PHP,Wordpress,Ajax ve JQuery'e son derece hakim bir programcı olarak bazı firma ve kuruluşlara aşağıdaki konular dahilinde freelance olarak hizmet veriyor.
Doug Jones

blake kathryn

PR's Tumblrdome
art blog(derogatory)
macklin celebrini has autism
No title available
EXPECTATIONS
Xuebing Du
KIROKAZE
Keni
untitled

No title available
🩵 avery cochrane 🩵
Jules of Nature
No title available

No title available

❣ Chile in a Photography ❣

titsay

@theartofmadeline
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

seen from Lithuania
seen from Saudi Arabia
seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from Canada

seen from Israel
seen from France

seen from Germany
seen from Brazil
seen from Mexico

seen from Russia
seen from United States
seen from Türkiye

seen from China

seen from Netherlands
seen from Ukraine
seen from United States

seen from South Korea
seen from Ukraine
@cthaber
PHP,Wordpress,Ajax ve JQuery'e son derece hakim bir programcı olarak bazı firma ve kuruluşlara aşağıdaki konular dahilinde freelance olarak hizmet veriyor.
PHP,Wordpress,Ajax ve JQuery’e son derece hakim bir programcı olarak bazı firma ve kuruluşlara aşağıdaki konular dahilinde freelance olarak hizmet veriyor.
Berkin Elvanın cenazesine katılan bir grup, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait itfaiye aracının sürücüsünü dövdü.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde de Türkiye ve dünyada, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor. Iğdırın Mürşitali Köyünde yaşayan evli ve 2 çocuk annesi 21 yaşındaki Alime Yarşi, tabanca ile vurulmuş olarak bulundu ve hastaneye kaldırılırken öldü.
ct haber son dakika haberleri başlıkları
haber başlıkları,son dakika haberleri
http://cthaber.com/video-izle/git-ferhat-gocer/10
Güncel Haber Sitesi. Son haberler, Spor, Güncel, Teknoloji, SaÄlık, Otomobil, Magazin, Ekonomi, Dünya, Politika Haberleri
New Post has been published on CTHaber
New Post has been published on http://cthaber.com/bilgisayarlarin-hizi-100-kat-artacak.html
Bilgisayarların hızı 100 kat artacak
Bitlis Eren Üniversitesince (BEÜ) hazırlanan “Bükümlü Ultra Hızlı Işınların Nano Materyaller Üzerindeki Etkisi” adlı proje ile bilgisayarlarda bilgi okuma ve yazma hızının artırılması hedefleniyor.
BEÜ akademisyenleri, TÜBİTAK tarafından desteklenen projeyle gelişmekte olan bilgi işlem teknolojisine değer katmak için üniversitenin ileri araştırma laboratuvarındaki çalışmalarına devam ediyor.
Öğretim üyelerinin hazırladığı “Bükümlü Ultra Hızlı Işınların Nano Materyaller Üzerindeki Etkisi” adlı proje ile nano teknolojiden yararlanılarak üretilecek malzemenin bilgisayarın hard diskine yerleştirilmesiyle bilgisayar teknolojisinin ve özellikle manyetik disklerdeki bilgi yazma ve okuma hızının 100 kat hızlı hale getirilmesi planlanıyor.
BEÜ Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve Proje Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Koray Köksal, yaptığı açıklamada, projeyle bilgisayar teknolojisini ve özellikle manyetik disklerdeki bilgi yazma ve okuma teknolojisini 100 kat daha hızlı hale getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Nano teknolojide yüksek kalitede malzeme üretildiğini vurgulayan Köksal, şöyle konuştu: “Özellikle bu alanda moleküler ve yarı iletken yapıların son teknolojiyle geliştirilmesi mümkün. Projede deney dışında teorik çalışmalara da çok önem veriyoruz. Çünkü deneysel kısmı destekleyen teorik kısım bizim için önemli. Tasarımlarımızda nano boyutta malzemelerin çok yüksek kalitede üretilebileceğine dair teorik hesaplamalar yapıyoruz. Hesaplamalar sonucu gördük ki nano boyuttaki herhangi bir malzemeye çok hızlı ışık gönderebilirsek bu malzemenin içindeki elektronları veya parçacıkları kontrol edebiliriz. Bunlar kontrol edilebilirse şu andaki bilgisayar teknolojisinin yaklaşık 100 katı kadar verimlilik elde edebiliriz.”
“Nano boyutta malzemelerin üretilmesi gerekiyor”
Köksal, hazırladıkları projede, bugüne kadar yapılan tüm deneysel çalışmalardan faydalandıklarına değinerek, proje sonunda teorik çalışmaları deneysel verilerle desteklemeyi ve bunu üretim şekline dönüştürmeyi planladıklarını kaydetti.
Bilgisayar teknolojisinde kullanılması için nano malzemelerin portatif şekilde üretilmesi gerektiğini dile getiren Köksal, “Bilgisayarlarda kullanmak için nano boyutta malzemelerin üretilmesi gerekiyor. Bu üretildikten sonra bilgisayardaki yazma ve okuma işlemini normal lazer ışınlarıyla değil, özellikle projemizde kullanmak istediğimiz bükümlü ve ultra hızlı lazer ışınlarıyla yapmaya çalışacağız” dedi.
“Manyetik okumayı optik okumaya dönüştürmek istiyoruz”
Köksal, özellikle bu tarz lazer ışınlarını kullanan dünyada yaklaşık 4 grup bulunduğunu bildirerek, bunun bir üst modelini yapmak ve teknolojiye dönüştürmekle ilgili AB ile ya da Avrupa’daki üniversitelerle ortak proje arayışına gireceklerini ifade etti.
Yaptıkları çalışmalarda özellikle nano materyallerin belirlenmesine önem verdiklerine işaret eden Köksal, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Manyetik okuma olayını optik okumaya dönüştürmek istiyoruz. Şimdiye kadar bu materyalleri belirlemeye çalıştık. Moleküler boyutta veya yarı iletken olarak nano malzemeleri nasıl üretebiliriz ve bunlardan neler üretebiliriz diye çalışmalarımızı sürdürdük. Bir elektronun bu malzeme içindeki hareketini ve nasıl etkilendiğini araştırdık. Bu konuda Türkiye ve yurt dışında 3 konferansa katıldık. Araştırmacılarımızla yaklaşık uluslararası nitelikte 5 yayın yaptık. Elde ettiğimiz verileri yurt dışında yayınlatmak üzere dergilere gönderdik.”
“Parçacıklar hard diske yerleştirilecek”
Çalışma sonucu elde edilecek parçacıkların özellikle bilgisayarın hard diskine yerleştirileceğine değinen Köksal, hard disk ve flash belleklerde bilgi okuma yazma oranını artırmak istediklerini dile getirdi.
Köksal, projenin batıda değil de doğudaki bir üniversitede gerçekleştirilmesinin önemine işaret ederek, şöyle devam etti: “Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki teknolojinin bütün nimetleri önümüze sunulmuş. Daha önceden Almanya’da çalışıyordum. Doğudaki bir üniversitede böyle çalışmaların yapıldığını göstermek bize mutluluk veriyor. Gerçekten bu önemli bir proje ve dünyada bu tarzda çalışma yapan çok az grup var. TÜBİTAK proje bitiminde, projeyi hayata geçirmek istersek bize destek sunacak. Projemizin süresi 3 yıl. Yürütülen çalışmalarda 3 araştırmacı ve 3 kursiyerimiz görev yapıyor.”
New Post has been published on CTHaber
New Post has been published on http://cthaber.com/alkollu-arac-kullanmaya-5-ay-hapis.html
Alkollü araç kullanmaya 5 ay hapis
Maltepe sahil yolu üzerinde, yüksek promil alkollü şekilde araç kullanırken yakalanan Burak Y.’ya, ‘alkollü araç kullanmayı alışkanlık haline getirdiği’ gerekçesiyle 5 ay hapis cezası verildi. Mahkeme, verilen cezayı da ertelemedi.
Geçtiğimiz Haziran ayında Maltepe sahil yolu üzerinde aracıyla seyir halindeyken polis ekipleri tarafından durdurulan 38 yaşındaki Burak Y.’nın yapılan alkol muayenesinde 367 promil alkollü olduğu tespit edildi. Cezai işlem uygulanan Burak Y. hakkında, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Burak Y.’nın, alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu, Silivri 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla sanığın aynı suçlamayla 3 kez ehliyetine el konulduğu ve olay anında ehliyetsiz olduğu belirtilerek, ‘Alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma’ suçlamasıyla 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Anadolu Adalet Sarayı 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuksuz sanık Burak Y. hakkında karar verildi. Duruşmada ifade veren tutuksuz sanık Burak Y. “Kötü bir boşanma süreci yaşadım. Bu nedenle olay günü alkollü şekilde araç kullanırken yakalandım. Şu an da içkiyi bıraktım” dedi.
Hakim, sanık Burak Y.’yi, alkol nedeniyle ehliyetinin alındığı bir dönemde ve yine çok fazla alkollü bir şekilde araç kullanırken yakalanmış olması nedeniyle 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanığın duruşmadaki iyi halini de göz önünde bulunduran mahkeme, Burak Y.’nin 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.
Hakim, sanığın alkollü araç kullanmayı alışkanlık haline getirdiği ve ileride suç tekrarından kaçınacağı hususunda mahkemede kanaat oluşmadığından, verilen cezayı ertelemedi.
kaynak > hurriyet.com
New Post has been published on CTHaber
New Post has been published on http://cthaber.com/yeni-nufus-cuzdanlarinda-sona-gelindi.html
Yeni nüfus cüzdanlarında sona gelindi
TÜBİTAK tarafından geliştirilen ve ‘Akıllı Kimlik Kartı’ olarak da isimlendirilen yeni nüfus cüzdanları, sağlayacağı kolaylıklarla da adından söz ettirecek. Yeni nüfus cüzdanlarının dağıtıma başlanmasıyla birlikte, 1976 yılından beri hayatımızda olan mavi ve pembe nüfus cüzdanları geçerliliğini yitirecek.
Bugüne kadar 5 kez değişen nüfus cüzdanlarının güncel hale getirilmesi amacıyla yapılan çalışmalar sonunda 2009 yılında pilot il seçilen Bolu’da uygulamaya konulan yeni nüfus cüzdanlarında bulunan çip sayesinde kamu hizmetlerinden yararlanan kişilerin hak sahipliği denetimi kolay ve güvenli bir şekilde yapılacak.
EHLİYETE GEREK KALMAYACAK
Yetersiz kişi doğrulamasından kaynaklanan usulsüzlük, yolsuzluk ve malî kayıplar (sosyal güvenlik, sağlık, sigorta, bankacılık vb.) asgariye inecek. Sağlayacağı güvenli kişi doğrulaması nedeniyle e-Devlet hizmetlerinin niteliği ve sayısı artacak. Yenilenmesi çalışmaları süren ehliyetlerin de e-Kimlik’e dahil edilebilmesi konusu ise henüz araştırma aşamasında. Bu gerçekleşirse ehliyet taşımaya da gerek kalmayacak.
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün sitesinde, yeni nüfus cüzdanlarıyla ilgili şu bilgiler yer alıyor: ”Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı pilot çalışmaları, 4 Temmuz 2007 tarihli ve 26572 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/16 Nolu Başbakanlık Genelgesi uyarınca yürütülmüştür. Pilot uygulaması üç aşamada yürütülen projenin birinci aşamasında TUBİTAK UEKAE tarafından geliştirilen işletim sistemi uygulamaları ile Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı ve kart okuyucularının test çalışmaları yapılmıştır. 2. aşaması 01.09.2008 – 05.12.2008 tarihleri arasında Sosyal Güvenlik Kurumu ile sağlık bakanlığı tarafından belirlenen ve Bolu İli Merkez İlçesinde yerleşik 14 bin vatandaşımıza kimlik kartı verilerek gerçekleştirilmiştir. Bolu İlindeki vatandaşlarımızın tamamını kapsayan pilot uygulamanın 3. ve son aşaması 31.08.2009 tarihinde başlatılmış olup 01 Kasım 2010 tarihinde tamamlanmıştır.
PİLOT İL BOLU OLDU
Pilot uygulamada verilen kimlik kartları sadece Bolu İlindeki sağlık ve sosyal güvenlik kurumlarında kullanılmaktadır. 10 yıllık kullanım ömrüne sahip olan ve ileri baskı teknikleri ile kişiselleştirilen Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı’nda TÜBİTAK-UEKAE tarafından geliştirilen milli işletim sistemine sahip yonga (chip) bulunmaktadır. Kimlik kartı ile sağlanan hizmetlerde, hizmetin özelliğine göre görsel ve elektronik olmak üzere farklı güvenlik seviyelerinde kimlik doğrulama yöntemleri kullanılmıştır.
Pilot uygulama kapsamında, değişik kart dağıtım yöntemleri (dağıtık, yarı-merkezi, gezici) denenmiştir. Ayrıca, kart dağıtım yöntemlerine bağlı olarak, mektupla davetiye, muhtarlık askı listesi gibi randevu yöntemleriyle kişiler bilgilendirilerek kart kişiselleştirme merkezlerine davet edilmiştir.
2010 yılı Kasım ayında sona eren pilot uygulama sonrasında, Bakanlığımız Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü (NVİGM) ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından, elektronik kimlik kartının ülke çapında yaygınlaştırılmasına ilişkin fizibilite çalışması yapılmıştır.
Hazırlanan fizibilite raporuna istinaden, elektronik kimlik kartının ülke çapında yaygınlaştırılmasını amaçlayan Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Yaygınlaştırma Projesi 2012 Yılı Yatırım Programına alınmış ve 20.04.2012 tarihinde de Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Yaygınlaştırma Projesi ihale edilmiştir.
Vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayacak kolay taşınabilir, taklit, tahrif ve sahteciliğe imkân vermeyen, biyometrik unsurlar da içeren, kredi kartı boyutlarında olması tasarlanan Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartının 2014 yılı ilk çeyreğinde vatandaşlarımıza verilmeye başlanması planlanmaktadır.”
NÜFUS CÜZDANLARININ TARİHİ YOLCULUĞU 1927 yılında ilk nüfus sayımının yapılmasının ardından ’Herkes kayıt altına alınsın ve tüm Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının nüfus cüzdanı olsun’ düşüncesiyle 1928 yılında Osmanlıca ve 32 sayfalık nüfus cüzdanına geçildi. Latin alfabesine geçilmesinin ardından 1929 yılında ise Latin alfabesiyle yazılan yapraklı nüfus cüzdanı uygulamaya girdi. Yürürlükte en uzun kalan bu nüfus cüzdanı (62 yıl) 1991 yılına kadar kullanılabildi. Bunun içinde erkek vatandaşların askerlik bilgileri dahil her türlü bilgisi yer alıyordu. 1976 yılında ise ilk kez kadın ve erkek nüfus cüzdanları farklı renklerde (erkeklerde mavi kadınlarda pembe) düzenlendi. TC kimlik numarası verilmesinin ardından 2000 yılından itibaren de şu anki nüfus cüzdanlarına geçildi. Mevcut nüfus cüzdanlarının öncekinden farkı, TC kimlik numarası olması ve medeni hali ile Dini’nin ön sayfadan arka sayfaya alınması olarak ortaya çıkıyor.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ KİMLİK KARTI’NIN FAYDALAR Kimlik kartı ile vatandaş farklı belge, kart taşımak durumunda kalmadan kimlik doğrulaması yapılabilecek. T.C. Kimlik No uygulamasında olduğu gibi tek kart-tek şifre dönemine geçilecek. Sahtecilikten kaynaklanan vatandaş mağduriyeti önlenecek. E-Devlet kapsamında sunulan hizmetlere, internetin bulunduğu her yerden kimlik kartı ile erişilebilecek.
Uzmanlar, yeni kartın, kamu kurumlarının vatandaşa yönelik sunacakları hizmetlerde elektronik iş süreçlerini destekleyerek bürokrasiyi en aza indireceğini, kamu hizmetlerinden yararlanan kişilerin hak sahipliği denetiminin kolay ve güvenli bir şekilde yapılacağını belirtiyorlar. Yetersiz kişi doğrulamasından kaynaklanan usulsüzlük, yolsuzluk ve malî kayıpların (sosyal güvenlik, sağlık, sigorta, bankacılık gibi) asgariye ineceğini ifade eden uzmanlar, sağlayacağı güvenli kişi doğrulaması nedeniyle de e-Devlet hizmetlerinin niteliğinin ve sayısının artacağını kaydediyorlar.
kaynak > hurriyet.com
New Post has been published on CTHaber
New Post has been published on http://cthaber.com/sarigul-konusuyor-canli.html
Sarıgül konuşuyor - Canlı
CANLI YAYIN İZLE
New Post has been published on CTHaber
New Post has been published on http://cthaber.com/basbakan-erdoganin-danismanindan-bati-medyasina-elestiri.html
Başbakan Erdoğan'ın danışmanından Batı medyasına eleştiri
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı Doç. Dr. Ertan Aydın, El Cezire için kaleme aldığı, “Oryantalizm misilleme yapıyor” başlıklı makalede Batı medyasının Türk hükümetiyle ilgili tavrını eleştirdi. Aydın yazısında Gezi Parkı gösterilerine de değinerek, “New York Times makalelerinde laf arasında bahsedildiği gibi Erdoğan, Gezi protestolarının liderleriyle görüştü ve hükümet protestoların temel taleplerini kabul etti. Önümüzdeki yıl Türkiye’de birden fazla seçim olacak. Yerel yönetimlerin ve cumhurbaşkanının belirleneceği özgür seçimlerin yanı sıra muhtemelen de erken genel seçimler için sandığa gidilecek” yazdı.
İşte Aydın’ın yazdığı makalenin tam metni:
“Son dönemde Batı medyasının Türk demokrasisi ve siyaseti konusundaki söyleminde çarpıcı bir ironi var: Fox TV ve The New York Times gibi, Amerikan siyaseti ve dünya meseleleri konusunda farklı perspektifleri olan medya kuruluşları, başyazılarında ve makalelerinde bir noktada buluşuyorlar. O da çağdaş Türkiye’nin baskıcı ve muhafazakâr bir polis devleti olduğu ve seçilmiş bir başbakanın kişisel arzuları doğrultusunda keyfi bir şekilde yönetildiği…
Bloomberg News’tan Marc Champion, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’nin demokratik ve liberal yasalarını İslamcı diktatörlük kanunlara dönüştürmek üzere ‘gizli bir ajandası’ olduğunu duyurdu.
The New York Times’tan Tim Arango ve Ceylan Yeğinsu da küstah bir üslupla, hükümetin ‘yurt dışındaki imaj’ kaygısıyla nispeten medeni davrandığını ve muhalif grupların üzerine korkulduğu kadar gitmediğini kaydederek, bu gizli otoriter ajanda analizine uydu.
Buradaki varsayım şu; Türkiye’nin uluslararası imajı söz konusu olmasaydı, Türk yetkililerin demokrasi, siyasi haklar veya hukukun üstünlüğü gibi değerlerle ilgili kendileri inandıkları için kaygıları olmayacaktı.
Osmanlı anayasasının ilanıyla ilgili haberi duyunca günlüğüne, ‘Türk anayasası!’ diye alaycı bir giriş yapan William Gladstone’dan bu yana çok fazla bir şey değişmemiş gibi görünüyor.
Ateşli Hıristiyan İslamofobisi’nin ve İngiliz emperyalizminin sembolü William Gladstone bugün yaşamış olsaydı, atacağı tweet’e ‘Müslüman demokrasisi!’ diye başlayabilirdi.
Türk demokrasisi üzerine medya oryantalizminin neden yeniden canlandığını görüyoruz? Bu sorunun cevabı, gazetecilerin partizan siyasi duruşlarının ya da düşük analitik standartlarının ötesinde yatıyor.
AKP DÖNEMİNDEKİ KAZANIMLAR Önce, son dönemde Türkiye hakkında Batı basınında çıkan haberlerde pek bahsedilmeyen bazı gerçekleri hatırlayalım. Ak Parti hükümeti dönemindeki son 10 yılda, Türk hukuk sistemi ve siyasi kültürü daha demokratik bir hâl aldı. Gizli bir ajanda varsa, bu çeşitli vatandaşlarının siyasi, dini, kültürel ve yasal haklarını genişletmek için olabilir.
Kürtçe’nin kullanımı ve kamusal alanda başörtüsü takmak gibi 1990′lı yıllarda mücadelesi verilen birçok sosyal, dini ve kültürel hakla ilgili son yıllarda kazanımlar elde edildi. Daha da önemlisi, liberal demokrasinin tüm kriterleri açısından Türk siyasi ve hukuk sistemi son 10 yılda gelişim gösterdi.
Gezi Parkı’ndaki geniş katılımlı gösteriler bir ölçüde de Türkiye’deki demokratik sisteme olan güvenden kaynaklanıyordu. Sivil hatta sivil olmayan protestocuların bile hukuki haklarının olduğuna ve bu haklarının korunacağına inanılıyordu. Bir ay kadar süren gösteriler sırasında yaşanan beş talihsiz can kaybı ülkenin hukuki sistemi tarafından soruşturuluyor ve bu ölümlerin nedenleri konusunda emniyet yetkililerinden açıklama isteniyor.
Kamu mallarına milyonlarca dolarlık zarar verilmesine rağmen, göstericilerden hiçbirine hapis cezası verilmedi. New York Times makalelerinde laf arasında bahsedildiği gibi Erdoğan, Gezi protestolarının liderleriyle görüştü ve hükümet protestoların temel taleplerini kabul etti. Önümüzdeki yıl Türkiye’de birden fazla seçim olacak. Yerel yönetimlerin ve cumhurbaşkanının belirleneceği özgür seçimlerin yanı sıra muhtemelen de erken genel seçimler için sandığa gidilecek.
İSLAM VE DEMOKRASİ Öyleyse neden Batı medyasının söylemleri Türkiye’yi ‘Şark Despotu’ olarak ilan etmeye doğru yöneliyor? Bu sorunun yanıtı, dindar Müslümanların kendi değerlerini asla liberal çok partili demokrasinin değerleriyle bağdaştıramadığı varsayımında yatıyor. Türkiye’nin son on yıllık siyasi deneyiminde muhafazakâr bir partinin modern Türk tarihindeki bir başka siyasi partiden çok daha fazla demokratikleşme reformu elde etmesinin anlaşılamaması ve inkâr edilmesinin nedeni de bu.
Bu dönem boyunca hem solda hem de sağdaki laik ve modernizm yanlısı gibi görünen siyasi partiler, Türk politikasının Batı karşıtı ve ulusalcı görüşünü savundu. Bu partiler, AK Parti’nin demokratik liberalizmini ya ‘uluslararası İslamcılık yolundaki gizli bir ajanda’ uğruna laik Türk vatanseverliğine bir ihanet olarak ya da sivil diktatörlük olarak gösterdi.
Ayrıca Batı yanlısı laik Türkler, muhafazakâr değerlerin kamuoyuna açık bir şekilde tartışılmasını da küçümsedi. Örneğin AK Parti seçmeni, Türkiye’de yaygın bir şekilde doğum kontrol yöntemi olarak uygulanan kürtaj konusunda kamuoyunu caydırıcı bir tartışma ortamı görmek istedi. Türkiye’de kadınların kürtaj hakkı yasaklanmış değil ve muhafazakâr Müslümanların bu konudaki caydırıcı tavırlarının, katı Katolik yasaklarla alakası bile yok. Ancak ne zaman AK Partili bir bakan bunun yaygın olarak uygulanmasını eleştirdiğinde, muhalefet partileri kadın haklarının ihlal edildiğini söyleyerek tepki gösterdi.
KAYBETMEYİ HAZMEDEMİYORLAR MI? Muhalefet partilerindeki Türk entelektüeller ve gazeteciler, Batı medyasının oryantalizmini kendi amaçları uğruna yönlendirdi ve destekledi. Birçok Türk entelektüel, Batı’da Türkiye hakkındaki kalıplaşmış algıları kolaylıkla fark edebilir durumda; onların uçan halılar, göbek dansı yapanlar ve hamamlar gibi kendi toplumlarıyla ilgili görüntülere pek fazla tahammülü yok ve ‘Geceyarısı Ekspresi’ gibi filmlerde gösterilen korkunç hapishaneler gibi ‘Şark despotçuluğunun’ anlatım şekillerinin hilelerini biliyorlar.
Bu yüzden, genel ve belediye seçimlerinde üst üste yedi kez kaybeden ve bir sonraki genel seçimlerde kazanma ümidi az olan muhalefet, Türk hükümetini şeytanlaştırmak ve gizli bir İslamcı ajandaya sahip sivil diktatörlük gibi gösterip meşruiyetini ortadan kaldırmak için medya oryantalizmi ile ittifak kurmaya çalışıyor. Ana akım Batı medyası Ovbama’nın gizli sosyalizmi ya da otoriter seçkinciliğiyle ilgili bir Çay Partisi tartışmasından hiçbir zaman bahsedemezken, Erdoğan’ın gizli İslamcılığı ve otoriterliğiyle ilgili benzer partizan polemikler tartışmasız gerçekler gibi aktarılıyor.
Müslüman modernizmin karşılaştığı emperyalist oryantalizmin altın çağında, İngiliz vali Lord Cromer, ‘Reform yapılmış İslam artık İslam değildir’ demişti. Medya oryantalizmi de ‘demokratik Müslümanların artık Müslüman olamayacağına” inanmış gibi görünüyor. Bu da zamanla Türkiye’deki muhafazakâr Müslümanlar asala iyi demokrat olamazmış gibi bir hükme neden oldu. Kalıcı varsayımlarla yürütülen siyaset konusunda kafa yorma vakti geldi.”
New Post has been published on CTHaber
New Post has been published on http://cthaber.com/soykirim-protestosu.html
Soykırım protestosu
Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) zirvesine katılan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu toplantının yapıldığı otelin önünde sabah saatlerinde bir grup tarafından protesto edildi.
DHA’nın haberine göre, grup “Ermeni Soykırımı”nın Türkiye tarafından kabul edilmesini istediklerini belirterek, döviz ve pankart taşıyıp slogan attı.
Bakan Davutoğlu otelin diğer kapısından içeri alındı. KEİ toplantısı Karadeniz ülkelerinden dışişleri bakanlarının katılımıyla devam ediyor.
Bu arada Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun bugün öğle saatlerinde Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan ile baş başa görüşme yapması bekleniyor.
Fotoğraflar: Cansu ÇAMLIBEL
KEİ, Türkiye’nin girişimiyle 25 Haziran 1992′da İstanbul Zirvesi Bildirisi ile kuruldu. Örgüte Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Rusya, Sırbistan, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan üye.
ABD: DİYALOG İÇİN FIRSAT ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, Davutoğlu’nun Ermenistan’a düzenlediği ziyaretten memnuniyet duyduklarını ve bu ziyaretin bölgesel liderler arasında diyalog için bir fırsat sağlayacağını umduklarını söyledi.
Psaki, dünkü günlük basın brifinginde, Davutoğlu’nun Erivan ziyaretine dair değerlendirmesinin sorulması üzerine, “(Davutoğlu’nun) planlanan ziyaretinden memnuniyet duyuyoruz ve ziyaretinin bölgesel liderler arasında diyalog için bir fırsat sağlayacağını umuyoruz” dedi.
ABD olarak hem Türkiye hem de Ermenistan’a, normalizasyon protokollerini onaylamaları ve komşular arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine, her iki ülke halkları için istihdam ve fırsatlar yaratılmasına yardımcı olabilecek, sınırın açılması gibi somut adımların takipçisi olmaları yönünde çağrıda bulunmaya devam ettiklerini belirten Psaki, “Dolayısıyla ziyareti destekliyoruz ve süreci ileriye taşıyabileceklerine dair umutluyuz” ifadesini kullandı.
kaynak > hurriyet.com.tr