Umudun psikolojisi devreye girdiği zaman... insan var olan bütün kapasitesini kullanmaya başlıyor...
$LAYYYTER
Xuebing Du
Cosimo Galluzzi

JVL
Sweet Seals For You, Always

No title available
Monterey Bay Aquarium

blake kathryn
Not today Justin
I'd rather be in outer space 🛸
trying on a metaphor
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
styofa doing anything
Jules of Nature
No title available

ellievsbear
occasionally subtle
Cosmic Funnies
art blog(derogatory)

Andulka

seen from Russia
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from United States
seen from Brazil

seen from United States
seen from Italy
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Indonesia
seen from Netherlands
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@caykolik53
Umudun psikolojisi devreye girdiği zaman... insan var olan bütün kapasitesini kullanmaya başlıyor...
Bir taksici abimizin yaşadıkları....
Gece saat 02.00, taksi durağına bir abla geldi. ‘’Abi ne olur çocuğum çok ateşli, bizi hastaneye götürsen ateşi düşer belki. Ama cebimde sadece 7 TL var, söz çalışır öderim iki güne kadar’’. Zaten iş de yok, siftah etmedim. Var bundan da bir hayır diye düşünüp, hemen atla abla yetişelim hastaneye dedim. Çocuğun sesi beni bitirdi. İnliyor garibim, o inledikçe bende gaza daha da yüklendim. Acile yanaştık. Ben kimliğini aldım, kayıt yaptırdım. Anne odaya geçti. Doktor çok acil müdahale etti. Serumlar, iğneler derken meğer çocuğun nefesi kesilmek üzereymiş, biraz daha geç gelsek ölebilirmiş. Doktor hanım öyle dedi. Tam 4 saat annesi ayakta bekledi. Bir defa olsun ne bir yudum su içti, ne de nefes aldı sanki. Aslında benim işim bitmişti. Ama nedense çekip gitmek içimden gelmemişti. Baktım yüzüne annenin bir ara, ne kadar da benziyordu benim vefat eden Nuray ablama. Neyse çıktık tekrar yola ,çocuk iyi olunca sabaha. Önce ilaçlarını aldım eczaneden, sonra evlerine geldik. Yorgun olduğu için annesi ben aldım çocuğu kucağıma içeri kadar taşıdım. Şöyle bir etrafa baktım. Nasıl yani, şimdi bu ev mi? Tek bir oda var, ikincisi yok. Bir yatak var, çocuğun ki yok. Küçük tüp var, 4’ lü ocak yok. Çeşme var, su yok. Tencere var, ama buzdolabı yok. Ekmek var, ama bir litre sıvı yağ yok. Abla dedim, sen nasıl bu hale geldin? Eşinden kaçmış, bu eve sığınmış, cebindeki para ile ilk kirayı yatırmış. Ev sahibi de yaşlı teyzeymiş acımış, kendinden bir yatak, bir halı ve küçük tüp vermiş. Çalıştıkça eksiklerini alırsın demiş. Abla anlattı her şeyi: ‘’Abi 7. günüm bu evde. 45 TL param vardı o da bitti istemesem de. Evlere temizliğe giderim, gerekirse 100 değil 50 TL isterim. Allah’ın izni ile geçinir giderim. Mesela ilk sizin evi temizlerim. Sen sabaha kadar işinden oldun, bende böylece sana olan borcumu öderim. Yeter ki iş verin bana, vallahi dilenci değilim ben asla. Sadece tutunmaya çalışıyorum bu hayata’’. O arada ev sahibi yaşlı teyze geldi. Elinde bir tabak yemek ve iki ekmek var idi. Yazık, o da yardım etmeye çalışıyor, yaşı belki 80 elinden bu kadar geliyor. Abla da çok kültürlü, ayrıca konuşurken yüzüme bakmıyor, iffet sahibi. Ben aslında taksici değilim. Geçen ay işten çıkarılmış idim. Çalıştığım firma kapandı. Benim gibi 11 kişi işsiz kaldı. Cebimde de 2.900 TL para var. Kızımın biriktirdiği de içinde, ona bilgisayar alacağım. Bugün doğum günü de. Akşama almam da lazım. Ama nasıl bırakayım şimdi bu abla ve çocuğunu da? Ellerim titrese de, kulak verdim içimden gelen sese. Zar zor ikna edip ablaya verdim ikibin TL. Gitti bizim bilgisayar parası. Hanımda anlamayacak kızacak, çocuğunda ağlaması cabası. Ne yalan söyleyeyim. Evden çıktım ama içimde pişmanlık tavan yaptı. Koltuğa oturup, kontağı çevirmeden önce ‘’Allah’ım dedim. Sen gördün her şeyi, sana teslim ettim emaneti. Sen her şeyi bilensin, bana bir çıkış yolu gösterirsin’’. Bütün duam bu kadardı. Moralim sıfır arabayı teslim etmeye dönerken telefonum çaldı. Bizim işten çıkarılan ağabeylerden olan Mustafa abi aradı. ‘’Müjdemi isterim,1.5 iskenderi de yerim. Vedat kardeşim. Müjde tazminatlar hesaba yatmış. Ben çektim, sende git çek dedi.’’ Benim tazminatım tam 27.000 TL idi. Çektim, bilgisayarı da hediye paketi yaptırdım. Elime sığacak kadar her şeyi de aldım. Yarın ablaya ilk işim buzdolabı almak olacak. Biliyorum Allah bana da yeni bir iş kapısı açacak…
Küçük Myris burnunu belirgin bir şekilde büzerek, "Güzel göz deyince ne anladığınızı öğrenebilir miyiz?" diye sordu. .. Demokritos şöyle cevap verdi: "Güzel göz deyince, içinde güzel bir ruhun pırıltıları bulunan gözü anlıyorum."
EnBaba evde kızlarının bakımını üstlenmiş bir baba. Aile olarak nasıl daha az tüketmeye çalıştıklarını anlatıyor. Her hafta yeni bir hikaye için bu linkten k...
"Sanki çok ömrümüz var gibi, beklemeyi öğretiyor bize hayat."
Dünyayı Değiştirme, Dünyan'ı Değiştir!
Sistem aslında basit işliyor. Birbirlerine çarpa çarpa ilerleyor insanlar. Ya yara alıyorlar ya da haz... Sadece bunun bir dengesi olmalı: Basit bir al-ver dengesi... Hayat; siz adalet hayal ettiğinde adil, mutluluk hayal ettiğinizde mutlu görünür. Mutluluğun ise formülü kendinize saygılı, sevgi dolu ve adaletli davranmanızdan gelir. Bunu sağlamanın yolu ise çok basit: Değişmek! Parmak izlerimiz kadar algılarımız da farklı bu dünyada. Bu yüzden değişmeye kendinden başlaman gerek. Bugüne kadar hayatınızı bu şekilde güzel idame ettiriyordunuz ancak bir şeyler ters gitmeye başlıyorsa ilk yapavacağın hamle kendini değiştirmek olmalıdır. Bunu yapabilmek için ise önce değişime açık olmalı, sonra atalet (üşengeçlik) duygusundan arınmalı, daha sonra ise kararlı bir şekilde değişime ayak uydurulmalıdır. Sen değişince dünya değişir. Yeter ki değişmeyi iste!
iki twit buldum böyle. paylaşmak istedim. goygoyunu yapıyorlar komik ama bu bayram ziyaretlerinde bilhassa çocukları rencide ederek sordukları sorular akraba ve tanıdıkların, harbiden birçok insanı bayramdan soğutuyor. okulu daha bitirememiş bir çocuğa iş evlilik gibi NASİP gerektiren şeyleri hayvan gibi sorunca karşıdakini rencide edince sadece günaha giriyorsunuz. SENİN KENDİ KAFANLA KENDİNCE ANLADIĞIN SİYASETİ allahın emriymiş gibi anlatınca sadece boğucu oluyorsun. bir kişiyede YA HU EVLADIM GÖNLÜN DARDAMIDIR İYİMİSİN BİR DERDİN VARMIDIR diye sormazlar. fe eyne tezhabun.. iblis akrabalar geçidi = bayramlar
*ailesi akrabası çiçek gibi olanlar dediklerimi anlamazlar. size sadece ne kadar nasiplisiniz kıymet bilin deriz. inş hiç anlamazsınız.
glysunflower
Sosyal medyada kendilerinin ve çocuklarının fotolarını, evlerinin en mahrem yerlerini rahatça paylaşan özellikle başörtülü kadınları görünce açıkçası en çok onların kocalarına kızıyordum. “Hanımlarını nasıl kıskanmıyor, bu alenen teşhire nasıl müsaade ediyorlar” diye düşünüyordum. Taa ki geçen gün, bir beyefendinin yazdığı maili okuyana kadar…
Beyefendi mailinde: 20 yıllık evli olduklarını, daha önce eşinin internetle hiç alakâsının olmadığını, fakat son zamanlarda facebook ve instagram hesabı açtığını yazmış ve şöyle devam etmiş: “Eşim açtığı hesaplarda kendi resimlerini paylaşıyor. Hep farklı kıyafetler istiyor. Artık devamlı aşk şarkıları dinliyor. Müstehcen içerikli klipleri izliyor. Sık sık benim kıyafetlerimi, saçımı acımasızca eleştiriyor. Yapma desem kavga çıkıyor. Hediye almıyorum diye bana tavır yapıyor. Oysa biz çok mutluyduk. Elimden geldiğince onu rahat yaşattım. Şimdi neden böyle oldu anlamıyorum ve çok üzülüyorum”
İşte bu da kadının erkeğe olan şiddetinden bir tanesi…
.
Sosyal medya maalesef kadınları da erkekleri de dipsiz ve acıtıcı bir girdaba doğru sürüklemeye devam ediyor.
Sadece evini, kıyafetlerini paylaşarak fenomen olmaya çalışan kadınlar toplum için tehlikeli bir hâl almaya başladı.
Her gün başkalarının makyajlı yaşamlarını takip ederek, kendi hayatından, eşinden, evinden nefret eden, eşine olan saygısını yitiren kadınların sayısı gün be gün artıyor…
.
Bu yaranın tespiti çok kolay olsa da çözüm noktasında ben de tıkanıp kalıyorum. Bize anlaşılmaz çözüm önerileri sunan evlilik terapistleri, sosyal medya uzmanları değil, varlıkta da, yoklukta da saygı ve sevgiyi azık edinmiş, bir yastıkta bir ömür geçirmiş, sık sık nasihatleriyle besleneceğimiz ağzı dualı Zarife Ana'lar, görmüş geçirmiş çileli Ali Amca'lar lazım… Hem küçüklere, hem büyüklere tevekkül ve kanâat dersleri vermek, “Küçük şeylerle mutlu olma” , “Karşılıksız sevme” “Yaradılış gayesine uygun yaşama sanatı” adı altında kurslar düzenlemek lazım… Yoksa korkarım, toplum olarak, bu ağır ve çirkin yükün altından kolay kolay kalkamayacağız…
|Cahide Sultan
Mucize beklemeyin siz mucize olun...
Mutluluğun resmini çizecek olsaydınız ne çizerdiniz? Kariyer mi... aşk mı... saygı görmek mi... sevmek mi... sevilmek mi... başarmak mı... yoksa birilerini yok etmek mi... nedir senin hayalindeki resim... neyin eksik... mutluluk, eksik birşeyleri tamamlamak mıdır... yoksa gelecekteki hedefler mi...
Hayalleriniz değil, hedefleriniz olsun....
İktidar, iktidara düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayanlara verilmelidir...
Bazen denemeler okul olur hatalar öğretmen....
En son ne zaman yeni bir şeye karar verdin? Birilerinin fikirleri neden bu kadar etkiliyor seni? Neden onların cetveli ile ölçüyorsun, her doğrunu, her umudunu, her hayalini? Başkalarının yıllardır zehirlediği senden kurtulmak lazım. Yumurtadan çıkman lazım. Tüm D&R mağazalarında.
En son ne zaman yeni bir şeye karar verdin? Birilerinin fikirleri neden bu kadar etkiliyor seni? Neden onların cetveli ile ölçüyorsun, her doğrunu, her umudunu, her hayalini? Başkalarının yıllardır zehirlediği senden kurtulmak lazım. Yumurtadan çıkman lazım. Tüm D&R mağazalarında.
En son ne zaman yeni bir şeye karar verdin? Birilerinin fikirleri neden bu kadar etkiliyor seni? Neden onların cetveli ile ölçüyorsun, her doğrunu, her umudunu, her hayalini? Başkalarının yıllardır zehirlediği senden kurtulmak lazım. Yumurtadan çıkman lazım. Tüm D&R mağazalarında.