ama sen hep gidendin, hep vazgeçendin. sen biraz korkaktın. bizi bitirendin.
Mike Driver

oozey mess
official daine visual archive
he wasn't even looking at me and he found me

izzy's playlists!
No title available
macklin celebrini has autism
ojovivo
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
tumblr dot com

pixel skylines
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
$LAYYYTER

tannertan36

@theartofmadeline
Claire Keane
KIROKAZE

No title available
𓃗
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Canada
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Italy
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Colombia

seen from United States
seen from United States

seen from Vietnam
seen from Brazil
seen from Suriname
seen from Brazil
seen from United States
seen from Philippines
seen from United States
@candryan
ama sen hep gidendin, hep vazgeçendin. sen biraz korkaktın. bizi bitirendin.
ekim ayında, daima güzel günlerimiz olacak.
hapisane müdürü geçen gün bana, “evli misiniz?” diye sordu. ben de “nişanlıyım” dedim. nişanlım benim. yüzüğünü kalbimde taşıdığım, kalbime geçirdiğim sevgili. sana öyle hasretim ki…seni, seni, seni ve memet oğlumuzu doya doya kucaklarım.
doğum yeri neresi, kaç yaşında sormadım. düşünmedim. bilmiyorum. dünyanın en iyi kadını, dünyanın en güzel kadını, benim karım. bu bahiste realite umrumda değil.
nazım hikmet.
karıcığım, sen meğerse nasıl her şeyimmişsin benim…seni sevmek benim içimde, toprağı, suyu, güneşi, hayatı ve fikri sevmekle birbirine karıştı. sen ciğerlerimdeki nefes, gözlerimdeki ışık, kalbimdeki çarpıntı ve beynimdeki düşünce gibisin. neyi düşünürsem seni düşünüyorum. neyi görsem seni görüyorum.
gemilere sığınan dalgalar gördüm. güverteden sarkan yağmurlar. dalgalara tutunan oltalar. ağustos'a sarılsam bu denli kavrulmam. bir papatya yakaladım bugün saçlarından. kanatlarından eksilttim kaç kalırsa. ona yeşili sordum, bir kelebek soldu. bir nehir gördüm kıyısı yorgun. bir yara tanıdım bugün sızısı boldu. bir çığlığa karıştırdım tınısı doygun. kirpiklerinde uçuşan yüzsüz mürekkepken bugün bir gözyaşının kıyısı oldum. sonra sordum: bir valiz en fazla kaç şehir görebilir? kaç asfaltı sesinden tanıyabilir? hâlbuki bir valiz kaç ayrılık taşıyabilirse ancak o kadar yol aşılabilir. bir papatyayı bileklerinden öpmek. isterken nisan sinekleriyle ölmek. sinirle dudaklarını dişlerken kırılmasın diye kelimelerini bile ikiye bölmek. şuan sana yazarken dahi sigaramı kalemle aldatıyorum. başı yanık kibritimi ağlatıyor bu. mutlu ol demen olmamı sağlamıyor. sus! şimdi cüzdanımda başka saçlar kol geziyor. bir hikaye yazıyorum altında öznesi yok. bir sultan tarafından fethedildim ve yine bir duayla tanrı'ya sevk edildim. haklıydın, insan acısıyla ölemiyormuş. dahası affetmiyor işte önünden döneni, yol. ve seksen mevsim sonra anladım ki perdeler sigara kokuyorsa baharın önemi yok.* anlatamam. bir kargayı sırf çirkin diye ağlatamam. sözlerimi kör ettin diye bu sağırın kulaklarını sana bağlatamam. kendine gel! ben vazgeçmeye bile değmem. sırf poyraza göğüs gerdi diye bir martıya boyun eğmem. bu kadehin yarısı dolu derken diğer yarısının mürekkep dolu olduğunu bilmeyen seni sevmem. bugün bir nergisin dirseğine değdim. mavi paltomla senden çok yara taşıdığımı bilmesen de değdi.ve bu ara duman kokulu rüzgarlar çarpıyor yüzüme. beş mayısı tattığımdan beri ağustos'da güzüm hep. sonra elimde bir ortaköy, bir zıvanasız kent kaldı. onun da yarısını siyah küllüğüm aldı. bir serçeye tutundum kanadını kokladığım. gülün hesabını veremem dalına konmadığım. genzimde nikotin solgunluğu. gördüm haziran'da güneşin donduğunu. örümcek ağlarına tutunan duvarlar tanıdım. sonra post-itlere yakıştıramadım adını. kadehlerden başkasının konuşmadığı masalar tanıdım. onca şişeye sığmayan akşamlar. cümleleri bitirmeye kıyamayan noktalar. hepsini toplasan aklımdakinin yarısı etmez. ve noktaları hiçe sayan cümleler. mürekkepi kısrak eden şiirler. başka gidecek yeri olmayan dilimden. medeti cevap olan birinden.sanki avuçlarımı kirpiklerine yaslasam saçlarının hatrı kalırdı. sigaramın dumanı dahi ardıma saklanırdı. sanki bataklığımdan çıksam göğe saplanırdım. nihayetinde anlıyorsun kimsen kalmadığında. yanı başında kalan hiç kimse bir işe yaramadığında. basmaya tenezzül etmediğin kaldırımlara sarılıp ağladığında. birinin içinde hiç kalmadığında. insanlar buz kesildiğinde anlıyorsun, kimse annen gibi yanmadığında. umudunu dengin bulmadığın bir gökkuşağına bağladığında anlıyorsun. sonunda anlıyorsun. en sonunda. anlıyorsun.
müptezel kaltak
I could kiss her all day.