A Unique Portfolio of Hilma af Klint’s Botanical Drawings Communes with Nature’s Spiritual Side

Janaina Medeiros
ojovivo
wallacepolsom
Mike Driver

roma★
Keni
RMH
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

No title available
Jules of Nature

PR's Tumblrdome
$LAYYYTER

pixel skylines
Sweet Seals For You, Always
Today's Document
occasionally subtle
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Sade Olutola
Show & Tell
d e v o n
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Brazil
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from Maldives
seen from India
@daytrippers-blog
A Unique Portfolio of Hilma af Klint’s Botanical Drawings Communes with Nature’s Spiritual Side
who let this bird on the train
"Duygularımı tanımlamayı da anlamayı da hiçbir zaman başaramadım. Beni güden, yönlendiren bir dünyada, ona teslim olmuş bir halde öyle uzun bir süre yaşadım ki... nedeni bilmeden arzulayarak, nedenini bilmeden yok ederek, nedenini bilmeden yitirerek, yenilerek, kendime ve başkalarına zara vererek... Bütün bunlar acı vericiydi; sonsuzcasına kaybolduğum bir cengeldeydim sanki. Bir kaosta." Minotor'u Kışkırtmak - Anaïs Nin
“It’s not you I’ve lost, but the world.”
— Ingeborg Bachmann, A Kind of Loss
Louise Glück, from “The Denial of Death.”
[Text ID: “Everything is change, he said, and everything is connected. Also everything returns, but what returns is not what went away⏤”]
Fear of being found, Cat Byrnes
Sadece bakmak, arşivlemek, derlemek, toparlamak istemiyorum ya da onları bu aşamalarda bırakmak istemiyorum. Bu yılın hedefi de bu olsun: Ya en baştan bir şey yaratmak ya da topladığın şeylerden başka bir yere varmak. Bir şey üretmek. Geriye dönüp bu yıllarına baktığında böyle bir şey yapmıştım diyebilmek - yalnızca kendin için olsa bile.
Son Okur - Ricardo Piglia
But the landscape of devastation is still a landscape. There is beauty in ruins.
Susan Sontag, Regarding the Pain of Others, 2003
Önemli bir soru: Sevdiğimiz insan farkında olmadan -ve iyi niyetle dahi olsa- bizi kendimizin daha iyi versiyonuna mı yoksa bir başkasına mı dönüştürmeye çalışıyor?
Cameron Baxter A Comprehensive Guide to Navigating Parallel Dimensions
Tam oda duvarına asmalık. Bayılıyorum böyle şeylere.
25 yaşımın sonlarında yakaladı aşk beni. 26'ımın içini hayatla dolduruyor. Her şey ne kadar zor, ne kadar yıpratıcı, ne kadar baş edilemez gelirse gelsin bir o kadar da güzel geliyor, eşi benzeri bulunmaz. Birine bakmak bu kadar doyumsuz hissettirmemişti hiç. Mantığımı unutmak, kontrol arzumu bir kenara koymak. Sadece birine bakmak ve onu görmek, arzuyu görmek.
25 yaşımın sonlarında aşıktım ona, belki 26 ım biterken de öyle. Ama biliyorum usul usul bu aşk yerini sevgiye bırakıyor. Çünkü bir hayat istiyorum onunla. Kalbimi kıran bu hayatı, ancak onunla istiyorum. Bütün zorluklarla beraber.
Ardımızda bıraktıklarımız, bırakırken bize eklenenler, eklenirken eksilenler, eksilirken bazen kaybolup bazen tamamlananlar. Aşk bazen ara yollara sapmak, önümüzde uzayıp giden asıl yollardan kaçıp saklanarak başka olasılıkları keşfetmek gibi. Oralarda dolanmak, dolanmak ama sonsuza dek orada kalamayacağını bilmek ve tam da bu yüzden sonsuza dek orada kalmayı arzulamak.
Aşk, yitirmek için bulunmak istenen bir şey değilse, nedir ki?
Bağırmak, çağırmak, her şeyi yerle bir etmek, sonra durulmak, kendime gelmek istiyorum. Oysa tek yapabildiğim susmak, artık içimde yer kalmayana dek, sustuklarımın içimi kaplamasına izin vermek. Bir ağırlıkla yaşamak. Artık neyin nasıl söylenebileceğini bile unutmak.
Thomas Albdorf'un I Know I Will See What I Have Seen Before (2015) serisinden.
Seride daha birçok fotoğraf var, kendi sitesinden ulaşabilirsiniz. Ben hepsini çok sevdim.
“You will die. You will not live forever. Nor will any man or any thing. Nothing is immortal. But only to us is it given to know that we must die. And that is a great gift: The gift of selfhood. For we have only what we know we must lose, what we are willing to lose… That selfhood which is our torment, and our treasure, and our humanity, does not endure. It changes; it is gone, a wave on the sea. Would you have the sea grow still and the tides cease, to save one wave, to save yourself? Would you give up the craft of your hands, and the passion of your heart, and the light of sunrise and sunset, to buy safety for yourself - safety forever?”
— Ursula K. Le Guin, The Farthest Shore
Artık gelmesen de olur. Ne şimdi, ne yıllar sonra. Hiç ama hiç gelmesen de olur. Hatta gelmesen daha iyi olur.
Zamanla kendimizden eksilterek geçmişimizin bir parçası haline getirdiğimiz şeylerin, hep geçmişte kalmasını diliyorum.