
if i look back, i am lost

Kiana Khansmith
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

⁂
Keni
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

izzy's playlists!

#extradirty
styofa doing anything
NASA
RMH
Claire Keane
Sade Olutola

Kaledo Art
No title available
Xuebing Du

ellievsbear
we're not kids anymore.
i don't do bad sauce passes

Origami Around
seen from Germany
seen from United States
seen from T1
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from Honduras

seen from United States
seen from United States
seen from India

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Russia

seen from United States
@dontdowithoutme
“Do not expect people to tell you the truth because they also lie to themselves.”
— Don Miguel Ruiz
“insanlar doğa yasaları gereğince, genellikle iki bölüme ayrılırlar: aşağılar (sıradanlar), ki bunların biricik görevleri, kendileri gibi olanların çoğalmalarını sağlamak, bu işin aracı olmaktır ve kendi çevrelerine yeni bir söz söylemek yetenek ve dehasında olanlar. doğaldır ki, bu arada sınırsız sayıda alt bölümleme yapılabilir. ama bu iki ana bölümün ayırt edici çizgileri oldukça keskindir. birinciler, yani kendileri gibi olanların çoğalmasına araç olanlar, doğaları gereği tutucudurlar, uysaldırlar, boyun eğerek yaşarlar ve boyun eğmeyi severler. bence de bunlar uysal ve boyun eğici olmak zorundadırlar, çünkü bu onların görevleridir ve burada onlar için aşağılatıcı bir durum söz konusu değildir. ikinci bölümdekilerse, sürekli olarak yasaları çiğnerler, yıkıcıdırlar ya da yeteneklerine bağlı olarak, yıkıcılığa yatkındırlar. bunların işledikleri suçlar, doğaldır ki, son derece çeşitli ve görecelidir; ama büyük çoğunluğu, birbirinden apayrı nedenler ileri sürerek, daha iyi şeyler adına şimdinin yıkılmasını isterler. bunların ülkülerini gerçekleştirmeleri için, cesetlerin, kan göllerinin üzerinden atlamaları gerekse, bence kendilerine bu izni, vicdan rahatlığıyla verebilirler; tabii bu söz konusu ülkünün ne olduğuna, boyutlarının ne olduğuna bağlı olan bir şeydir, bu noktaya dikkatinizi çekerim. yazımdaki suç işleme hakkını ben bu bağlamda ele aldım. (hatırlarsanız, hukuksal bir sorunun tartışması olarak girilmiştir konuya.) aslında fazla telaş edecek bir durum yok ortada: ikinci bölümdekilerin kendilerine tanıdıkları hakkı, yığın hiçbir zaman onlara tanımamıştır. onları en ağır biçimde cezalandırmış, boyunlarını vurmuştur (az ya da çok); bunu yaparken de tümüyle haklı olarak, kendi tutucu görevini yerine getirmiştir. bununla birlikte, sonraki kuşaklarda aynı yığın, başları vurulan bu insanların heykellerini dikmiş ve onlara tapınmıştır (az ya da çok). birinci bölümdekiler hep bugünün, ikinci bölümdekilerse hep yarının efendileridir. birinciler dünyayı korurlar ve onu sayıca çoğaltırlar; ikinciler dünyayı hareket ettirirler ve onu bir amaca doğru yöneltirler. her iki bölümdekiler de tümüyle eşit yaşama hakkına sahiptirler. tek kelimeyle her iki yanın da hakları birbirine eşittir… ve… vive la guerre eternelle, tabii yeni kudüs’e kadar!”
suç ve ceza, dostoyevski
Onların istediği gibi düşünmüyoruz ve yaşamıyoruz diye bizi asla affetmiyorlar.
“İyilik deyince sevincin her türünü, sevince yardımcı olan, ona götüren her şeyi anlıyorum. Kötülük deyince de, acının her türünü anlıyorum. Çünkü biz, bir şeyi iyi olduğu için arzu etmiyoruz; o arzu ettiğimiz için iyidir. Bunun sonucu olarak nefret ettiğimiz şeyi de kötü olarak değerlendiririz.”
Spinoza, Törebilim
Yaz yaklaşır, akşamlar uzarken, kumsalda yürüyen, su birikintilerini elleyen o uykusuzlar, o umudunu yitirmememişler, olmadık hayaller gördüler - rüzgara kapılıp sürüklenen atomlara dönüşen beden, kalplerinde titreşen yıldızlar, içteki hayalin dağılmış parçalarını dışarıda bir araya getirebilmek için kasten bir araya getirilmiş dağlar, denizler ve gökyüzü. Erkeklerin zihinleri olan o aynalarda, içinde bulutların sonsuza kadar dönüp durduğu ve gölgelerin şekillendiği, hayallerin silinmediği o çalkantılı su birikintilerinde, bütün martıların, çiçeklerin, ağaçların, erkek ve kadınların, hatta beyaz toprağın bile ilan eder gibi göründüğü, iyiliğin galip geleceğini, mutluluğun hüküm süreceğini, düzenin egemen olacağını ima eden o tuhaf işareti yadsımak imkansızdı.
Virginia Woolf, Deniz Feneri
Talent: overthinking
“Fall in love with the person who enjoys your madness, not an idiot who forces you to be normal.”
— (via purplebuddhaquotes)
“This is the problem with getting attached to someone. When they leave, you just feel lost.”
— Zombieland (via naturaekos)