“Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak, halbuki biz sussak tarih susmayacak, tarih sussa, hakikat susmayacak.”
— Sezai Karakoç (via umutlarimparamparca)
Claire Keane
h
noise dept.
will byers stan first human second
Cosmic Funnies

❣ Chile in a Photography ❣

Product Placement
Jules of Nature

JVL
Misplaced Lens Cap

tannertan36
taylor price
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Love Begins

Kiana Khansmith
Sade Olutola
cherry valley forever
ojovivo

shark vs the universe
Cosimo Galluzzi
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Slovakia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Spain
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Australia
seen from France

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from United States
@caputdraconiis
“Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak, halbuki biz sussak tarih susmayacak, tarih sussa, hakikat susmayacak.”
— Sezai Karakoç (via umutlarimparamparca)
“Bir sabah, sen de benim kadar ölmüş uyan.”
*Umay Umay
Eğer siz de her geçen gün negatifleşen, insanlığa olan inancını yitirenlerdenseniz bu fotoğraflara göz atmanızda fayda var…
our RWBY cosplay from the last con
‘‘I do love war does that count’‘
Yedi Numara
Haydar – “Üzerinde çalıştığım proje bitmek üzere biliyon mu?”
Armağan – “Ne güzel. Bazen senin yanında kendimi işe yaramaz hissediyorum. Biz dersleri zar zor yetiştiriyoruz bir de sana bak.”
Haydar – “Sana bir hikaye anlatayım mı?”
Armağan – “Hıhı”
Haydar – “Bir sucu boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronunun evine giden uzun yolu dolu olarak tamamlarken çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş.”
Armağan – “Ben çatlak bir kovayım. Sevdim. Devam et…”
Haydar – “Bu durum iki yıl boyunca böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece bir buçuk kova su götürebilirmiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken zavallı çatlak kova, görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan utanç duyuyormuş. Bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş. “Kendimden utanıyom ve senden özür dilemek istiyom.” “Neden?” diye sormuş sucu. Kova cevap vermiş…”
Armağan – “Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum ve benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun… Ben çatlak bir kovayım! Ben çatlak bir kovayıııııım!”
Haydar – “Devamını dinleyecek misin? Sucu demiş ki. Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyom. Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu, diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi? Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün ırmaktan dönerken sen onları suladın. Ben de bu güzel çiçekleri toplayıp patronumun evini süsleyebildim. Geçtiğin her yerde çiçek açtırıyon, hiçbir şey yapmasan da olur.”
Dışarısı sürekli kusuyor seni; evin içi aile bile değil.
Yanlış seviliyoruz bir yerlerde,başımız çok ağrıyor.
Varlık gösterebilmek için,önce olmayı bekleyenler;
içlerindeki sıkıntıyla yapayalnız kalıyor.
‘’Önce bayanlar’’ diye bağıran manifaturacı,
kadının numarasız koltuğuna mütemadiyen kılıf uyduruyor.
‘’Bayanlar önden’’ derken yer gösterici,toplumun özrünü diliyor.
-Kabul edilmedi- Sonra film başlıyor.
Çocuklardan kimse af dilemiyor.
"Tanrı bize kanat verir Mide verir Uçabilir, ya da kusabiliriz."
Armağan : Diyelim yaşlanıp elden ayaktan düştük. Haydar : Benim elim ayağım tutuyorsa ben sana bakarım. Armağan : Doğru.Karşılıklı tir tir titreyen iki moruk da olabiliriz. Haydar : :) Armağan : Karşılıklı tir tir tirreme fikri hoşuna gitti galiba. Haydar : Yok, o değil. Armağan : Ya ne ? Haydar : Beraber ihtiyarlayacağımızı düşünmen hoşuma gitti… Yedi Numara…
1993 Sivas Katliamında, Madımak Oteli'nde yakılarak öldürülen karikatürist Asaf Koçak'ın karikatürü.