..ama umarım sabah uyandığım ve aklıma ilk sen düştüğün zaman bana verdiğin mutluluğun birazını senin hayatına getirebiliyorumdur. Yüzümü gülümsettiğin zamanların yarısı kadar güldürebiliyorumdur seni. Umarım şu içime sığdıramadığım sevginin birazını sana gösterebiliyorumdur. Beceremesem bile umarım anlatabiliyorumdur.
Bilmem kaç kez denedim, yine deneyeceğim. Ne kadar senin olduğumu anlatmayı başarana kadar deneyeceğim. Alışkanlıktan çok da fazla bir biçimde içime işlediğini, kabuslarımı nasıl da en güzel rüyalarıma dönüştürdüğünü, ellerimi nasıl güvenle tuttuğunu ve bu sayede güvenmeyi nasıl yeniden öğrendiğimi anlatacağım. Birinin gözlerine baktığın zaman nasıl hem yenilgilerin en büyüğü hem de zaferlerin en yücesi yaşanabilir? Birinin gülüşü nasıl yüreğimin her parçasını aydınlatabilir? Birinin tek bir sözü nasıl olur da hayata, insanlara, en önemlisi de kendime yeniden inanmamı sağlayabilir? Nasıl bir “seni seviyorum” sözü, aşkı öğretebilir? Birkaç saat içinde bir insan nasıl delicesine özlenebilir? Yanından ayrıldığın her an nasıl tüm kemiklerin kırılıp, her parçan koparabilir? Nasıl böylesine güçlü sevilebilir?
Bunları anlatacağım, oturup, tüm işimi gücümü başka bir hayata erteleyip seni anlatacağım. Dinlemekten bıksan da, orada olmasan da, belki bir gün gidecek olsan da ben bıkmadan anlatacağım.
Seni unutabilecek olmak, varoluşumun en kötü olasılığı ve ben bu olasılığı çürütmek belki kendimi günden güne öldürmek pahasına da olsa;
vereceğim son nefese kadar ben seni anlatacağım.


















