KIROKAZE
Xuebing Du
RMH
d e v o n
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Mike Driver
h
almost home
wallacepolsom
tumblr dot com

ellievsbear
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
sheepfilms
Not today Justin
Sade Olutola
Jules of Nature
One Nice Bug Per Day
Peter Solarz
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Sweet Seals For You, Always

seen from United States

seen from Lithuania

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Pakistan

seen from Mexico
seen from Jordan

seen from Venezuela

seen from Italy
seen from United Kingdom
seen from Brazil
seen from Thailand

seen from United States
@ciplakayakdusler
Seviyorsun diye sana kitap kağıdı getirmiştim yıllar önce. Hatırladın mı? Hatırlatayım dedim. Hani aklına gelmediyse gelsin diye. Lazım olur, aklında bulunsun.
Murat Uyurkulak’ın bir söyleşisinden, ”içine kapanık mısın?” sorusuna verdiği cevap…
”…
Valla ben dışarıdan görmüyorum kendimi. (gülüyor) zaten nasıl olduğumu bilseydim, sanırım daha olgun, daha hayatı beceren biri olurdum. daimî bir çocukluk halinde yaşadığımı biliyorum sadece. aslında o kadar da içine kapanık biri değilim. muhabbetçi bir insanım ben. muhabbetçiliğim, rakı içtiğim zaman tutuyor tabii. hayatta en sevdiğim şey, masa donatmak, güzel mezeler eşliğinde içki içmek. çok imrenirim, dostlarını arayıp soran, dost teşkilatı halinde yaşayan insanlara. dünyanın öbür ucuna gitse bile bağını koparmaz, yaş gününü falan unutmaz, kutlar. benim hayatım arkadaş öğütmekle geçti. ben onları öğüttüm, onlar da beni. çok sevdiğim dostlarım oldu, ama sürmedi. onlardan çok özlediklerim var, ama dönüp dolaşıp kendi içime kapanıyorum. profesyonel olamamak, daimî çocukluk, daimî bir amatörlüğe yol açtı bende. daimî bir acemilik yani. pazarlık yapamam, paramın üstünü isteyemem, yöneticilik yapamam, borç isteyemem… hasan ali toptaşın kitaplık dergisine verdiği bir röportajda söylediği sözler beni göçertmişti: ben muzaffer edayla gezen, bir yere kendinden emin giren, hayata tepeden bakabilen, daimî komutan ya da daimî şövalye edasıyla gezen kadın ve erkekleri gördüğümde gözlerime inanamıyorum… diyordu. çok fazla neşeden ve çok fazla üzüntüden kaçmaya eğilimliyim, hemen panik oluyorum. toptaş aynı röportajda, halk dansları topluluğunun gösterisine gidişini anlatırken aynen şunu söylüyor: sahneye çıktılar, ortalığı öyle bir neşeye boğdular, öyle bir şenlik yarattılar ki, yumruklarımı dişlerime bastırdım ve ağlamaya başladım. yani hiçbir zaman sahip olamayacağın ve o yüzden de asla inanmadığın bir neşe… böyle bir şey. hep bir bıçağın sırtında yaşıyorum yani. ağız dolusu gülemiyorum, ulan amma ağladım, dibine kadar ağladım şeklinde ağlayamıyorum. tam bir kasılma hali. tutulma, felç durumu..
Ertelenmiş bir hayal... Zaman gerçekten acımasız!
Nefes alabilmek, yaşayabilmek için...
Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya: Olanlar oldu tanrım Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!
Didem Madak
Erol Mutlu- Aldı Dert Beni
Bence kar taneleri dans ediyor...
Uzun zamandır kımıldamamayı, dünyayı çılgınlığı ile baş başa bırakmayı alışkanlık edinmiştim.
Cesare Pavese
Acıları tazelemekle geçen geceler var. Bir türlü uyunamayan...
https://www.youtube.com/watch?v=rwPLXRHseBE
Buralar çok sıkıcı! Arada mektup gelse diyorum hani, çok güzel olurdu...
Yağmurun tanığıydın, şu ellerinle Şimşeği yuvasına zorluyordun Seni tanıdığımda Gülümsüyordun
Salih Bolat
Günaydın'sız kaldım, umutsuz! Farkında mısın?
Susmak yalnızlığın anadilidir Ömür Hanım, şiiridir, beni konuşmaya zorlama ne olur. Sözün sularını tükettim ben, kaynağını kuruttum. Geriye bir büyük sessizlik kaldı yüreğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük... Yalnızım Ömür Hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi karanlıklar içre, öyle yitik öyle üzgün, yalnızım... (Şükrü Erbaş)
Zor cümleler...