Bazen bazı şeylere veda edersiniz ya da etmek zorunda kalırsınız Hayatın akışı, siz istemeseniz de ayrılıklara götürür. Alıştığınız bir sokaktan, sevdiğiniz bir insandan, belki de uzun süre taşıdığınız bir duygudan… Vedalar çoğu zaman acıtır, çünkü geride bıraktıklarınız aslında sizin bir parçanızdır. Ama aynı zamanda öğretir de;
büyümeyi, kabullenmeyi, devam edebilmeyi.
Her veda, yeni bir başlangıcın sessiz habercisidir. Kimi zaman gözyaşıyla, kimi zaman sessiz bir tebessümle yapılır. Ama sonunda şunu hatırlatır:
Gitmek, her zaman kaybetmek değildir. Bazen gitmek, yeniden kendini bulmaktır.
Atmaya kıyamadığınız, bakınca içinizin ferahladığı her şeyi bir bir atmak zorunda kalırsınız. Bakmaya doyamadığınız fotoğrafları, videoları, cüzdanınızda sakladığınız otobüs biletlerini, aldığınız ve almayı düşündüğünüz hediyeleri, bir cafede sadece kalp şeklindeki ıslak mendilleri bile biriktirirsiniz ona vermek için ama onları dâhi atmak zorunda kalırsınız. Sanki daha önce o fotoğraf ve videolar çekilmemiş, o otobüse birlikte binilmemiş, o yemek birlikte yenilmemiş, o şaraplar birlikte içilmemiş gibi...
Hepsi koca bir anı yığını olarak sizde kalıyor. Ve sevginizin size bıraktığı yük. Siz kıyamadığınız için, sevdiğiniz için 'affettim ya ben onu' deseniz dâhi inanın Allah affetmiyor. Kalbin affetmiyor. Sonra bir yerleri pişmanlık sarıyor aslında senden giden bir süre sonra 'Aa ben ne yaptım' diyor. Ama her şey için geç oluyor çünkü bir defa bitince bitiyor işte.
Neyse Allah sevginizi ziyan etmeyecek insanlar çıkarsın karşınıza...