken, eskidendi, eskidendi, çok eskiden"
"Kalbim kırılmaya o kadar müsaitmiş ki bir akşam yemeğinde çıt etti. Sanki yedi mahalle duydu sesini de bir o duymadı."
İçimdeki kendime olan öfkeyi, kırgınlığı atamıyorum. Bana kalırsa insanın en büyük yenilgisi kendisine olan yenilgisiymiş.
“bir kurt bir geyiği kovalıyordu yüreğimde. geyik soluk soluğaydı, yorgundu, bitkindi. karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi. koşuyordu. koşmak kurtuluş değildi belki, ama bir ümitti. koşmalıydı.”
—
"Kalbi cam olmuşlar, arar bulurlar kendilerini kıracak taşı.
Kalbi taş olmuşlar, arar bulurlar kıracak camı.
Sen ne cam ol ne taş."
Şimdi okunmuş kitapları yeniden okuyorum. Şimdi bildik müzikleri yeniden dinliyorum. Yenmiş yemekleri yeniden yiyorum. Sevip yitirdiklerimi yeniden seviyorum. Şimdi uykusuzluğumu yeniden uyuyorum. Şimdi açlığımda yeniden acıkıyorum. Şimdi gittiğim kentlere yeniden gidiyorum. Şimdi havada uçuyor, raylarda, su yüzeylerinde, yaşama ve ölüme karşı duyduğum aynı umursamazlıkla dolaşıyorum. Tartışmaları biliyorum. Duyguları. Korkuları. Sözcükleri. Her dili anlıyorum. Anlıyor ama kavrayamıyorum.
“...kendime dökülüyorum, içime.”
-Kim Bağışlayacak Beni?, Birhan Keskin
Uzaklaşınca iyileşecek kalbim.
Yoldayım sonunda, kaçmadım ama zordu yaşamak.
ayağı kırık bir at gibi topallıyordum ortasında hayatımın ve tüfeğin icadına asırlar vardı..
Bütün defterlerimi kapattım artık. İnanma gücüm de kalmadı iyiliğe,aşka,sevdaya. Bütün mutluluklar ve sevdalar sizin olsun diyerek kapatmak isterdim oyun perdemi sıram gelince.
Şarkının "İnanılmaz değişen ben miyim? İnanılmaz bu yabancı da kim?" kısmına takılı kaldım.