Again.

shark vs the universe
art blog(derogatory)
Interview Vampire Daily
🪼
$LAYYYTER

Jimmy Eat World
almost home

tannertan36
Monterey Bay Aquarium

@theartofmadeline

bliss lane

titsay
Not today Justin
The Stonewall Inn

roma★
noise dept.
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
YOU ARE THE REASON
occasionally subtle
RMH
seen from Brazil
seen from United States

seen from France
seen from Singapore
seen from France

seen from Türkiye

seen from Brazil
seen from Vietnam

seen from Venezuela
seen from Venezuela

seen from Croatia
seen from Bangladesh

seen from Türkiye
seen from Colombia

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States
seen from United States
@einsteinbiseylerbulmus
Again.
Yaşadığım bu sessizlik, tüm kaosa karşı bi başkaldırı. Dünyada dinamik halde olan her şeye karşı hatta tüm kozmozun varoluşuna karşı. Her soluk alışımda beynimde dolanan sessizliğin notaları, baktığım boş duvarda bahardaki çiçekleri ışıl ışıl güneşi içeren yeşil bi manzara, derinlerime uzanan mesafenin yarattığı hiçlik... Damarlarımdaki kan beni yavaş yavaş terkediyor sanki, varoluşumun hikayesi bu aynı zamanda hiçliğin. Şu an benim fizyolojik,metafiziksel varlığımın tanımı da denilebilir. Başka hiçbir şey yok hücrelerimde sadece ben varım gözlerim açık bi meditasyon seansı gibi şu ana odaklıyım ama andan bile uzağım. 15 ocak 03.37
yalnızlık ve güven.
yalnız olduğunu bilmek ilginç bi duygu. Kendini hissetmek sonuna kadar.Olağandışı bi güdü her şeyini her hücreni hissedersin. Güvenmek 1 milyon dolarlık bi araba gibidir. Almak çok zordur. Sadece hayalini kurarsın, anlaşılmanın. Güvenin kollarında olmanın seni sarmalamasının. Kendini bırakmanın bi yere, birine. Rahatsız bi yatakta uyuyor gibidir hayat. Uyanmaktan korkarsın ağrıları duymamak için. Her şey, hiçbir şey önemli değildir. Anlam yüklediğin iyi gelmiyordur. Aramak, aramak sadece çaresizliktir. Bulamamak mütemadiyen sonuçtur ve şaşırtmaz. Her nefeste sigara tadı almaya başlarsın ciğerlerine dolan bir sıkıntı gibi kendine bile güvenmezsin. En başa dönersin yürümeyi, konuşmayı bilmediğin başlangıca. Tutunacak bi annen yoktur, koltuklardan destek alırsın ve koltuğun kumaşı tutunduğun sıcak bi deriden daha çok uyum sağlar tenine. Daha derine gittiğinde tek bi hücre gibi hissedersin kendini birleşeceğin bi hücre bile bulamazsın kendin bölünerek büyürsün tek başına ayakta kalırsın kendi hücrelerine tutunup bi hayat oluşturursun. Senle sınırlı başka hücre, doku kabul etmeyen. Kendini seversin sadece oluşturduğun şeye tutunursun ve elinde başka bi şey yoktur kendi hücrelerinden başka.
Görünmez bi adamın peşinden gidiyorum. Her gün onu arayarak geçiyor günler. Anladığımsa o adamı bulamayacağım, aradığım kişi benim. Yıllarca,yollarca kendimi aradım.Beni tamamlayacak biri yok. Tanrıyı aramak gibi bi arayış bu, olmayanı yaratıp içimizdeki boşluğu doldurmasını bekliyordum. Arayış bitti. Bilinmezliklerle değil kendimi bilmekle ilgilenmek,gerçeklerle yaşamak, başka bi yol yok elimizde hiçbir zaman da olmadı.
Ben burda gerçeklik olarak neyi ileri sürüyorum, hakikat neden yok olamaz?Eğer bir şekilde o ayaklar altına alınırsa şimdi için yok olur ama yaşamın sonsuzluğu ile o her zaman tekrar yükselececektir. -E.A.Poe
bir kesit.
kahvesinden bi yudum alır ve sigarasıyla ciğerlerini doldurur. -Her şeyi halledebileceğimi bilyorsun değil mi? tüm imkansızlıkları imkanlı kılabileceğimi. herkese benim sana ne kadar aşık olduğumu ağlayıp sızlandığımı söyleyecektin ve kendinin de yalnız olduğunu bunu değerlendirmek istediğini. ben tüm bunlara razıydım. ama artık geçti. (bunları söylerken sakinliğini ve soğuk kanlılığını korur.)beni çok iyi tanıyorsun değil mi? affedici ve değişken ruh hallerine sahip olduğumu. ama artık işler değişti tekrar seni sevebilmem için aynı politika yer değiştirdi. bunu göze alabilecek misin? peki bunları yaptıktan sonra beni hala sevebilecek misin?
Yeni bi şehre gelince kendimde keşfedilmemiş derinlikler buluyorum.
Bir zamanlar uzak bir diyarda yalnız bi kız varmış. Geçmişi kolay, şimdisini yaşamaksa zor gelirmiş ona. Yorulduğunu söylemiş insanlara ‘kar en çok benim için yağar.’ demiş.
Bi gün karlı bi gece de elinde feneri dısarda yüüyormuş. Cesurmuş çünkü kaybedecek bi şeyi yokmuş. Karın her tanesi saclarını ağırlaştırırken fenerini de gözlerini de kapatmış ve beklemiş. Gözlerini açtığında karşısında onu izleyen biriyle karşılaşmış. Heyecanlanmıs.karanlık sebebiyle hiç bi şeyden emin değilmiş. Sonra sakince elini uzatmış. Titreyen elleri bu hareketle monttan sıyrılmış ve onun yüzüne dokunmuş. Karanlıktaki adam ise elini tutmuş ve öpmüş. O gece bu şekilde ayrılmışlar hic konuşmadan. Kadın bu esrarengiz adamın beklediği sinek valesi olduğunu düşünmüş. Sandığına ondan bir gömlek istemiş. Lakin bildiği bi şey varsa hiç tanımadığı sinek valesinin onu hiç bi zaman gerçekten sevemeyeceğiymiş. Sandığı açmış eline eski gömleği almış. Onu ilk ve son kez ağlatan erkeğin gömleğiymiş bu. Ve demiş ki bir gün sinek valesi girerse hayatıma bu gömlek bir daha günyüzüne çıkmayacak. O gün benim için yağan karlar duracak.
Yüz yıl beklemesi gerekmiş. Sinek valesi yıllarca yalnız kalmış. Maça kızı anlaşılmazmış ve onunla olmak nasıl olur kestiremiyormuş. Bir gün durup yalnızlığına bakmış bir de maça kızının resmine. Maca kızı da tanıştığı bi çok kız gibi parlıyormuş ama farklı bi şey sezmiş ilk kez. Kendisinden başka kimseciklerin farkedemeyeceği bi şey. Koşmuş Sinek valesi,gömleğini getirmiş hem de o ilk karşılaştıkları geceki ve bir daha gitmemiş. Eski beyaz gömleğin yerini eğlenceli kareli gömlekler almış. Bir daha sevilmeyecegini ve bu sebeple sevemeyecegini düsünen maça kızı gülümsemiş son rüyasına.
Mesele her şeyi deneyip tatmak değil sevdiğin şeylerle yaşamaktı.
Monument Valley
bu oyun ilk bölümde uzun uzun bakışıp bi sağa bi sola dolanıp sonradan yapımcının boyutları kullanım tarzıyla çözülen bi oyun. Tasaımları gayet ilgili yapılmış renkler sevimli. Geçişler ince düşünülmüş ama abartılmamış biraz ilgiyle halledilebiliyor. Her dokunuşta pianodan nota efekti yapılmış. Etraf oyun düzeneği dışında boşluk bu sayede oyuna odaklanmamız sağlanmış. Oyunun bütün olarak genel hissi mısır piramitlerinde dolanır gibi geçişler falan kendine has. bi kaç boyut çeşitliliğiyle farklı düzenekler hazırlanmış.karakter çok dikkat çekmiyor prenses olmasına rağmen beyaz bi çizim ve sade. oyun genel olarak sedelikten yana ama bu daha hoş bi hava katmış. basit bi hikaye ve bölüm geçişleri de fena değil.
Adın ne
Büşra