Sonra için vakitler
.
Bekliyoruz… En doğru zamanı, cümlelerin tamamlanmış halini, insanların hatırına düşmeyi.. Sonrası için geniş zamanlar dileyip her gece yüzünü düşleyerek uyuduğumuz, kulağımızda sesi muntazaman kalan sevdiğimizin gelmesini bekliyoruz. Gitmek için cesaret edemiyoruz. Şaşırtıcı bir ürkeklik ve tedirgin bir sabırla gelsinler istiyoruz. Sitemlerimiz yüksek sesli değil, kavuşma umudumuzu bastırdığımız gibi sitemlerimizi bastırıyoruz. “ Niçin gelmedin, niye sormadın, ne zaman gittin?” diyemiyoruz. Sevgilerimizin, sitemlerimizin, umutlarımızın sesi kısık… Hem bekleyip hem gitmiyoruz. Beklediğimizi söylemiyoruz.
Bu kendi kendine bekleme ve erteleme hali attığımız her adımda ayağımıza dolanıyor. Hani o isimlendiremediğimiz iç sıkıntısı, boşlukta sallanma hali… Aidiyet eksiklikleri, varoluşsal sancılar her biri sonraya ertelenen bekleyişlerin ruhumuza bıraktığı izler…
Ertelendikçe sevgiler, gidilecek yerler, görülecek insanlar, söylenilecek cümleler izlerimiz derinleşiyor. Kafamızın içindeki sesle dilimize gelen cümleler birbirinden uzaklaştığında oluyor ne oluyorsa… Yüzündeki tedirginliği sahte gülüşlere saklayan yalancılar oluyoruz. Tamamlanmamış cümlelerin yarım kalan hevesleri oluyoruz.
Şimdi kalabalığız… Sevdiklerimizin yüzü çoğunlukla avucumuzun içinde. Gözlerimizde umut ve tedirginlik kol kola. Sonrası için korkuyoruz. Çünkü muhakkak her son, bir gideni ve bir kalanı bırakıyor. Sonrası için ayırdığımız vakitlerin hiç bir zaman gelemeyecek olma ihtimali işte o, ara ara iç sızlatan ismi belirsiz hissin müsebbibi oluyor. Korkuyoruz, cesaretleniyoruz, ağlıyoruz, gülüyoruz… Karalar bağlayacakken bir küçük rüzgara içimiz okşanıyor. Rüzgar aynı ama herkesi başka uçuruyor, güneş aynı ama herkesi başka yakıyor. Aynı olan tabiatın sonrasına ayrılan vakitleri yokken biz insanın ne çok sonrası var.
Belki sonra, sonra görüşürüz. Şimdi hep sıkışık, zamansız… Sonrası ise hani o geleceği bile olmayan sonrası geniş zamanlar içeriyor.
Sonra için belirsiz geniş zamanlar, şimdi için ivedilikli yaşanmışlıklar buyuruyoruz kendimize ve sevdiklerimize.











