Gururlu biriydim ben,azıcık istenmediğimi hissettiğim yerde tozumu bile bırakmazdım.
Sende kalabilmek için gururuma dahi ihanet ettim.
BENİ UNUT BUNU UNUTMA!….
Claire Keane
Keni
d e v o n

Love Begins

PR's Tumblrdome

No title available
hello vonnie
Color Me Curious

Andulka
tumblr dot com
One Nice Bug Per Day
h
Mike Driver

Origami Around
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
No title available
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

Game Changer & Make Some Noise

Jar Jar Binks Fan Club
I'd rather be in outer space 🛸

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from France
seen from United States
seen from United States
seen from Bangladesh

seen from Germany

seen from Malaysia
seen from United States

seen from South Africa

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Indonesia
seen from Tunisia
seen from Bangladesh
seen from Ireland
@deniz10010
Gururlu biriydim ben,azıcık istenmediğimi hissettiğim yerde tozumu bile bırakmazdım.
Sende kalabilmek için gururuma dahi ihanet ettim.
BENİ UNUT BUNU UNUTMA!….
Cemal Süreyya’ nın;
“Seni severken kendimi çok üzdüm "
dediği yerdeyim. Herkes herkese kıyardıda, sen bana kıyamazsın sanırdım … sandığımla sınandım…
Sen verilmiş emeğin, ziyan olmuş halisin!
Verdiği umudu geri alan ,aldığı ahıda güle güle kullansın.
Sana kim dokunduysa ona git diyeceğim
ama dünya turu atmandan korkuyorum
Başkasının altından kalkıp bana gelme üşütürsün!
Hiç kimse için ön yargılı olma
Kötülük de iyilik de
hiç tahmin etmediğin yerden gelir...
Bu kadar.
Benim seninle olan savaşım bitti; artık istediğine gülebilirsin!
Gün yüzü hariç, bütün yüzleri gördük
Hiç bir yerde kıymetimin olmadığını görünce , kimsenin de benim için değeri kalmadı..
Senin için su birikintisine girmeyecek biri için okyanusları aşma
Benim bir deniz kum güneşe ihtiyacım var..
Gel buyur
Pes ettiğimden değil, olmayacağını gözümün içine soka soka gösterdiğin için vazgeçtim
Öfkeli bir yapım, merhametli bir kalbim var benim; ama ikiside bana zarar veriyor!
yeni hikayelerinde kendin olmanı dilerim mâlum en eksik noktan.
🙏🙏👍
Tükeniyoruz ve farkında değiliz
Sen hiç farketmeden kalp kırmadin mi
Tanrı, Kumandanlar ve Memeler _______________________________ Ben bir tanrıya iman edeceksem, kiraz ağaçlarını ve kadın memelerini yarattığı için iman ederim. Ben bir memleketi seveceksem, generalleriyle dalga geçebildiği için severim. Kendi yarattığı kadınları örtülere ve evlere hapseden tanrılarla, savaşları çok ciddiye alan memleketlerle pek ilgim yok benim. “Bak çocuğum, şu benim yarattığım memelere, bacaklara, kalçalara bak, şu salıntılı yürüyüşlere bak evladım” diyen bir tanrıyla dostum. Arada bir başımı okşamalı benim tanrım, “İşini elinden geldiğince iyi yap sonra da hayatın alabildiğine tadını çıkar” demeli, dostça uyarmalı beni, “İyi yaşa, öbür tarafta neler olacağı hiç belli değil.” Böyle bir tanrı var. Ben çalışırken başımı okşuyor. Ben gezerken, önüme sahiller dolusu bronzlaşmış memeler, biçimli bacaklar, sıcak gülümsemeler çıkartıyor, “Bak” diyor, “Bak neler yaratmaya kadirim.” Tapıyorum ben o tanrıya. Sonra memleketler var. Generalleriyle dalga geçen memleketler. Bir karikatür çiziyorlar, üç karelik bir karikatür. Kahkahalarla güldürüyorlar beni. Birinci karede, siperde yatmış askerler görülüyor, başlarında generalleriyle bekliyorlar. İkinci karede komutanları elinde kılıcıyla siperden fırlayıp, “Hücum” diye bağırıyor. Üçüncü karede, ileri fırlamış komutanlarını siperdeki yerlerinden bir milim bile kıpırdamayan askerler “Bravo” diye bağırarak alkışlıyorlar. Dördüncü karede ben gülüyorum. Kiraz ağaçlarının ve kadın memelerinin arasında geziyor ve tanrıya tapıyorum. Generalleriyle dalga geçen memleketlerde dolaşıyor ve o memleketleri seviyorum. Bir kiraz ağacıyla bir kadın memesine, onların değerini bilmeyen her memleketi satmaya hazırım. Sat diyor zaten benim tanrım, “Kadın memelerine bakmayan ve generallerini çok ciddiye alan memleketleri sat gitsin, ilgilenme onlarla, ben sana yalnızca bir memleket değil koca bir dünya verdim, onu sev, ben sana senin zevklerini, kahkahanı paylaşan yeryüzünün her yanına dağılmış kardeşler verdim, onlarla eğlen.” İyi bir tanrı benim tanrım. Çok geniş bir memleket benim memleketim. Kiraz ağaçları ve kadın memeleri bizim iman ettiğimiz mucizeler. Generaller bizim güldüğümüz karikatürler. Ve Praksiteles, tanrımızın bize verdiği en muhteşem heykeltraş. Onun yaptığı heykeli, Romalı Plinius “dünyanın en güzel heykeli” ilan etmişti. Praksiteles, Atinalı bir heykeltraşdı. Bir gün ressam bir arkadaşıyla Datça yakınlarındaki Knidos'da bir akşam vakti sahilin kuytu bir yerinde içkisini içip sanattan konuşuyordu. Tepedeki manastırdan rahibelerin indiğini gördüler. Rahibeler sahile gelip, elbiseleriyle denize girdiler biraz serinlemek için. Aralarından yalnızca biri çırılçıplak soyundu. Genç kadının vücudunu gören Praksiteles hemen o anda o vücudun heykelini yapmadan yaşayamayacağını hissetti. Ertesi gün manastıra gidip, başrahibeden genç rahibenin heykelini yapmak için izin istedi. “Biz karışmayız,” dedi başrahibe, “Kendisine bir sorun, kabul ederse heykelini yapabilirsiniz.” Heyecanlı heykeltraş, genç rahibeyi çıplak heykeli için poz vermeye ikna etti. Heykeli yaparken, kızın hikayesini de öğrendi. Genç kız, bir adamı öldürmüştü. Mahkeme genç kızı ölüme mahkum etmişti. Yargıçlar idam kararını okudukları sırada, genç kızın artık yapılacak hiçbir şey kalmadığını gören avukatı birden ortaya fırlamış, genç kızın yanına gidip, üstündeki elbiseleri yırtıp, kızın çıplak bedenini yargıçlara göstermişti. "Bu memeleri yok etmeye razı olacak mısınız?” Genç kızın memelerini gören yargıçlar yeniden toplantıya çekilmişler ve o güzel memelere kıyamadıkları için idam kararını değiştirip, kızı bir manastırda yaşamaya mahkum etmişlerdi. Praksiteles, “hayat kurtaran” o vücudun heykelini yaptı. Adını “Knidos afroditi” koydu. Heykeli daha sonra Bizanslılar İstanbul'a getirip Beyazıt'da kızlar sarayının önüne diktiler ama büyük bir yangında heykel parçalandı. Allah’tan bu heykelin yüzlerce kopyası yapılmıştı ve tanrının yarattığı en güzel memelerden birinin mermere düşen izi günümüze kadar geldi. Eğer o heykeli görmediyseniz, tanrıyı ve onun neler yaratabileceğini çok ciddiye almıyorsunuz demektir ve benim tanrım kendisinin ve yarattıklarının ciddiye alınmamasından hoşlanmaz. Bilir ki, kendisini ve yarattıklarını önemsemeyenler generalleri çok ciddiye alırlar ve onun yarattığı memelere değil generallerin sözlerine bakarlar. Ben onlardan değilim. Ben, “Hücum” diye bağıran generallerini yerlerinden kıpırdamadan alkışlayan askerlere güler, kiraz ağaçlarıyla kadın memelerini yaratan tanrıya tapar, Praksiteles'in heykelini uzun uzun seyrederim. Eğlenirim ben, hayattan ve çalışmaktan zevk alırım. Sizin ciddiye aldıklarınıza güler, sizin sakladıklarınıza hiç doymayan bir açgözlülükle bakarım. Bana ve benim gibi olanlara hoşgörülü davranan iyi bir tanrım, adına dünya dedikleri büyük bir memleketim, kahkahalarım ve eğlencelerim var. Bizim memleketimizde Praksitelesler, Knidoslu afroditler, güzel memeli kadınları affeden yargıçlar, “Hücum” diye bağıran generalleri alkışlayan askerler yaşar. Kiraz ağaçlarını ve kadın memelerini yaratan tanrı, çalışırken bizim başımızı okşar. Ve, biz ona iman edip “hücum” diye bağıran kumandanlara güleriz. _______________________________ Ahmet Altan, İçimizde Bir Yer s.65-68 “Tanrı, Kumandanlar ve Memeler” Görsel:Praksiteles'in “Knidos Afroditi”. —Heykel, dünyadaki ilk çıplak kadın heykeli olması bakımından önemlidir.